Halil KONUŞKAN

Halil KONUŞKAN

YAD Genel Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

SURİYE

A+A-

02 Eylül 2013 pazartesi günü Türkler Haber Sitesinde yeni başlayan Suriye iç savaşı ile ilgili görüşlerimizi yazmıştık.

1.      Yeni bir Kürt devleti kurulur

2.      Batı Türkmenleri yok sayar.

3.      Sınırlarımıza mülteci yığılır demişiz.

Ama Dünya Lideri (!) değiliz ve sakalımızda yok!

Son gelişmelersen sonra tekrar yayımlanmasını uygun gördük.

***

Savaş kapıda…

İnşallah durum değişirde Müslüman kanı akmaz ve Ortadoğu’ya bir felaket daha uğramaz.

Suriye Hafız Esad yönetime geldiğinden beri ağırlıkla Nuseyri kadrolar tarafından yönetilen nüfusunun yarısından çoğunun Suni Müslüman olduğu bir ülkedir. Bizler bu durumu ta başından beri biliyoruz. Suriye yönetiminin Hatay’ı istediğini, yıllarca öcalan’ı barındırdığını, buna bağlı olarak Türkiye’ye terör ihraç ettiğini, Sınır aşan sular konusunda anlaşmazlıklar yaşadığımızı, Hama ve Humus’ta katliamlar yapıldığını biliyoruz.

Sıraladığımız olaylar gerçekleşirken ve şimdi de yapılan uygulamaların yanlışlarına karşı tepki ve tavrımızı sürdürüyoruz. Bu böyle biline…

Ülkeler arasında anlaşmazlıklar ve dünya dengelerinden doğan düşmanlıklar olur. Bu düşmanlıklar ülkelerin çıkarları ile ilişkilidir. Bazen savaşırlar bazen de soğuk savaşa tutuşurlar. Biz de yıllarca Suriye ile soğuk savaş yaşadık.

Lakin bu savaşı kazandık. Türkiye Suriye’ye karşı sıcak savaşı göze alarak bu ülkenin haddini bildirdi. İki ülke arasında “Adana Mütabakatı” imzalandı. Mutabakattan bu yana Suriye’nin Türkiye’ye karşı olan hasmane tutumu değişmiştir. Bu şartlar altında Türkiye’nin Suriye ile ihtilafa girmesinin bir sebebi görünmemektedir.

Eğer dünyanın herhangi bir yerinde haksızlık yapılıyorsa ona karşı tavır sergilemek gerekebilir. Ancak o zaman adama sorarlar, aynı tavrı başka konularda niye sergilemediniz? Artık dile getirmekten yorulduk ama söyleyeceğiz başka yolu yok. Irak, İran ve Karabağ’da Türklere karşı zulüm ve haksızlık yapılırken, bu zulümler ve haksızlıklar bizi daha çok ilgilendirirken neredeydiniz?

Ayrıca Suriye’de Başer Esad iktidara geldiğinden itibaren Suni halka karşı olumlu bir tavır sergilenmiş babasının yanlışları uygulanmamıştır. Bu durumun böyle olduğu aralarından su sızmadığı zamanlarda hükümetimiz tarafından da propaganda edilmekteydi.

Sonra bir kalkışma ve akabinde iç savaş başladı. Savaş gereği hiç kimsenin onaylamayacağı vahşetler sergilendi. Gelen haberlerden uygulanan vahşetlerde muhalif güçlerin daha üstün ve vahşet uygulamakta daha başarılı olduğu görünmektedir.

Ancak bu tezgahı kuranların arzusunun hilafına tam anlamı ile Suni-Şii ekseninde bir saflaşma gerçekleşmedi. Hatta önemli Suni din adamları bile isyancılara karşı Esad hükümetine destek verdiler. Bunların en önemlisi Muhammed El Buti Şam’da cemaati ile birlikte öldürüldü.

Eğer zulme karşı olunacak ise muhaliflerin uyguladıkları zulme de karşı olmak gerekmez mi?

Ülkeler ancak kendi çıkarları gereği birbirlerine düşebilirler, başkalarının çıkarları gereği Müslüman kardeşinin karşısında konumlananları Allah affetmez.

Oynanan oyun Ortadoğu’ya yeni bir hançer saplama oyunudur. Bu oyunda yer alan sadece figüran olur ve figüranlar tecavüz sahneleri ile hatırlanırlar.

Şimdiye kadar yazılıp çizilenlerde devamlı Irak’ta Amerikan müdahalesine bağlı olarak 1.000.000 kişinin öldüğünden bahsedilmekte, aynı ölümlerin Suriye’de de yaşanma ihtimalinin yüksekliğine vurgu yapılmaktadır. Bu doğrudur ama gözden kaçan başka bir husus daha vardır.

Irak her ne kadar ABD tarafından bir miktarına el konulsa da büyük bir petrol gelirine sahiptir ve bunca savaşa rağmen büyük açlıklar çekmemiştir. Oysa Suriye kısıtlı miktarda petrol üretmektedir. Sanayisi olmayan, tarımında sahil bölgesinde ve Fırat havzasında yapıldığı orta ve doğu bölümü çöl olan bir ülkedir. Yakılıp yıkıldıktan sonra ülke de oluşacak olan büyük bir açlık ve sefaleti de düşünmeliyiz.

Ahlak düşkünlüğünün en önemli sebebinin açlık ve yokluk olduğu bilinen bir gerçektir. Böyle bir durumda Müslüman kardeşlerimizin düşeceği çukurda payımız olursa bunun hesabını Allah’a nasıl verebiliriz?

Suriye’ye düşecek olan ateş yine en fazla bize yansıyacak, sınır boyumuz mülteci kaynayacak ve Suriye’yi ayakta tutmak için mali yardım yapmak zorunda kalacağız. Daha dün Kuzey Kıbrıs’ın artık bizim ekonomimize yük olduğundan dem vuranlar bu durum karşısında acaba nasıl bir tavır sergileyeceklerdir?

Eğer Suriye’de otorite batılı güçlerin eline geçerse bundan bizim ve İslam dünyasının faydası olmayacaktır. İsrail rahatlayacak, yeni bir Kürdistan kurulacak ve bu oluşum bize yeniden terör ihraç edecektir.

Ayrıca batılı güçler Kürt bölgesine ve Nuseyri bölgesine izin verirken Kürtlerden fazla nüfusu olan Türkmenleri görmezden gelecektir. Batılı açık istihbarat kaynaklı etnik haritalara baktığımızda zaten bu niyeti açık olarak görebiliriz. Türkmen nüfusu Kürt nüfusundan fazla olmasına rağmen bu haritalarda Türkmenler ya hiç gösterilmemekte ya da az ve noktalar halinde belirtilmektedirler.

Bunun böyle olacağı Kuzey Irak örneğinden bellidir.

Akıllı insan kendi ayağına kurşun sıkmaz. Israrla kendisini hiç kurşunlamaz.

Batılı emperyalistlerin kendi çıkarları olmayan yaralı parmaklarla işleri yoktur.

Emperyalistlerin oyununa gelmeyelim.

Akıllı olalım!

Eğer zulme karşı olmak için bu kadar savaş isteklisi olunuyorsa bir teklifimiz olacaktır. Irak’tan sonra Suriye’nin de gözlerimizin önünde bölünmesini seyretmek yerine madem Ortadoğu’da karizmatik ve saygı duyulan bir liderimiz var. Bu saygınlığını kullansın ve bölgeye İslam ülkeleri adına bir barış gücü gönderilsin.

Hay Allah! Saygınlık kalmamıştı değil mi?

Unutmuşuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.