1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Dijital Reklam Pastası ve Yerel Medya

Dijital Reklam Pastası ve Yerel Medya

Dijital Reklam Pastası ve Yerel Medya

A+A-

Dijital Reklam Pastası ve Yerel Medya

 

Dijital Sömürgecilikten Dijital Egemenliğe

Günümüzde bir ülkenin bağımsızlığı, sadece fiziksel sınırlarının korunmasıyla değil, dijital sınırlarının ve veri sahasının güvenliğiyle ölçülmektedir. Son çeyrek asırda (27 yıl) bizzat içinde bulunduğum dijital medya ve reklam ekosistemi, bugün ne yazık ki yerli üreticinin susturulduğu, milli medyanın nefessiz bırakıldığı ve sermayenin kontrolsüzce sınır dışına aktığı bir "dijital sömürü" düzenine dönüşmüştür.

Hızla büyüyen küresel dijital platformlar, sadece reklam pastasındaki aslan payını almakla kalmamakta; aynı zamanda vergi adaletsizliği, telif gasbı ve algoritmik manipülasyonlar yoluyla yerli ve milli olma irademizi sekteye uğratmaktadır. Bu durum, geleneksel medyamızda telafisi güç kırılmalara yol açarken, iç pazardaki arz-talep dengesini büyük markaların lehine bozarak yerel kalkınma hızımızı düşürmektedir.

Artık mesele sadece bir reklam geliri meselesi değil, bir Ekonomik Güvenlik ve Dijital Egemenlik meselesidir. Aşağıdaki çözüm önerileri, bu erozyonu durdurmak ve iç pazardaki milli reaksiyonu yeniden canlandırmak amacıyla, sahanın içinden gelen tecrübe ve özgün bir vatanseverlik bilinciyle kaleme alınmıştır.

 

En başta bahsettiğim "Dijital Sömürgecilikten Dijital Egemenliğe Günümüzde bir ülkenin bağımsızlığı, sadece fiziksel sınırlarının korunmasıyla değil, dijital sınırlarının ve veri sahasının güvenliğiyle ölçülmektedir." Dedim ve bunun bir güvenlik sorunu olduğunu tekrar tekrar vurgulamak zorundayım çünkü dijital alan ve mecraları boş bırakırsak ve bu alanları ne kadar yok sayarsak işin içinden daha da çıkılamaz hale getirmiş oluruz.

 

Son günlerde yaşanan dijital meydanında etkisi ile büyüyen reklam gelirlerinin dengesiz ve haksız bir şekilde pay edilmemesi özellikle geleneksel medya üzerinde bir kırılma yaşanmasına neden oluyor. Bununla birlikte dijital medya da ki bu reklam erozyonu giderek dahada büyüyor her iki alanda ki reklam pasta paylarının azalması ve düşmesi sonucu diğer reklam alanları olan açık alan reklamları, kapalı alan reklamları, özel alan reklamları ve kapalı-açık devre reklamlar gibi yerlerde de aynı şekilde reklam verme azalması olarak görülüyor yerel markaların bu alanlarda olmaması yada az olması yerini daha büyük markaların doldurması ve yerlilik ve millik felsefesini kesinlikle büyük bir sekteye uğramış oluyor.

Bu gelinen noktaya kadar ve sonuçları itibariyle marka, pazar üretim, tüketim arz talep ve ithalat ve ihracat dengelerini de bir nevi zincirleme olarak oynatmış oluyor, daha doğrusu şöyle geriden geriye konuyu okumamız gerekirse bu değişiklik büyük markaların bizim olmayan markaların lehine (iyiliğine) oluyor ve milli yerli olma yolunda hızımız ülkece düşmüş oluyor.

Bu yüzden gelişmişlik seviyesi ve arz talep endeksi ile üretim tüketim ithalat ve ihracat konularını tekrar düzenleyebilmek için iç pazardaki reaksiyonları kesinlikle hemen almamız gerekiyor ve reklam konusunu ciddi bir şekilde ele almak gerekiyor. Hem adalet sağlansın hem haksız kazanç elde edilmesin vergi oranlarının yüksek olduğu ülkemizde resmi vergisini vermeyen ve kazanç sağlayan bir çok firmanın bulunması bu yüzyılda bizim açığımızdır.

