1. YAZARLAR

  2. Mehmet YILMAZ

  3. Genelge Çok, Tutarlılık Nerede 2
Mehmet YILMAZ

Mehmet YILMAZ

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Genelge Çok, Tutarlılık Nerede 2

A+A-

Son Dakika Genelgeleriyle Aidiyet Sağlanmaz

2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin öğrenci kıyafetleriyle ilgili düzenlemeler 22 Temmuz 2026 tarihinde yayımlandı.

Okulların açılmasına sayılı günler kala…

Sonra yine aynı sorular:

Kıyafet değişecek mi, değişmeyecek mi?

Arma olacak mı, olmayacak mı?

Olacaksa nereden alınacak?

Okuldan mı alınacak, üretim safhasında mı kıyafete monte edilecek?

Dikilmiş kıyafete arma sonradan nasıl monte edilecek?

Çocuk ne zaman giyecek?

Bütün bunlar okul açılmasına haftalar kala konuşuluyor.

Sonra da çocuklara:

“Planlı olun.” diyoruz.

İyi de…

Önce kendimizin örnek olması gerekmez mi?

Bir okul kıyafeti yalnızca kumaş ve dikişten ibaret değildir.

Bir çocuğun üzerinde taşıdığı kıyafet okul kimliğidir.

Dolayısıyla o kıyafetin zamanında, düzgün ve standart biçimde hazırlanması gerekir.

Özellikle arma meselesi bunun en açık örneğidir.

Bir okulun arması sadece kumaş parçası değildir.

Çocuk için okulun sembolü, aidiyetin temelidir.

Ama arma üretim sırasında kıyafete düzgün biçimde monte edilmek yerine velinin evde dikmesine bırakılıyorsa, ortaya çıkan görüntüyü de hesaba katmak gerekir.

Bir çocuk terzi değildir.

Bir anne-baba da profesyonel forma üreticisi değildir.

Arma yamuk dikilebilir.

Büzülebilir.

İlk yıkamada çıkabilir.

Birinin kıyafeti düzgün, diğerinin arması eğri olabilir.

Yetişkin için bunlar küçük ayrıntılardır.

Ya çocuk için?

Çocuklar birbirlerinin en küçük farklılığını bile görür.

Bir armanın kıyafet üzerindeki görüntüsü bile alay konusu olabilir.

Bir kıyafet görüntüsü bile özgüveni etkileyebilir.

“Don yürümeyi, akçe saymayı öğretir!” derler.

Kıyafeti üzerinde düzgün duran kişi kendinden emin olur.

O hâlde aidiyet diyorsanız, önce o aidiyet sembolünün çocuğun üzerinde nasıl görüneceğini düşünmek zorundasınız…

Aidiyet, son dakika genelgesiyle oluşmaz.

 

Kayıt Otomatik, Bağış Manuel mi?

Gelelim asıl can alıcı noktaya…

Bakanlık açıkça söylüyor:

Kayıtlar e-Okul üzerinden otomatik yapılacak.

Kayıt bölgesi dışından öğrenci alınmayacak.

Velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret istenmeyecek.

Şikâyet gelirse takip edilecek ve gereği anında yapılacak…

Kâğıt üzerinde her şey mükemmel. Bundan daha açık ve net ne söylenebilir?

Hiçbir şey.

Ama asıl soru şu:

Bu söyledikleriniz okulun kapısında ne kadar karşılık buluyor?

Çünkü sahadan gelen şikâyetler ve duyumlar bambaşka bir tablo anlatıyor.

Bazı okullarda kayıt bölgesi içinde bulunan velilerden dahi bağış adı altında para istendiği, hatta bazı iddialara göre asgari ücret düzeyinde bağış yapılmadığı takdirde kayıt konusunda sorun çıkarıldığı ileri sürülüyor.

Çocuğunu kayıt bölgesi dışında bir okula göndermek isteyen veliler açısından ise çok daha yüksek rakamlardan söz ediliyor.

250-300 bin liradan kadar kapı açılan taleplerden ve pazarlıkla orta yolun bulunduğundan söz eden iddialar var.

Hatta bağışın çocuğun soyadıyla aynı soyadını taşıyan bir yakını tarafından yapılmasının dahi kabul edilmediği, hatta çocukla soyadı tutmayan yakınlarının bağış miktarının parçalara bölünerek ve farklı isimlere ödenmesinin talep edildiği yönünde duyumlar geliyor.

Bunlar doğruysa…

Bu nasıl bir sistemdir?

Genelgede:

“Bağış alınmayacak.” deniyor.

Sahada:

“Bağış yapmadan kayıt olmaz.” deniyorsa…

Bir yerde ciddi bir problem var demektir.

Ve bu problemin adı veli değildir. Öğrenci değildir.

Öğretmen hiç değildir.

Burada yalnızca “Bağış alındı mı, alınmadı mı?” sorusunu sormak yetmez.

Şunu da sormak gerekir:

Bu okul yöneticisi neden böyle bir kaynak arayışına itiliyor?

 

Yeterli Ödenek Yok, Personel Yok, Bağış Yok!

İşte meselenin belki de en can alıcı tarafı burada.

Okula yeterli ödenek göndermeyeceksiniz.

Temizlik personeli ihtiyacını karşılamayacaksınız.

Yardımcı personel eksikliğini okulun sırtına bırakacaksınız.

Güvenlik ihtiyacını okul yönetiminin çözmesini bekleyeceksiniz.

Elektrik, su, bakım, onarım, temizlik ve daha birçok gider için yeterli ödenek göndermeyeceksiniz. Giderleri okulun kendi imkânlarıyla karşılamasını isteyeceksiniz.

Sonra okul müdürü bir yerlerden kaynak bulmaya çalışınca:

“Bağış alamazsın.” diyeceksiniz.

Peki nasıl yapacak?

Okul kendi kendine mi elektrik üretecek?

Temizlik personeli kendi kendine mi gelecek?

Bozulan musluk kendi kendine mi tamir olacak?

Güvenlik görevlisi gökten mi inecek?

Ödenek yok, personel yok, kaynak yok; ama bağış da yok!

Bu denklem nasıl çözülecek?

İşte burada genelge ile gerçek hayat birbirinden kopuyor.

Bir okulun bütün ihtiyaçlarını okul yöneticisinin omuzlarına bırakacaksınız. Eğitim öğretim için kafa yorması gereken zamanını kaynak arayarak geçirecek. Sonra da o yöneticinin kaynak aramasını suç haline getirirseniz, sorunu çözmüş olmazsınız.

Sümen altı eder, sadece sorunu görünmez hâle getirirsiniz.

 

Devam edecek

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.