1. YAZARLAR

  2. Hülya SEZGİN

  3. Mor cepken!..
Hülya SEZGİN

Hülya SEZGİN

Ressam
Yazarın Tüm Yazıları >

Mor cepken!..

A+A-

Gün geçmiyor ki bir kadın cinayeti haberi almayalım...
İşte üç gün önce günahsız bir kadın... Bir eğitim neferi... Dünya güzeli, bülbül sesli Fatma Nur Çelik öğretmen öldürüldü sebepsiz yere...
Hoş bunun sebebi de olmaz ya...
Ve yine geçtiğimiz günlerde, aynı günde, beş ayrı ilde, beş ayrı olayda, peşpeşe beş kadının öldürülmesi olayı haberlerde yer aldı. Kızımla içimiz sızlayarak, şaşkınlıkla izlemiştik...
Gündüz kuşağı programlarda ki ben nefret ediyorum... ille de şiddete uğramış bir kadın dramı ya da cinayeti konuşuluyor, katil araştırması yapılıyor...
Kimini kocası dövmüş, kimini sevgilisi öldürmüş. Yüreğim kaldırmıyor...
Buna bir dur demek gerek... Nedenlerini araştırmak sosyologların,  yasalar ise etkin ve yetkin kişilerin işi...
Biz sanatçıların elinden ise sanat ile tepki göstermek geliyor ancak!..
Derken Antalya'daki bir kaç yürekli kadın bir proje oluşturmuş.
Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Galip Sökmen, Kadın Konukevi Müdürü Selda Vural, İmece Destek ve Yardımlaşma derneği Rahşan Aslan ve Ayşe Özmak Mercan küratörlüğünde bir etkinlik ve sergi düzenledi...

"Bir kadın, bir yolculuk... Kalemden fırçaya.."
Adlı içinde benim de yer aldığım çeşitli illerden onsekiz ressama kadın konukevinde kalan onsekiz  kadının umutlarını,  mücadelelerini, hayallerini ve yeniden başlama cesaretlerini anlattıkları mektuplarını ulaştırdı dernek...
Her ressam aldığı mektuptaki kadının öyküsünü tuvalinde yansıttı... Bir bir anlattı...
Benim resmimin adı ise "Mor cepken"
Yörük kızların çeyizine önce Mor cepken konurmuş ve annesi "Allah bunu sana giymek kısmet etmesin!" diye dua edermiş!..
Çünkü mor cepken erkeklerin korkulu rüyası imiş.
Kadın ihanete uğrayınca, ya da kocası tarafından dövülüp aşağılanınca mor cepkeni giyip herkesin görebileceği bir yere otururmuş.
Bu "Ben kocamı boşadım." demekmiş.
O zaman bütün köy kadının çevresinde toplanır, ona sahip çıkarmış...
Kocası ise evden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmazmış ve köyü terk etmek zorunda kalırmış...
Benim Anadolu geleneğimde aslında toplum nasıl güzel bir çözüm bulmuş buna...
Neyse...
Yapılan her eser bir kadının iç sesi, her tablo görünmeyeni görünür kılan bir yolculuk...
Ve bence bu güne kadar benzerine rastlamadığım bu değerli sosyal etkinlik sonucu eserler yine anlamlı bir gün 8 Mart Dünya  Kadınlar Günü kapsamında düzenlenecek bir sergi ile görücüye çıkacak.
Sergi sonunda eserlerimizi kuruma armağan edeceğiz ve değişik illerde sergilenecek...
8 Mart 2026 Pazar günü Antalya Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde saat 14.00 te açılacak sergimize yalnızca sanatseverleri değil... herkesi bekleriz...
Çünkü bu yalnızca bir resim sergisi değil, orada o kadınların acılarını görecek, yardım çığlıklarını duyacak ve umudunun yeşermesine tanık olacaksınız...
Ne diyeyim...
Biz ressamız... adımız Hıdır değil ama elimizden gelen budur!..
Gerisi ise etkin ve yetkin kimselere kalır!...

20260216-134033.jpgimg-20260303-wa0002.jpg






Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.