Birincisi ve en önemli olan konu hızlıca büyüyen pazarımız olan dijital medya ve mecra servisleri üzerinden adil reklamları düzenlemek ikincisi vergi mükellefi olan markaları özellikle yerli millî olanları üretime büyümeye teşvik etmek bizden para kazanıp vergisini temsilciliğini açmayan markalar ile oturtup çözüme ulaşılması ile ancak mümkün görüyorum.

Dijital medya konusunda deneyimim ve en az 27 yıllık tecrübem ile şunu belirtmek isterim ülkemizde basın ilan kurumu tek başına yöneteceğini düşünmüyorum bunun için ve adaletli olacağı için bir "Reklam Borsası" devlet kontrolünde yine bu konudan bağımsız olarak geçim sıkıntısı yaşayanlar için can suyu olacak "Asgari Geçim Kalemleri" en az 50 kalem gıda temizlik bakım gibi alanalrda Asgari Geçim Kalemleri" başlığı altına parantez içinde (Halkın temel ihtiyaç maddelerinin en fazla yılda yüzde 10 dan fazla zam almadan satilabilmesidir. Bu sayede yerli üreticiyi koruyan fiyat/reklam dengesi vergi indiriminden de faydalanabiliyor olabilecek) En önemli konulardan biri de gençlerimizi ve herkesi ilgilendiren dijital erozyon ile mücadele konusunda atacağımız milli adımlar bununla "Dijital erozyon ile mücadele" adını verdiğimiz kendimizden bir yöntemle bu alandaki açıklarımızı da kapatarak yine özel gündemimizde olan "Sahte Ürün ve Reklam Denetimi" ve "Milli Kazanç Denetimi" gibi alanalrda güncellemeler yaprak ülkemizden her mecradan para kazanan ve vergisini ödemeyen bütün firmalara çözüm olarak ilişiğini bitirmek gibi elzem konuları ele almanın vakti, zamanı çoktan geldi geçiyor. Hızla değişen teknoloji ve imkânları çeşitlendirelim derken kendimize ülkece bu konuları maalesef ki yük yapıyoruz bu alanların daha kontrol edilebilinir bir alan ve daha dengeli olması için dijital altyapımızı ve hatta dijital kültürü de oturturmamız gerekmektedir. Bunun için çok yeni güncellenmiş doktrinsel çalışmalara ihtiyacımız var sadece konuları araştırmak yetmez çözümde bulmalıyız. Bunun için yeni bir metodoloji ve yöntem veya yöntemleri benimsemeliyiz toplum bilincini diri tutmak istiyorsak şayet buna şimdiden derhal başlamamız gerekir. Bu yüzden yerli ve milli imkanlarla geliştirilen "İMUTED" "İnsan Merkezli Teknoloji ve Dayanıklılık Doktrini" gibj gelişen teknoloji ve toplumu bireyi dayanıklı yapacak ve yeni yüzyılın gelişmiş Türkiye'nin gücüne güç katacak çalışmalara ihtiyacımız vardır. Yukarıda bahsettiğim konuları bu konuda yetkin, özellikle bizim gibi sorumluluk sahibi kişi ve bu konuda kafa patlatmış özgün çalışmaları olan kişi ve kurumlardan oluşturarak komisyonlar ile bu konuları şeffaf ve dengeli reklam teknoloji ve diger bilim alanlarının birleşimi ile sağlık işler yürütülebilmesi daha mümkün görünüyor.

 

Bu yüzden son günlerde yaşanan bazı gelişmeleri paylaşmak istiyorum;

 

Türkiye’de dijital medya ve reklam dünyasındaki bu dengesizlik, özellikle 2026 yılı itibarıyla ekonomik ve milli güvenlik boyutlarıyla daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı. Batılı dijital devlerin (Google, Meta, TikTok, X vb.) Türkiye pazarındaki hakimiyeti, yerel medya kuruluşlarının hayatta kalma mücadelesini doğrudan etkiliyor.

 

Durumun analizim şöyle:

 

1. Reklam Pastasındaki Devasa Dengesizlik

Türkiye’deki toplam reklam yatırımları içinde dijital mecraların payı her geçen yıl artarken, bu payın aslan payı küresel platformlara gidiyor.

2025 Verileri: Uzmanların ve sektör raporlarının verilerine göre, küresel dijital platformlar 2025 yılında Türkiye'den reklam yoluyla yaklaşık 200 milyar TL kazanç elde etti.

