1. YAZARLAR

  2. Hülya SEZGİN

  3. Hayırlı çarşambalar...
Hülya SEZGİN

Hülya SEZGİN

Ressam
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayırlı çarşambalar...

A+A-

Başlığı görünce aklınız mı karıştı? Ne yani sizce “Cuma”lar hayırlı da “Çarşamba”lar hayırsız mı?
Hiç Allah “bu gün hayırlı, şu gün hayırsız” diye yaratır mı?
Nereden aklıma geldi bu konu anlatayım...
Bir gün değerli bir büyüğümle facebook özel mesaj düzeneği aracılığı ile selamlaştık. Şöyle dedi:
“Hayırlı çarşambalar efendim”
benden giden yanıt şu oldu:
 “ :) ”  (gülücük)

Hemen yanıtladı:
“Niye güldün ki? Hayırlı cumalar denildiğinde de gülüyor musun? Hayır. Peki Çarşamba ile Cuma arasında ne fark var?.. Elbette fark yok. Hiçbir gün ötekinden daha kutsal değildir. Hiçbir Cumanın diğer Cumalardan bir farkı olmadığı gibi... Kandil geceleri için kutsaldır derler. Öyle olsa İslam ülkelerinde de  kandil geceleri kutlanmaz mı?.. Hiçbir yerde yok oysa!.. Mevlit diye bir şey yalnız bizde var. Beş yüz yıl önce bir şairin kaleme aldığı şiirleri insanlar okuyup dinlemeyi iş edinmişler. Sonra arada yorulanlara şeker, lokum filan dağıtılmış... Derken din adamı kılıklı birileri bakmışlar ki bu güzel bir gelir kapısıdır. Hemen üzerine atlamışlar... Yılda birkaç kezden fazla mevlit’lerimiz olmuş...

Dini nikâh da öyle... Nikâhın dinle ilgisi yok... Resmi nikâh asıldır. Bunu herkes kabul etmez ama gerçek budur...” dedikten sonra
“İyi Çarşambalar efendim...” dedi ve sohbeti noktaladık...

Noktaladık ama bu kısacık konuşma beni bu konu ile ilgili yoğun olarak düşünmeye sevk etti... Bir kere Allah'ın yarattığı her gün bence de hayırlı...

Mevlite gelince... Evet... Bir arada olup Kuran okumanın elbet sevabı vardır. Ancak bu Tanrı tarafından bize yapmamız için farz olunmuş bir şey değil ki!.. Bundan beş yüz yıl önce Süleyman Çelebi Hz. Peygamlerimizin doğumunu anlatan ve onu öven güzel bir şiir yazmış... Yani Kuran gibi gökten bize inmemiş...
Kafam karışmıştı...

Hemen çok bilen google amcaya sordum şöyle yanıtladı beni:
“Mevlîd, özel günlerde (sünnet töreni, hac dönüşü, asker uğurlama, bir ölümün 40. günü gibi) ve kutsal gecelerde, son peygamber Muhammed'in doğumunu anlatan edebî metinlerin makam ve usûl ile okunmasıdır. Türkçeye Arapça'dan girmiş olan kelime, "Peygamberin doğum günü" anlamında da kullanılır. Halk arasında mevlit, mevlüd, mevlüt olarak da söylenmektedir.

Edebî bir terim olarak “Mevlîd” peygamberin doğumunu, hayatından kısa pasajları, mucizelerini anlatan mesnevi tarzında metinlerin tümüne verilen ad olmakla birlikte, İslâm edebiyâtında bir edebî türdür. Günümüzde Türkiye'de bu türün en tanınan örneği, Süleyman Çelebi‘nin 15. yüzyıl tarihli "Vesîletü'n Necât" (Kurtuluş Vesilesi) ismini taşıyan manzum, Türkçe eseridir. Bu nedenle "mevlîd" kelimesi ile kastedilen çoğunlukla Süleyman Çelebi'nin söz konusu eseridir. Türkçe'de olduğu gibi Arapça, Arnavutça gibi birçok dilde de mevlidler yazılmıştır. Türkçe mevlid geleneğinde olduğu gibi özel günlerde ve kutsal gecelerde okunduğu gibi, diğer zamanlarda da isteyenler tarafından okunmaktadır.

Musikî terimi olarak “mevlîd”, cami ve tekke musikisinin bir türünü ifade eder. İslâm musikîsinde “Mevlîd” okuyanlar, Farsça’dan türetilmiş "mevlidhan" tâbiri ile nitelendirilir. Günümüzde icrâ edilmekte olan mevlid bestesini, 17. yüzyılda Bursalı Sekbân adlı bir musikîşinas tarafından bestelendiği sanılmaktadır.Mevlid toplantılarını, bütün İslâm âlimleri, müslümanlar güzel görmüş, her yerde, mevlid-i şerîf toplantıları yapılmıştır. Mevlid-i şerîf okumak ve bu sebeple toplanmak çok kıymetlidir.”

Buraya kadar güzel ama bu kez de “Mevlid okumanın ya da okutmanın caiz olması için gereken şartlar nelerdir?” diye meraklanıp sordum:

“Mevlid, genellikle Resulullah'ın  doğum günü yıldönümlerinde belli makam ve tegannilerle okunan övgü, gazel ve kasidelerdir. Övgüde haddi aşan sözler ihtiva etmedikten sonra, aslı itibari ile Allah'ın övdüğü bir zatı övme demek olacağından, güzeldir.  

Ancak bu güzel amel, zamanla gayesinden yavaş yavaş uzaklaşarak bidatleşmeye ve bidatler içermeye başlamış ve bu bidatler, günümüzde olduğu gibi, doruk noktasına ulaşmıştır. Buna göre mevlid, güzel ve sevap bir uygulama da olabilir, bir bidat ve günah olarak da icra edilebilir.

Güzel bir davranış olabilmesi için;  

1. Dini bir emir ve merasim görülmezse, yani dinimizde böyle bir ibadet şekli vardır gibi yanlış bir kanaat beslenmezse, (Bu madde benim gibi düşünüyor)  

2. Ölülere bir faydası olacağına inanılmazsa, (bence çok önemli bir madde)  

3. İsraf ve benzeri haramlardan kaçınılırsa,  

4. Sırf Resulullah'ı övme, tanıtma, mevlidin içerdiği öğütleri başkalarına duyurma, güzel tegannilerle gönülleri yumuşatma, onlara Resulullah  sevgisini aşılama, İslam’a ısındırma maksadıyla yapılırsa,  

5. Bu vesile ile bir araya toplanıp gelenlere Kur'an, hadis ve ilmihal bilgileri aktarılırsa,
güzel bir davranış haline getirilmiş olabilir.  

Bunlara riayet edilmezse, çirkin bir bidat ve insanları dinden uzaklaştıran bir günah vesilesi olmuş olur. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi)”

diyordu... Bu da çoğunluk olarak benim düşüncemi teyid ediyordu... İşte böyle... varın şimdi de siz düşünün...

Hayırlı çarşambalar efendim...

Hülya Sezgin /hulyasezgin@hotmail.com
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum