1. YAZARLAR

  2. Hülya SEZGİN

  3. Selamlaş-ma!..
Hülya SEZGİN

Hülya SEZGİN

Ressam
Yazarın Tüm Yazıları >

Selamlaş-ma!..

A+A-

Rahmetli dedem (büyükbabam) Çankırı'da ayakkabıcılık yaparmış. Ben hiç görmedim. Doğruları olan ve bu doğru bildiklerinden asla ödün vermeyen dürüst ve çalışkan biri imiş. “Dikici Ali usta” derlermiş.  Sinirli bir yapıya sahip olduğu için de kimi yerlerde anarken kısaca “Deli Ali” dedikleri de olurmuş. O zamanlar adamın iyisine “deli” denirmiş!..

Dükkanı arastanın sonundaymış. Her sabah dükkanına giderken arastanın en başından başlayarak bütün komşularına “Selamün aleyküm” “Selamün aleyküm” diye selam vere vere gidermiş. Olurda biri duymamazlığa gelir veya selamını almazsa çok kızar, gücenirmiş. Mübarek ramazanda orucuna uygun olmayan sinirli bir davranış sergilememek için geri döner taaa sokağın başından yeniden “Selamün aleyküm” “Selamün aleyküm” diye diye dükkanına yollanırmış. Onun yeniden geldiğini gören ve durumu fark edenler birbirlerini uyarır, selamı alırlarmış. Yoksa o kızgınlıkla 2-3 kez sokak başına yollandığı olurmuş. Sinirli bir mizaca sahip olan dedemin oruca olan saygısını hepsi anlarlarmış. Ve onu daha fazla yormak, orucuna saygısını unutturmak hiç işlerine gelmezmiş!..

* * *
Neyse...
Mordoğan'dayım... Elbet köpeğim efe de benimle birlikte. Ve artık görev haline gelen onu gezdirme  işimi her sabah ve akşam yerine getiriyorum. Biz gezerken sabah yürüyüşü yapan kimseler de oluyor. Pek çoğu ile selamlaşıyoruz. Bir “Günaydın” veya göz göze gelince hafifçe bir tebessüm... Ötesi yok... Yakın değilsek olmaz da zaten. Çünkü sabah sporu yapıyorlar yürüyerek. Durmak olmaz... Bu kimselerden pek çoğu ile sorunsuz selamlaşırken pehlivan gibi yürüyen tombulca, kapkara başına taktığı şapkanın önü rüzgardan arkaya doğru kıvrıldığı için Karayip korsanı görüntüsünü veren hanımla ne yaptımsa başarılı olamadım selamlaşma işinde!.. “Günaydın” diyorum yüzüme dik dik bakıyor! Başka bir gün gülümsüyorum oralı bile olmuyor!.. Benimse tepem atıyor!..

Yanında ak saçlı zayıfça bir hanım daha var. O selamımı alıyor. “Günaydın” diyor ve gülümsüyor. Bu olay her sabah yenileniyor...

Başta dedemi de anlattığım gibi selamlaşmak bizim kültürümüzde var. Selam vermek “Benden sana bir zarar gelmez, dostunum” demekmiş. Ne güzel bir olay... O an monoton yürürken içinizde güzel duygular uyanıveriyor... Endorfin-mendorfin adı her bilmem ne ise yararlı hormonlar salgılanıyor. Bu minicik bir davranış bile bize sağlık olarak dönüyor. Üstelik de “Bedava”...

Yalnız Mordoğan'da değil Güzelbahçe'de de her sabah selamlaştığım hatta samimi olup sohbet ettiklerim var. Bu bana iyi geliyor. Ama orada da bir genç kız aynı davranışı sergiliyor. Ben geçerken o okul servisini bekliyor. Daha uyanamamış mı oluyor. Yoksa annesi “Sakın yabancılarla konuşma” diye mi tembihledi; Bilmiyorum. Ne yaptımsa bana bakmıyor, selamımı almamak için önüne bakıyor, kafasını hiç kaldırmıyor!.. Hadi bu yeni yetişiyor, çekiniyor da olabilir. Yerine göre de haklıdır... Ama Karayip korsanına ne demeli?.. Ben ona gülümseyerek selam verince devamında borç mu isteyeceğim diye korkuyor!.. Yok valla istemem, bu güne kadar kimseden istemişliğim yoktur!..

Bu sabah gene efeyle yürürken karşıdan geliyordu. Aynı somurtkanlıkla yanımdan geçene kadar bana baktı... baktı... baktı... Hiç oralı olmadım... Bakmadım, gülümsemedim, “Günaydın” demedim...

Heh he... intikamım acı oldu. Onu şaşırttım... ne yapayım arandı ve o kaybetti...

Selamlar...
Şeker tadında bir "hem şeker-hem ramazan" bayramınız olsun...

Hülya Sezgin /
hulyasezgin@hotmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum