1. YAZARLAR

  2. Süleyman PEKİN

  3. “Ölüm terbiyesi” ve tedaileri – II
Süleyman PEKİN

Süleyman PEKİN

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

“Ölüm terbiyesi” ve tedaileri – II

A+A-

Ölüm mürebbisi Zeynep Sayın’ın kitabını önceki yazıyla tanıtmaya çalışmıştık. İmdiyse bizdeki çağrışımlarına bakalım ve biraz da terbiyenin tedailerine takılalım:

* Muska bir maskedir.

* Din uygarlıktır.

* Düşünmek mekândan münezzeh olmak demektir. Düşünmek varlığa konuşlanmaktır.

* Ezan ezgi değildir, uzun hava değildir; müzikal okumalarla anlamsızlaştırılmamalı. Ezan bir iz’andır, ilândır; mesajı, özü vakitler üzerinden zamansızlaştırılmamalı.

* Geçmiş güzelliklere yenileri eklemek ve eskinin hatalarını tekrar etmemek mi; ecdat - mecdat diyerek cedlerimizin tüm medeniyet birikimini / uygarlık tasavvurunu haklamak ve günümüzün belleğini heklemek mi; getirin seçmene soralım.

* ‘0’ (sıfır) Osmanlı simülasyonu: Sermayenin Sünnîlasyonu

* Rüya, belki de insanlığın şifreleri.. Belki levh-i mahfuzdan pasajlar… Korunan levha ne ola; amigdala mı?

* Hac, kendinden hicrettir. Öteye muhacerettir.

* Tavaf, anne karnındaki boşluğa dönüştür. Dokunmak, resetlenerek yeniden doğmaktır.

* Siyahî Hacer, Hacer-i Habeşî; kara budundan kara hacer/taş, kara delik

* Paraya bok muamelesi yapmak (Kalenderîler) para-hümaniter düzeni bozmaktır. En boktan adamlar paradan en çok hoşlananlardır.

* BALÇIK (İnsan) boklaşacak mı, pâklaşacak mı? Pak-istan/land or Bok-istan/land.. İşkembevîler ile infakîler…

* Erkekte temel içgüdü: iktidar. Kadında çocuk; çocuk üzerinden iktidar. Hükmetme ereği, acziyetin gereği.

* Yok olmaktan (varlığın sonluluğu) korkan insan, ötekileri yok ederek varlığını çoğaltmak ister. Cinayet: insanın kendini var etmesi için başkasını yok etmesi.

* Kader seçimdir, seçilendir, seçilimdir. Demokrasi kaderdir; seçilmiş kaderokrasi.

* Ejder; yerleşiklerin değil konar-göçerlerin muhayyilesidir. Bozkır ve vahşi hayat ortaklığıdır. Türklerin – Moğolların içtimaî ve ihtiyacî edebiyatıdır, anlam arama anlatısıdır.

* Yerleşiklerin hasmı ve hayaleti böceklerdir. Ha insanı ha insanın rızkını yeme hatta kemirme kan davasıdır, can davasıdır. Düşmanından nefret eden onu yer, içer. Düşmanına saygı duyan ona kimlik yani kişilik verir.

* Tük kozmolojisiyle Çin kozmolojisinin bakış farkı bugünden yarına ne yapabileceklerinin de potansiyel bilincidir. Ejder destanlaştırılır, böceklerse atıştırmalıklaştırılır. Hayâl (olumlu) ile hayalet (olumsuz) farkı..

* Türklerde yabancı, bilinmeyen hatta yağı/düşman ejderhalaştırılır; hem korkulur hem saygı duyulur, hem de merak edilir. Can alırsa kanı dökülür yoksa kontrollü bir yaşam alanı bırakılır. Çinlilerdeyse düşman böcekleştirilir ve ya yenir ya imha edilir; insan yahut canlı değil haşerat muamelesi görür. Vefayât değil telefâttırdırlar. 

* Türkler, bilip tanımadıklarıyla dostluk kurmaya çalışırlar, yabanıl olsalar da. Çinliler düşmanı düşman bile görmezler; ezer, eza ederler.

* KISAMA – İş insanı: amelatör, maneviyât: anlamsal mülkiyet, vecd: vücutlanma, mahya: haya sözü, Babaîler: Müslümcüler

* Kendime bile mâlik değilim; mülkiyet dediğin nedir! Bırak maddiyatı, maneviyatı bile mülk edinme; taşıyamazsın. Kimliksiz ve çırılçıplak geldiğin dünyadan gene öyle gitmeye bak.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.