İnsanlar gerçek rızkını alabiliyor mu?
İnsanlar gerçek rızkını alabiliyor mu?
Allah, ayetlerle sabit; yarattıkları bütün canlıların rızıklarını da yaratmıştır. Yaratıklar için hazırlanmış olan bu rızıklar yeterince, Allah’ın istediği şekilde canlılara ulaşır mı? Ulaşıyor mu?
Canlılar deyince bitkileri ve hayvanları da kast ediyorum. Peşin olarak söyleyeyim. İnsanoğlu müdahaleci olmazsa, bitkiler de hayvanlar da rızıklarını yaşama şartlarına göre gerçek usulde alırlar. Onlar içgüdüsüyle de yaşasalar, sandığımız gibi birbirine çok zarar vermezler. Doğal seleksiyon dediğimiz sürekli değişim ve gelişim içerisinde nesillerini devam ettirirler. İlahi adalet mutlaktır. Bu adalette bozulma varsa, sebebi insandır.
Kur’an’da rızıklanma ile ilgili çok sayıda ayet vardır. Bu ayetler, rızkın sadece Allah tarafından verildiğini az veya çok takdirin O’nun tarafından yapıldığını, istediğine az, istediğine fazla takdir ettiğini, rızkı çok verilenlerin azacağını, rızkın az veya çok verilerek insanların sabrının sınandığı, imtihana hazırlandığı, verilen bol rızkın, Allah yolunda kullanılıp kullanmadığının (infak) takip edildiği bildirilmektedir.
Bu ayetler ışığında yorum, tefsir yapanlar da rızık Allah tarafından takdir edilmişse azına da çoğuna da şükür edilmesi gerektiğini, tersi bir durumun Allah’ın ayetlerini inkâr olacağı vurgusu yapmaktadır. Bu ayetlerden bazıları: Zümer suresi 52.ayet: Bilmiyorlar mı ki Allah dilediğine bol bol verir, dilediğine de ölçülü verir. Kuşkusuz inanan bir topluluk için bunda dersler vardır. (Bir benzeri Rum/37) Bakara 155. Ayet: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenlere müjdele. Sebe suresi 34.ayette: Zenginlik ve güçleriyle şımaran inkarcıların, elçilere karşı çıkarak gerçekleri ret ettiği, 37. Ayette ise, Allah katında insanı üstün kılanın mal veya evlat değil, iman ve salih amel olduğu, bu tür amelleri işleyenlere kat kat mükafat verileceği belirtilir.
Ayetleri tefsir ederken en önemli bakılması gereken şey, iniş sebebinin bilinmesidir. Bu ayetler Bakara suresi hariç, Mekki’dir. Bakara /155 de Medine’ye hicretten sonra inen ilk ayetlerdendir. Daha insanlar açlık ve korku sınırlarını aşamadığı, iman ve itikadın herkes tarafından tam kabul görüp anlaşılmadığı, sıkıntıların devam ettiği dönemlerdir. Allah bu ayetlerle insanlara sabır ve cennet vaat ederek adaletsiz dağılımın geçici olduğunu, İslam’ın gerçek usulde uygulandığı zamanlarda bu farklılıkların olmayacağı müjdesini veriyor. Ve Müslümanlardan geçici olan bu durumlara sabır etmesini istiyor.
İslam’ın ilk yayıldığı özel günlerde inen bu ayetler, ne yazık ki günümüzde de geçerliğini devam ettiriyormuşçasına, bazı din görevlileri tarafından vaaz ve hutbelerde cemaate sürekli dikte edilmektedir. İdarecilerin beceriksizlikleri, adaletsiz uygulamaları, Allah’ın yarattığı rızkın adil dağılımının sağlanamayışının sebebinin, bu ayetlere dayandırarak; (haşa) Allah olduğu vurgusu yapılmaktadır. Rızkın adaletsiz dağılımının, yine Allah’ın isteği doğrultusunda yapıldığı, idarecileri Allah bu şekilde yönlendirdiğini, dağılımın Allah tarafından yapıldığı, hatta enflasyonun ve faizin Allah tarafından yükseltildiğini söyleyebilen bezirganlara günümüzde rastlıyoruz.
