1. YAZARLAR

  2. Mehmet YILMAZ

  3. Yaşlılarını Unutan Toplum, Geleceğini Kaybeder
Mehmet YILMAZ

Mehmet YILMAZ

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşlılarını Unutan Toplum, Geleceğini Kaybeder

A+A-

Yaşlılarını Unutan Toplum, Geleceğini Kaybeder

 

Bir toplumun gerçek olgunluğu, yaşlılarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bu yalnızca ahlaki bir ölçü değil; insani bir sorumluluk, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve stratejik bir göstergedir.

Birilerinin dediği gibi yaş almak, bir yük değil; bedenin yorulduğu ancak ruhun tecrübeyle yoğrulduğu bir bilgelik dönemidir.

Geriatri uzmanlarına göre sağlıklı yaş almak; düzenli egzersiz, huzurlu ortam, yeterli uyku, dengeli beslenme ve iyi bir sosyal çevreyle mümkün.

Ne var ki biz, son yıllarda planlamaya fazla önem vermeyen ya da planlamayı sürekli öteleyen bir ülkeyiz. Bunun bedelini en somut şekilde eğitimde ve istihdamda ödüyoruz. Bugün binlerce üniversite mezunu genç, yıllarca süren emeğin ardından iş bulamıyorsa, bu bir birey sorunu değil; açık bir planlama eksikliğidir. Aynı eksiklik, daha sessiz ama daha derin bir şekilde yaşlılıkta karşımıza çıkıyor. Gençliğini planlayamayan bir sistemin, yaşlılığı planlamasını beklemek ne kadar gerçekçi?

Emeklilik sonrası birçok birey, sadece gelir kaybı yaşamıyor; aynı zamanda sosyal çevresinden, üretim hissinden ve statüsünden de uzaklaşıyor. Maddi yetersizlikler zamanla manevi boşlukları büyütüyor. Çünkü biz, insanları çalışırken sisteme dahil eden; ama emekli olduklarında nereye, nasıl dahil olacaklarını pek düşünmeyen bir düzen kurduk. Yaşlılık, planlanan bir hayat evresi değil; çoğu zaman “Kendiliğinden idare edilmesi beklenen” bir dönem olarak görülüyor. Ve bu yüzden hazır değiliz.

Oysa biliyoruz ki insan, ancak hareket ettikçe, ürettikçe ve paylaştıkça hayata tutunur. Evine kapanan bir yaşlı, sadece dört duvar arasında kalmaz; aynı zamanda kendi içine kapanır. Bu kapanış, çoğu zaman hastalıkların en sessiz davetiyesidir. Sürekli kendini dinleyen bir zihin, en küçük bedensel sinyali büyütür; zamanla sağlıklı bir bedenin içinde hastalık endişeleri çoğalır. Böylece fiziksel ve ruhsal yıpranma birbirini besleyen bir döngüye dönüşür.

İşte tam da bu noktada, yerel yönetimlerin rolü hayati hale gelir. Yetki alanı içerisindeki insanların hayatını kolaylaştırmak Belediyelerin asli görevlerinin başında yer almaktadır. Çünkü merkezi planlamanın eksik kaldığı yerde, yerel çözümler hayat kurtarır. Nilüfer Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Olgun Gençlik Merkezi” bu açıdan bakıldığında bir boşluğu doldurmaktadır. 55 yaş üzeri bireylerin bir araya geldiği bu merkezlerde insanlar sadece vakit geçirmiyor; yeniden hayata karışıyor. Yabancı dil öğreniyor, saz çalıyor, halk oyunlarıyla ritim tutuyor, çini ve resimle üretmenin hazzını yeniden keşfediyor. Kısacası, yaşlılık pasif bir bekleyiş olmaktan çıkıp aktif bir yaşam alanına dönüşüyor.

Nilüfer, 100. Yıl ve Beşevler Mahallelerinde bulunan “Olgun Gençlik Merkezleri” yalnızca sosyal alanlar değildir; aynı zamanda görünmeyen birer sağlık yatırımıdır. İnsan kendini işe yarar hissettiğinde, hayata dair bağı güçlenir. Bu bağ, hastalıkların gecikmesini sağlar; sağlık harcamalarını azaltır. En önemlisi, bireyin kendi iç dünyasında kurduğu karanlık senaryoları dağıtır. Bir kurs salonunda yakılan ışık, çoğu zaman bir hastane odasının gereksiz dolmasını önler.

Kısa süre önce Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen ve yoğun ilgi gören bir seminer, aslında bize çok net bir şey söylüyor: Yaş almış bireyler hayattan kopmak istemiyor. Aksine, öğrenmek, üretmek ve paylaşmak için fırsat arıyorlar. Sorun istek eksikliği değil; fırsat eksikliğidir.

Belediyelerin görevi yalnızca yol yapmak, park düzenlemek ya da altyapı kurmak değildir. Asıl görev, insanların hayatla bağını güçlendirecek zeminler hazırlamaktır. Yaşlı bireyleri eve kapatan bir sistem, yalnızca onları değil; toplumun geleceğini de yoksullaştırır. Çünkü tecrübenin dışlandığı bir yerde, aynı hatalar yeniden üretilir.

Bugün üniversite mezunu işsizliği nasıl plansızlığın sonucuysa, yalnızlaşan yaşlılık da aynı zincirin bir halkasıdır. Biri geleceği, diğeri geçmişi boşa çıkarır. Oysa sağlıklı bir toplum, bu iki ucu aynı akılla yönetebilen toplumdur.

  1. ki, bugünün yaşlıları dünün gençleriydi. Bugünün gençleri de yarının yaşlıları olacaktır.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Hayatın hiçbir evresini tesadüfe bırakmayacaksak, yaşlılığı neden hâlâ kaderine terk ediyoruz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.