"Mızrak Çuvala Sığmıyor!"
“Mızrak Çuvala Sığmıyor!”
CHP’li üyelerin katılmadığı Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği’ne 3. turda 61 oyla Şahin Biba seçildi.
Şahin Biba, teşekkür konuşmasında, “Demokrasi milletimizin temsil vasıtasıdır. Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli makamıdır. Bugün meclisimizin aldığı bu kararda milletimizin iradesi tecelli etmiştir. Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir.” İfadelerini kullandı.
Bu seçim 5393 sayılı Belediyeler Kanunu açısından hukuki olarak doğrudur. Ya ahlaki olarak?
“Millet iradesine saygı seçim sonuçlarına da saygılı olmayı gerektirir!”
31 Mart seçim sonuçları millet iradesi değil miydi?
Halktan alamadığınız yetkiyi, hukuku araçsallaştırarak elde etmeye çalışmak ne kadar hukukidir?
Sorunun cevabı aslında sorunun içinde gizli. Hani halk arasında bir söz vardır ya, Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan bellidir!
Bugün yaşananlar da öyle…
Sürpriz değil, malumun ilanı, uzun süreden beri yapılan hazırlıkların sonucudur.
“Dokuz yıl önce meydana gelmiş bir iddia, defalarca sorulmuş, bir şey bulunamamış. Arada Bozbey‘in hiçbir görevi olmayan beş yıllık bir süre geçiyor. Bütün o sürede beklemişler, beklemişler Bozbey‘e gel demişler, partimize gel. ‘Büyük Şehri’ bize getir demişler. Bozbey dimdik durunca da bir operasyonla Bozbey alıyorlar ve şimdi de belediye Başkanlığı kaçırıyorlar…”
Bir yıldan beri Mustafa Bozbey’in Ak Partiye geçeceği söylentisini duymayan yoktu. Aksi durumda bu yaşananlar da bekleniyordu.
Eğer öyle olmasaydı, Ak Parti yönetiminde olan Belediyelerde de Sayıştay raporları ile tespit edilmiş ve kamuyu zarara uğratmış harcamaların da üzerine giderlerdi…
Kendi Yönetimlerinde olan Belediyelerinde ortaya atılan yolsuzluklar ve kamu zararlarıyla ilgili incelemeleri de aynı hassasiyetle yaparlardı. Bunların sayısı çoğaltılabilir.
Bugüne kadar sabahın altısında evi basılan, koluna polisler girmiş olarak, bir Ak Partili Belediye Başkanının göz altına alındığına şahit olan var mı?
Şimdi ortada bir gerçek var: Mızrak çuvala sığmıyor!
Bursalıların ekserisinin çoğunluğu Mustafa Bozbey’in 31 Mart sabahı, gözaltına alınması ve tutuklanmasının hukuki değil siyasi olduğuna inanıyor.
Ne kadar kılıf uydurulursa uydurulsun, hakikatin üzeri örtülemiyor. Çünkü biz biliriz ki minareyi çalan kılıfını hazırlar. Ama unutulmamalıdır ki, her kılıf gerçeği gizlemeye yetmez. Gerçek önünde sonunda kendini gösterir.
Her ağzını açtıklarında hukuktan, adaletten, milletten bahsedenler; ne yazık ki, şimdi geldiğimiz noktada, işlerine gelmeyen her alanda hukuku eğip bükmekte sakınca görmüyor.
Hani derler ya: Kendi gözündeki merteği görmeyen, başkasının gözündeki çapağa kusur arar.
Bugün tam olarak yaşanan budur.
Kendi kusuruna karanlıkta mum ışığında bakanlar, rakibinin kabahatini gündüz projektör altında büyüteçle arıyorlar…
Ama nafile… Çünkü eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
“Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü!” egemen olacaktı. Ne var ki şimdi yeni üstünlerimiz oluştu.
Güç ellerine geçtiğinde “hukuk” diyenler, güç sarsıldığında “kılıf” aramaya başlıyor.
Ne yazık ki bu anlayışın temelinde bir başka kural daha var: Mühür kimdeyse Süleyman odur!
Oysa mesele tam da burada düğümleniyor.
Eğer hukuk, gücün sopasına dönüşürse; o artık hukuk değildir, sadece araçtır.
Bugün yaşananlara bakınca insan ister istemez aklına şu sözler geliyor:
Bal tutan parmağını yalar.
Gemisini kurtaran kaptandır.
Ve en acısı…
Yavuz hırsız ev sahibini kovalar…
Ama unutulan bir şey daha var. Görünen köy kılavuz istemez. Bu gidişatın sonu bellidir…
Tarih gerçeğin er ya da geç ortaya çıktığı örneklerle doludur. Haklı olan belki geç kazanır, ama mutlaka kazanır…



YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.