Her şeyi Allah yapıyorsa yeryüzünde günahkâr insan yoktur. Allah insana akıl, irade, vicdan vermemiştir. İnsan robottur. Yaptıklarından da sorumlu olmaz. Yanlış-doğru denileni yaptığı için her durumda mükafat görmesi lazımdır. Hayır ve şerrin bir anlamı yok mudur? Öyle ise Hesap günü niye vardır? Ahirette cehennem niçin kimler için kurulmuştur?
Müslümanlar, bazen bir-iki ayeti cımbız gibi çekip, indiriliş sebebine, Kur’an bütünlüğüne, Allah’ın muradına bakmadan rızkı Allah veriyor hazır bulduğunla yetin, itiraz da etme! Demektedir.
Evet nimetlerin tamamını Allah yaratmıştır. Benim kullanabildiklerim, bana verilenler rızkım olur. Daha öncede yazdım. Yaratılan nimetlerin dağıtımını doğrudan Allah değil, halifem dedikleri insanlar yapmaktadır. Ne yazık ki bu halife insanlar, dağıtım işini adaletli yapmamaktadırlar.
Hemen alışıla gelmiş itirazlar olacaktır. Allah’ın takdirine karşı mı geliyorsun? Diye. Onlara cevabı yine Allah’ın ayeti versin. Nahl suresi 71.ayet: Allah rızık bakımından sizi birbirinizden üstün tuttu; ama üstün tutulanlar, rızıklarını sağ ellerinin sahip olduğu kimselere, kendileriyle eşit olmak üzere verici değiller. Onlar Allah’ın nimetini bile bile inkâr mı ediyorlar.
Anlamak isteyenler için ayet gayet açık. Allah bazı kullarına yarattığı nimetleri dağıtma görevi vermiştir. Nimetlerini bolca verdiği kişilerden, bu nimetleri eşit şekilde elinin altında bulunan işçi, köle, hizmetçi, ihtiyaç sahibi, İdareci ise memurlara, vermekle mükellef kılmıştır. Eşit oluncaya kadar dağıtımın yapılması istenmektedir. İnsanlar ise kendilerine göre yeni tanımlamalar bularak; nimet dağıtımını eşit şekilde dağıtmaktan kaçınmışlardır. Allah ise, nimeti ben verdim, senin görevin dağıtmak, yoksa benim nimetlerimi bile bile inkâr mı ediyorsun! İkazını yapmaktadır. İnsanların renk, cins, ırk, sınıf, gibi tanımlamalar; yanlış tanımlamalardır. Bütün insanlar özgür doğar ve eşittir. İnsanlar adaletten sapınca kendisine üstünlük payeleri aramıştır.
Gelinen noktada gücü elinde bulunduranlar, saltanat, iktidar sahipleri, nimet dağıtımını Allah’ın ölçüleriyle değil, kendi kurdukları ölçülerle yapar oldular. Nimeti dağıtanlar kendilerine 550 bin lirayı az görürken, dağıttıkları emeklilere 20 bin, dul ve yetimlere 10-15 bin ile yetinin diyorlar. Diğer taraftan birinci derece yakınlarına 100-150 emekli maaşı verirken, (THY Genel müdürü 2milyon beş yüz bin lira aldığını basından duyuyoruz.) hiç İlahi adalet ne der hesabı yapmıyorlar.
Yine Allah, Maide/88, Araf suresi 160.ayette: “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz.” buyurmaktadır.
Nimetin dağılımında bu sosyal zulme dur demedikçe, insanlık iflah olmaz.
Selam ve dua ile
Nurettin Bölük 01.05.2026



YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.