1. YAZARLAR

  2. Niyazi BEKTAŞ

  3. Adalet arıyorum...
Niyazi BEKTAŞ

Niyazi BEKTAŞ

platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet arıyorum...

A+A-

Adalet denilince ilk hatırladığımız nelerdir?

Bir arada yaşamada adaletin katkısı var mı?

Söylendiği gibi Devletin dini adalet midir?

Adaletin tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?

Adalet olmazsa toplumsal hayatımız nasıl etkilenir?

Adalet; Sadece demokratik ülkelerde mi vardır?

Adalet ile ilgili hangi ata sözleri vardır?

Her alanda ilk akla gelen kavram adalet midir?

Bu soruların cevaplarını vermek ve adaleti tam olarak uygulamak çok mu zordur?

Önce dinimizde adalet ile ilgili ilahi mesajlara bakalım...

Kur-an'da adalet nasıl açıklanıyor?

Peygamberimizin sözleri arasında adalet nasıl izah ediliyor?

KUR-AN'DA ADALET:

Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.

"Âl-i İmrân 18: Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı müjdele!

Nisâ 3: Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

Nisâ 58: Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

Nisâ 105: Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Nisâ 135: Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Nisâ 152: Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) dır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.

Mâide 8: Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

Mâide 42: De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz."

HADİSLERDE ADALET:

"- Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar.

- Adalet güzeldir; yöneticilerde olursa daha güzeldir. Cömertlik güzeldir; zenginlerde olursa daha güzeldir. Vera’ güzeldir; âlimlerde olursa daha güzeldir. Sabır güzeldir; fakirlerde olursa daha güzeldir. Tövbe güzeldir; gençlerde olursa daha güzeldir. Hayâ güzeldir; kadınlarda olursa daha güzeldir.

- Kıyamet günü Allah’a insanların en sevimlisi ve derece bakımından en yakın olan kimse, adaletli yöneticidir. Kıyamet günü Allah’ın en çok buğuz ettiği ve derece bakımından kendisine en uzak olan kimse de, zalim yöneticidir.

- Şu üç şey kimde bulunursa o kişi imanını kemale erdirmiştir: 1) Darlıkta infak etmek. 2) Kendisine karşı adil ve insaflı davranmak. 3) İnsanlar arasında selamı yaymak.

- Allah'ın ayetlerini inkar edenler , peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

- Her ümmetin bir resulü vardır. Onlar da resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratırlar..."

ADALETİN TARİHSEL GELİŞİMİ:

Adalet kavramı incelenirken iki önemli bilim dalının bilinmesi zorunluluktur.

Sosyoloji ve Psikoloji.

Bu iki bilim dalının insanı anlatması aynı zamanda adaletin insan üzerindeki etkilerini de kapsar.

Amaç; Hem teorik hem de pratik anlamda adaletin yerine getirilmesi için başta adaletin hukuk mekanizması işleyişinde genel bilgi niteliğindeki teorik bir girişten sonra yer alan süjeler ve süreçlerle ilgili somut bilgi vererek hukuk ve psikoloji arasında bağlantı kurmaktır.

Adalet psikolojisinin kapsamı hukuksal süjelerin konumlandırıldığı bir ana gövdeye dayanmaktadır. Bu çerçevede suçlu psikolojisi, sanıklık hâlleri incelenir. Bir başka önemli başlık ise usul psikolojisidir. Cezanın infazı ve infaz yeri ile rehabilitasyon alanları incelenir. Son çalışma alanı ise mağdur psikolojisidir. Tüm bu konular pratik yönleriyle ele alınmaktadır.

Hem sosyolojide hem de Psikolojide hak-hukuk-eşitlik-özgürlük ve adalet kavramları oldukça fazla yer işgal eder.

Zamanla insan yaşamı renklenince adalet anlayışı da farklılık göstermiştir.

Şu tezi rahatlıkla söyleyebiliriz..

Bütün dinlerin ve bu dinlerle ilgili öğretilerin,kitapların temel taşları adalet üzerine inşa edilmiştir.

Yukarıda yazdığım Kur-an'da ayetler ve hadisler incelendiğinde de görüleceği gibi İlah-i Nizam tamamen adalet göz önüne konularak kurulmuştur.

Hem Kur-an-ı Kerim de hem de kitaplı olan dinlerin sözlerine baktığımızda hedeflenen tek canlı varlık insandır. Her şey insana dönük yaratılmıştır. Buradan yola çıkarak söylememiz gereken söz ise insanın "ister yönetici olsun,isterse yönetilen" adil ve adaletli olmasıdır.

İslam ülkeleri arasında tek demokratik ülke Türkiye’dir.İnsana değer veren tek Müslüman ülke de maalesef Türkiye’dir.Türkiye;bu özelliği dolaysıyla diğer İslam ülkelerine örnektir.

Ancak; zaman zaman farklı zihniyetlerin yönetici konumuna gelmeleri ,bu yöneticilerin ufukları dar düşünceye hapsedildiği için ülkemizde de adalet anlayışında sıkıntılar vardır.

Halbuki Yüce Dinimiz İslam’ın temelinde adil olma, adaletli yönetme, haksızlık yapmama, hakkı savunma, hakkı haklıya teslim etme gibi üst düzeyde uyarılar vardır.

Tarihi Türk Devlet yapılarının önceliğine baktığımızda da adil ve adaletle hükmetme ilkesi yöneticilerin önceliği olmuştur. Bir yerde Türk Devlet yapısıyla, İslamiyetin adalet konusunda birleştiğini inkar edilemez bir gerçektir..

Hem Türk, hem de Müslüman olan bir yönetici yukarıda açıklamaya çalıştığım değerler nedeniyle asla haksızlık yapamaz, hak çiğneyemez. Şayet bu değerlere samimiyetle inanma varsa.

Adaleti her yerde arıyorum.

Dağda-ovada, yaylada, ormanda, şehirde, köyde ve özellikle de devlette kurumlarında adaleti arıyorum.

Devleti yönetenlerin zihninde, uygulamalarında adaleti arıyorum.

Adliye saraylarında adaleti arıyorum.

Zihinlerde adaleti arıyorum.

Hem inancımız, hem de Türk Devlet yapısına uygun adaleti arıyorum.

Sonuç olarak diyorum ki gerçek manada Devletin dini adalettir. Adalet yoksa, devlet de yoktur...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.