1. YAZARLAR

  2. Faruk YÜCER

  3. Bu memleket tarihte Türk'tü... Halde Türk'tür... Ebediyen de Türk kalacaktır...
Faruk YÜCER

Faruk YÜCER

YAD
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu memleket tarihte Türk'tü... Halde Türk'tür... Ebediyen de Türk kalacaktır...

A+A-

Son günlerde ülke gündemini yakalamak mümkün değil. Malumunuz günlük değil gece bile operasyonel işler oluyor, sabah bambaşka bir havayla karşılaşıyoruz.

Merkez Bankası, doların tavan yapması, ‘Andımız’,  Atatürk’süz 18 Mart Çanakkale Zaferi kutlamaları, İstanbul Sözleşmesi, Parti kapatma… vs.

Elbet bunlar olurken, aklımdaki deli sorular da bir bir depreşmeye  başlıyor.

Örnek ANDIMIZ! Sahi niçin yasaklandı? Biraz amiyane tabir kusura bakmayın; kimse çamura yatmasın, kimse meseleyi hafife almasın. Perde arkasındaki olayları biraz hatırlayalım.

1933’ten beri ilkokullarda söylenen andımız,2013’te yasaklandı. Bu tarih bize açılım -saçılım denen neticede 800 cana mal olan  meşum hadiseyi hatırlatıyor.

Yine bu tarih, çocuk katili APO’nun; önce sayın, sonra bilge kişi, sonra önder, sonra barış güvercinliğine terfi ettiği yıl.

Devam ediyoruz. Siyasi iradenin talimatı gereği resmi kişiler, PKK temsilcisi ile bir devletin gözetimi altında OSLO’da görüşmeye oturuyor. Görüşmede Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi: ‘Önderliğin, (yani Apo’nun) yol haritası elimizde, maddeler de belli’ deyip müzakere yapılıyor.

Sonra Habur olayı. Dağdan inen özel kıyafetli PKK’lı katil teröristler, binlerce kişi tarafından coşku ile karşılanıyor, aynı zamanda bunlar çadır mahkemesine alınarak aklanıyor. Ayaklarına halı serip çiçek taktim edildi mi bilemiyorum!

PKK uzantısı partinin, şu anki bayan eş başkanı 10 madde üzerinde görüşüleceğini duyuruyor. Ve Dolmabahçe Sarayı'nda görüşme yapılıp ‘mutabıkız’ deyip mutlu bir şekilde basına poz veriliyor.

Bitmedi! Sayın Önderin (!) mektubu Diyarbakır meydanında hem Kürtçe hem Türkçe okunuyor.

Sahi…devletin ajansı AA da dahil, bir sürü gazete,  televizyon eşliğinde Kandil’deki terör merkezi ziyaret edilip,Karayılan denen katil şerefsiz  ve ekibiyle hatıra fotoğrafı çektirildi miydi!

İşte bütün bu hikayenin sonucuna  rastlıyor  andımızın yasaklanması. Sizce tesadüf olabilir mi bütün bunlar

Devam edelim.

Ne diyor andımız: TÜRK’ÜM! DOĞRUYUM! ÇALIŞKANIM!...

Tamam da;bir zihniyet var ki Türk’üm demeyi, Türk elinde tehlikeli görüyor. Her ne kadar Anayasa :‘Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür ‘diyorsa da Türk demek ırkçılık sayılıyor.

Bu konuda kim ne zaman ne demiş  bakalım: Osmanlıda bir dönem Türk, Etrak-ı bi- idrak’tır (akılsız izansız,aptal).

Meclis-i Mebusan’ın anlı şanlı mebusu, Damat Ferit Hükümeti’nin akıl hocası, Şeyhülislam Mustafa Sabri bakınız ne diyor: "Attım üstümden en elim yükü, Tövbe Yarabbi, Tövbe TÜRKLÜĞÜME. Beni Türk milletinden addetme."

Tamam etmeyelim de bu Mustafa Sabri’nin adı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  Tokat’taki bir okuluna verildi. Neyse ki tepkiler üzerine karar geri çekildi.

Onu, şimdi  yoldaşı İskilipli Atıf’ı Çorum’da devlet ricali ile anarak telafi ediyorlar.

Bitmedi!

Pek SAYIN (!) Babuççu mu ayakkabıcı mı, her neyse, hem de başkan, Vekil, unvanlı  biri: ’AKP ile hepimiz Türk olmaktan kurtulduk’ diyor.

Yetmedi:

En yüksek en yüce makamın danışmanlarından birisi: "Dışlayıcı, baskıcı, ırkçı TÜRK MİLLETİ yerine birleştirici, toparlayıcı TÜRKİYE MİLLETİ demek gerek." diyor.

