1. YAZARLAR

  2. Nurettin BÖLÜK

  3. Şura suresi 10.ayet
Nurettin BÖLÜK

Nurettin BÖLÜK

ortakses
Yazarın Tüm Yazıları >

Şura suresi 10.ayet

A+A-

                       

                Şura suresi 10. Ayet

                Tartışılan ayetlerden biri de Şura suresi 10. Ayettir.

                Ayet: İhtilafa düştüğünüz herhangi bir konuda nihai hükmü vermek, Allah’a aittir. İşte bu niteliklere sahip olan Allah, benim Rabbimdir. Ben yalnız O’na dayandım ve yalnız O’na yönelirim.

                İhtilaf konularından biri özne ile ilgili. İlk cümlede geçen, nihai (son) hükmü vermek Allah’a aittir. Hükmünü Allah mı söylüyor? Yoksa Peygamber mi? İkinci cümleye göre söyleyecek olursak, Elçi söylüyor. Elçi’nin böyle bir hüküm verme yetkisi yok. Hüküm verme sadece ve sadece Allah’a aittir.

                Türkçede ve Arapçada da gizli özne diye bir kavram var. Gizli özne, önceki cümleler (burada ayetler) okunursa net ortaya çıkar. Önceki ayetleri okumayıp ortadan bir ayeti çekersen, okuyan kişiyi şüpheye düşürerek; Allah mı söylüyor yoksa Peygamber mi söylüyor? Okuyanı tereddütte bırakarak, devamında bu Allah sözü olur mu? Diye inkara yönelirsin. Veya okuyanı şüpheye sevk edersin.

                Ayetler tek başına ve kopuk ele alınarak mana çıkarılmasını önlemek için, Kur’an’da bağlam ilişkisi olarak nitelenen siyak-sibak ilişkisi vardır. Ayetin önceki ayetlerle bağlamına siyak, sonraki ayetlerle bağlamına da sibak denilir. Bu bağlam kurulmazsa ayetler bazen yukarıda olduğu gibi bizleri farklı noktalara götürebilir.

                Şimdi Şura suresi 10.ayetten önceki ayetlere bakalım.

                Şura suresi 8.ayet: Eğer Allah dileseydi, insanların hepsini tek bir ümmet yapabilirdi. Fakat O, dileyeni rahmetine dahil ediyor. Zalimlerin ne bir savunucusu ne de bir yardımcısı vardır.

                Şura suresi 9.ayet: Yoksa onlar, Allah’tan başka koruyucular mı edindiler? Oysa yegâne koruyucu ilah Allah’tır. Ölüleri O diriltir, her şeye o güç yetirir.

                Bu iki ayeti okuyarak 10. Ayeti okuduğumuzda öznede tereddüt kalmaz. İki ayette de öznenin açık olarak Allah olduğu görülüyor. 8 ve 9. Ayetten sonra gelen 10 ayette özne olarak Allah, tekrar edilmemiştir. Bu yazım, bütünlük bağlamında tekrar etmemek için sürekli uygulanan bir durumdur.

                Mesela: Atatürk, 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktı. Atatürk, 23 Nisan 1920 de TBMM’ni açtı. Atatürk, 29 Ekim 1923 de cumhuriyeti kurdu. Atatürk, 10 Kasım 1938 de öldü. Şeklinde yazmak mı daha uygundur yoksa ilk Atatürk isminden sonraki Atatürk ismini kaldırarak yazmak mı?

                Doğrusu: Atatürk, 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktı. 23 Nisan 1920 de TBMM’ni açtı. 29 Ekim 1923 de Cumhuriyeti kurdu. 10 Kasım 1938 de öldü. Şeklinde olmalıdır.

                İlk cümlede özne belli. Atatürk. Devamındaki cümlelerde Atatürk adı geçmediği halde öznenin Atatürk olduğu anlaşılmıyor mu? Anlaşılıyor. Bir tereddüt var mı? Yok.  Bu cümlelerden ilkinden sonrakilerden birini, yalnız başına kullansak özneyi bulabilir miyiz? Bulamayız.

                Mesela: 29 Ekim 1923’de Cumhuriyeti kurdu. Özneyi bulmak için “Kim” sorusuna cevap var mı? Yok. Özne ilk cümlede. Atatürk. Diğerlerinin öznesi ilk cümleye bağlı. Atatürk, Gizli özne olarak karşımıza çıkıyor.

                İnançları zayıf olan bazıları, Kur’an’da eksiklik aramak için; yukarıda olduğu gibi, ayeti öncekilerin bağlamından kopararak, cımbızla çekerek Şura 10. Ayette özne Allah mı Peygamber mi sorusunu yöneltebiliyor. Bu soruyu sorabilen kişinin gizli özneden haberi olmadığına inanmıyorum. Gayesi Kur’an da güya çelişkiler varmış havasını yaratarak, ilahi kitap olmadığını vurgulamak istiyor.

                Müslümanın bu gibi konularda uyanık olması gerekir.

                Ayetin meal ve tefsirlerini incelerken bazı hatalı yorumları da gördüğümü yazmadan edemeyeceğim.

                Bazıları son hükümden, ahiretteki hesap gününü anlamış. Bu anlayış eksik bir yorumlamadır. Bir defa Kur’an dünya hayatını düzenlemek için gönderilmiş bir kitaptır. İhtilaflar, dünyada insanlar arasında olur. İhtilafın olması da normaldir. Nihai hükmü verecek olan Allah, gözle görülür cismani bir varlık olmadığına göre; hüküm Kur’an ayetlerinde Allah’ın bildirdikleriyle verilecektir. Son hükmün Allah’a ait olmasından kasıt, Kur’an’a uymadır. Allah, insan yaşayışında uygulamalardaki hükmünü ayetlerle bildirmiştir. Bu hükmün hesap günü ile ilgisi yoktur. Çünkü, Hesap Gününde ihtilaf yoktur. Herkesin yaptıkları önüne konulacaktır. Ben bunları yapmadım deme şansı kimsenin yoktur.

                Bazıları da Müslümanlarla, olmayanların arasında geçen ihtilaftan söz etmiş. Bu da yanlıştır. Kur’an bütün insanlığa gelmiştir. İhtilaf bütün insanlık arasında, bütün insanlar arasında oluşacak bir durumdur. Müslümanın Müslümanla ihtilafı yok mudur? Daha fazla vardır. Çözüm Kur’an’dadır. Allah hükmünü Kur’an’da anlaşılır şekilde belirtmiştir. Başka kaynak aramaya gerek yoktur.

                Selam ve dua ile

                Nurettin Bölük 26.07.2026

               

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.