Yerel Medyanın Kaybı: Türk medyasının toplam reklam pastasından aldığı payın %26 seviyelerine kadar gerilediği görülüyor. Bu durum, yerel gazete, televizyon ve haber sitelerinin operasyonel giderlerini karşılayamaz hale gelmesine neden oluyor.

 

2. Vergisizlik ve Haksız Rekabet Sorunu

Küresel şirketlerin Türkiye'de elde ettikleri kazançları "hizmet ihracatı" veya farklı finansal modellerle yurt dışına aktarması, yerel medya ile aralarında ciddi bir eşitsizlik yaratıyor.

Kademeli Vergi İndirimi: 2026 başı itibarıyla Dijital Hizmet Vergisi %7,5'ten %5'e düşürüldü. 2027'de ise bu oranın %2,5'e indirilmesi planlanıyor. Yerel bir medya kuruluşu %20-25 bandında kurumlar vergisi ve diğer ağır yükümlülüklerle boğuşurken, küresel devlerin bu düşük oranlarla işlem yapması "haksız rekabet" olarak nitelendiriliyor.

Stopaj ve KDV Yükü: Türkiye'deki reklam verenler bu platformlara ödeme yaparken %15 stopaj ve %20 KDV ödemek zorunda kalıyor. Ancak bu vergiler doğrudan platformdan değil, Türkiye'deki yerli işletmenin cebinden çıkıyor.

 

3. Yerel ve Ulusal Medyanın Düştüğü Zor Durum

Reklam gelirlerinin dijitale, dijitalden de yabancı devlere kayması yerel medyada şu sonuçları doğurdu:

İstihdam Kaybı: Birçok yerel gazete ve internet sitesi, baskı maliyetleri ve personel giderlerini karşılayamadığı için kapanma veya küçülme yoluna gidiyor.

Telif Yasası İhtiyacı: Google ve Meta gibi platformlar, Türk medyasının ürettiği haber içeriklerini kendi algoritmalarında kullanıp üzerinden reklam geliri kazanırken, içeriği asıl üreten kurumlara herhangi bir telif ücreti ödemiyor. TBMM'de bu konuda "Dijital Telif Yasası" çalışmaları 2026 gündeminde kritik bir yer tutuyor. Bununla ilgili bir açıklama daha yapılmadı

 

4. Güvenlik ve "Dijital Sömürü" Boyutu

Mesele sadece para değil, aynı zamanda veri ve içerik kontrolüdür:

Veri Depolama: Türkiye'deki kullanıcı verileri bu şirketlerin yurt dışındaki sunucularında depolanıyor.

Manipülasyon Riski: Uzmanlar, reklam gelirlerinin yurt dışına çıkmasının yanı sıra, bu platformların algoritmaları üzerinden yerel kamuoyunun manipüle edilebileceğine ve bunun bir "dijital sömürü" düzenine dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Özetle: Türkiye'den çıkan 200 milyar TL'lik reklam kaynağı, ülkede ne istihdama ne de yeterli bir vergiye dönüşüyor. Bu kaynak, yerli medyanın teknolojik dönüşümünü finanse etmek yerine, Batılı teknoloji devlerinin kasasına giriyor.

 

Yukarıda bahsettiğim haksız kazanç ve bir nevi illegalite resmi bir zemin bulmuş oluyor. Bu yüzden şahsi çabalarımız bir yana milli birlik ve beraberlik için herkesin bu sınırlar içinde uyduğu kurallar dijital alemde de geçerli olmalıdır.

 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

 

 

Dijital ekosistemin kontrolsüz büyümesi ve küresel platformların vergi/telif zırhına bürünerek yerel pazarı domine etmesi, sadece bir medya sorunu değil, aynı zamanda bir ekonomik güvenlik meselesidir. Kendi 27 yıllık tecrübe birikimimle şekillenen bu vizyon; üretimden tüketime, arzdan talebe kadar tüm makroekonomik dengeleri koruyacak bir "Dijital Savunma ve Kalkınma Doktrini" gerektirmektedir.

Bunları bazı başlıklar ve çözüm odaklı yaklaşımım çerçevesinde, yerli ve milli direnci artıracak stratejik yol haritası şu şekildedir:

 

1. Devlet Denetimli "Milli Reklam Borsası" (MRB)

Küresel devlerin algoritmik kapalı kutularına karşı, şeffaf ve denetlenebilir bir merkezi sistem kurulmalıdır.

Adil Dağıtım Algoritması: Reklam veren yerli markaların bütçeleri, sadece yabancı platformlara değil; izlenme, erişim ve güvenilirlik verilerine göre yerel medya organlarına (gazete, TV, haber portalları) otomatik ve adil bir oranda paylaştırılır.

Veri Egemenliği: Kullanıcı verilerinin yurt dışına çıkışı engellenerek, reklam hedeflemeleri milli sunucular üzerinden yapılır. Bu sayede reklam pastası yurt içinde kalır.

 

2. "Dijital Erozyon ile Mücadele" ve İç Pazarın Korunması

Dijital mecraların yerel kültürü ve yerli markaları görünmez kılan yapısı bir "erozyon" olarak tanımlanmalı ve şu önlemler alınmalıdır:

Görünürlük Kotası: Dijital platformlara, Türkiye sınırları içindeki yayınlarında belirli bir oranda "Yerli Marka ve Yerli Üretim" içeriği gösterme zorunluluğu getirilmelidir.

Haksız Rekabet Freni: Küresel markaların sınırsız bütçelerle yerel markaları açık artırma (bidding) sistemlerinde ezmesinin önüne geçilerek, yerli üreticiye dijital mecralarda "indirimli koridorlar" açılmalıdır.

 

3. "Asgari Geçim Kalemleri" ve Reklam Teşvikleri

Reklam sadece bir pazarlama aracı değil, halkın bilgiye ve ürüne ulaşma hakkıdır. Pandemide halkın bir anda zamlar ile boğuşması günümüze kadar bitmiş bir konu değil hatta enflasyon daha da artarak bu açığı git gide büyüyen bir canavar haline getirmiştir. Bu yüzden Asgari Geçim Kalemleri" Halkın temel ihtiyaç maddelerinin en fazla yılda yüzde 10 dan fazla zam almadan tüketicinin satabilmesi alıcının da satın alabilmesidir. Bu sayede yerli üreticiyi koruyan fiyat/reklam dengesi vergi indiriminden de faydalanabiliyor olabilir denge sağlamış olur.)

 

Stratejik Ürün Koruması: Temel gıda, temizlik ve yerli teknoloji gibi "asgari geçim" kalemlerini üreten yerli firmalara; açık alan, kapalı devre ve dijital mecralarda vergi avantajlı veya hibeli reklam alanları tahsis edilmelidir.

KOBİ Desteği: Yerli ve milli üretim yapan küçük işletmelerin, dev markaların gölgesinde kalmaması için reklam maliyetleri "üretim teşviki" kapsamında değerlendirilmelidir.

 

4. "Sahte Ürün ve Reklam Denetimi" Birimi

Dijital mecralardaki denetimsizlik, yerli üreticinin itibarını sarsan en büyük etkendir.

Anlık Dijital Mühür: Reklamı yapılan ürünlerin yerli üretim olup olmadığı, kalite standartları ve fiyat istikrarı; bağımsız bir dijital komisyon tarafından "milli karekod" veya "güven damgası" ile doğrulanmalıdır.

Dezenformasyonla Mücadele: Yerli üretimi karalayan veya haksız rekabet yaratan manipülatif reklam içeriklerine anında erişim engeli ve ağır finansal yaptırımlar uygulanmalıdır.

 

5. "Milli Kazanç Denetimi" ve İlişik Kesme Protokolü

Türkiye üzerinden elde edilen her kuruşun izi sürülmeli ve mali sorumluluk yerine getirilmelidir.

Vergi Mükellefiyeti Zorunluluğu: Türkiye'de reklam geliri elde eden her platform, fiziksel temsilciliğin ötesinde, elde ettiği geliri "Türkiye Kazancı" olarak beyan etmek zorundadır.

Mali Karantina ve İlişik Kesme: Vergisini ödemeyen, yerli medyanın telif hakkını gasp eden ve milli ekonomiye zarar veren platformlara; kademeli bant daraltma, reklam yasağı ve nihayetinde ticari faaliyetlerini dondurma (ilişik kesme) prosedürü uygulanmalıdır.

Makroekonomik Sonuç ve Denge

Bu sistem hayata geçtiğinde; ithalat bağımlılığı azalan, kendi markasını dijitalde ve sokakta (açık/kapalı devre ilanlarda) görebilen, özgüveni yüksek bir iç pazar yapısı oluşacaktır. Arz ve talep dengesi, küresel sermayenin manipülasyonundan kurtarılarak; yerli üretimin ihracat kapasitesini artıracak bir kaldıraç haline dönüşecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.