Yetmedi:

En yetkili makamda olan bir Zat-ı Muhterem: "Dağa taşa ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’ yazmışlar. Biri de kalkar Ne mutlu bilmem ne (!) der?" diye 32 etnisiteyi sayıyor. Müstemleke ülkesiyiz ya! Bu nedenle dağlardan, taşlardan, kışlalardan, mekteplerden, bilumum kurum ve kuruluşlardan Türk’ü, TC ibaresini kaldırdık, yurt gezilerinde, kaldırılan yöre isimleri ile halkı selamlayıp alkış aldık.

Şimdi bazı çevreler "Efendim ne gerek var? Andımızın yazarı Reşit Galip pek makbul adam değilmiş -sebep ne ise- İstiklal Marşımız bize yeter" diyorlar.

Çok güzel! Zaten bir parti yetkilisi "Her sabah Türk’üm diye bağırmak, hayvani bir ihtiyacı tatmin edebilir!" demedi mi?

Bir köşe yazarı: "Tuttuğun yol benim yolum olamaz. M. Kemal’in açtığı yolda, gösterdiği hedefte asla yürümeyeceğime ANT İÇERİM" diye adeta yeri göğü inletmedi mi?.

Evet bizim İstiklal Marşımız bize yeter. Yeter de, aynı zihniyetin; marş okunurken ayağa kalkmayıp, bacak bacak üstüne atıp sohbet etmesine ne diyelim?

O İstiklal Marşı şairine ‘serseri’ hatta affedersiniz ‘pezevenk’ diyen meczubu ziyaret etmek, el üstünde tutmak, onun fikirlerine onay verdiğinizin bir göstergesi değil mi?

Yetmedi:

Rasim Cinisli MTTB Başkanı. M. Akif’in evsiz barksız oğlunu dernek binasına alıyor, yer veriyor. Başkan değişiyor, yeni başkan, yakın zamanda Meclis Başkanlığı gibi en yüce makama da getirilen Sayın İsmail Kahraman’dır. İlk iş olarak Akif’in oğlunu sokağa atıyor. O  da donarak bir köşede ölüyor.

Geri dönelim.2018’de Danıştay 8. Dairesi andın yasaklanmasını iptal ediyor…

Gerekçeye lütfen dikkat: "Genç nesillerin Anayasal vatandaşlık temelinde aidiyetini güçlendiren ve öğrencilerin de  değer oluşumuna katkı sunan, öğrenci andının kaldırılması ancak hukuka uygun bilimsel gerçekliğe dayanması halinde olanaklıdır. Aksi durum idarenin takdir hakkını HUKUKA UYGUN KULLANMADIĞI anlamına gelecektir..."

Ama 2021’de Danıştay’a yeni üyeler atanarak, takdir hakkı hukuka uygun hale getirildi yerseniz!

Yetmedi.

Arada kaynayıp giden bir durum daha var ki esas işin nirengi noktası bu.

Devlet madalyalarından sessiz sedasız Atatürk kabartmaları da kaldırıldı.

Sırada; paraların üzerindeki Atatürk, resmi dairelerdeki portreler, Atatürk isminin geçtiği kurum ve kuruluşlar var. Yavaş yavaş, sindire sindire, Atatürk, Cumhuriyet ve kazanımlarına elveda…

Abartılı mı buluyorsunuz? Bulmayın lütfen "Sarı öküzün feda edilme anekdotunu hatırlayınız".

Sona geliyoruz sabrınızı lütfen zorlayınız, biliyorum yazı uzun oldu.

ASSAM İslam Birliği Teşkilatı 4. İstanbul kongresinde şu kararları alıyor. Başkanı da SADAT’ın kurucusu Cumhurbaşkanlığı eski danışmanı bir zat. Birlik 28  İslam ülkesinden oluşuyor.

MERKEZ İstanbul. Ortak dış politika, ortak hukuk, adalet, ekonomi, ortak pazar, asayiş,emniyet... Zekat müessesinin işletilmesi, ortak dil… Elbet de Arapça… Ve ülkelerin bir irade altında toplanması.

Hedef 2023/2024... Bu sistemin adını siz koyun gayri.

 Ayrıca; İstanbul Sözleşmesine İlk imzayı atan, meclisinde ilk onayı veren, onaylanınca ayakta alkışlayan ülke Türkiye  idi şimdi   iptal  etti. Bu nedenle cemaatler, tarikatlar, bazı vakıflar,dernekler derecesiz mutlandı. Bu  sürecini de unutmayınız.

Şimdi anlaşıldı mı nereden geldiğimiz, nereye doğru yol aldığımız.

SON SÖZ: Şu bilinmelidir ki ne yaparlarsa yapsınlar, ’Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.’ Hem de bu sözü yürekten  söyleyen  Büyük Kurtarıcı  ATATÜRK’LE BERABER…

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE…

                                                                                                                    FARUK YÜCER

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum