1. YAZARLAR

  2. Nurettin BÖLÜK

  3. Nisa suresi 43.ayet, sadece sarhoşlara mı hitap ediyor
Nurettin BÖLÜK

Nurettin BÖLÜK

ortakses
Yazarın Tüm Yazıları >

Nisa suresi 43.ayet, sadece sarhoşlara mı hitap ediyor

A+A-

                         

                Nisa suresi 43. ayet, sadece sarhoşlara mı hitap ediyor?

                Nisa suresi 43. Ayetin birinci bölümü: Ey iman edenler! Ne dediğinizi bilmeyecek kadar sarhoşken ve -yolculuk haliniz hariç- cünüpken gusletmedikçe namaza yaklaşmayın! …

                Ayetin bu bölümünde Allah, İman edenlerden ne dediğinizi bilmeyecek kadar zihin bulanıklığı içindeyseniz namaza yaklaşmayınız. İkazında bulunuyor. Ayet, Hicretten sonra gelen Medeni ayetler içinde içki ile ilgili üçüncü ayettir. Ayet indiği dönemde daha içki kesin olarak yasaklanmamıştır. İçkilerle ilgili gelen ilk ayette, (nahl/67) hurma ve üzüm gibi meyvelerden sarhoş edici güzel içecek ve rızıktan söz ederken, ikinci defa gelen Bakara 219. Ayette ise içkilerin hem günah ve günaha götürücü etkileri olduğundan bahseder; fayda ve zararlarının olduğu, zararlarının daha fazla olduğu buyurulmaktadır.

                İçkiler bilindiği gibi tedricen yasaklanmıştır. İçkilerle ilgili gelen üçüncü ayet, yukarıda belirtilen (Nisa/43) içki içmeyi kesin yasaklamamış, namazlara yakın içilmemesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Bu sebeple içki içenler yatsı namazından sonra içmeye başlamışlardır.

                Rivayet edildiğine göre Medine’de bir arkadaş grubu öğle sonrası yemişler içmişler; akşam namazını cemaatle kılmışlar. Cemaate imamlık yapan içenlerden biri, Kâfurun suresini okurken, “Sizin taptığınız şeylere ben tapmam” diyeceği yerde, “Sizin taptığınız şeylere ben taparım” şeklinde hatalı okuma yapmıştır. Bilerek okunduğunda küfre götürecek bu durumun önüne geçmek gayesiyle Müslümanlara, ne dediklerini bilecek kadar ayılmadan, zihin açıklığına kavuşmadan, namaza yaklaşmaları yasaklanmıştır. İçki, kumar, fal oklarının kesin yasaklanması ise, Hicretin 6.yılı sonu veya 7.yılın başlarında Maide suresinin 90-91.ayetleriyle belirlenmiştir. Artık içki ve içkili iken namaz kılınması da yasaklanmıştır.

                Nisa/43’ün abdest ve gusül ile ilgili bölümlerine girmeyeceğim. Onlar ayrı bir yazı konusu. Benim bu ayetten hareketle ne dediğini anlamadan okumanın (sarhoşluk hali) namaz kılmaya engel olması ne kadar anlamlı ve mantıklı ise; ne denileni anlamadan okumanın da anlamsız olduğunu bu ayetin anlatması da o kadar mantıklıdır. Yani ayet, sarhoşluğu örnek göstererek; anlamadan okumanın da olamayacağını veya eksik olacağını belirtmektedir.

                Allah bazı ayetlerinde vermek istediğini, herkesin anlayabileceği bir olayı, bir süreci, bir olguyu örneklendirirken; esası vermede bilinen örneklik, anlatımda örnek olmanın yanında kolaylık sağlamaktadır.

                Mesela: Evlilikte esas olan birinci derecede kan bağının olmamasıdır. Bu durumu insanlara anlatabilmek ve inceliği kavratmak için, Peygamberimiz evlatlığının boşadığı eşi ile evlenmiştir. Bu evlilik Ahzap suresi 37. Ayetin bildirdiğine göre, Allah tarafından istenmiştir. Burada evlatlıkta kan bağının olmadığı vurgusu yapılarak evlenilebileceği en üst seviyeden örneklendirilmiştir. Bir başka ayette, süt kardeşlerin genetik yapısında bir geçirgenlik olabileceği vurgusu yapılarak; evlenmeleri yasaklanmıştır.

                Nisa/43’de “Ne dediğini bilmeyecek” vurgusu vardır. Bu vurgu sarhoşluk haliyle pekiştirilmiştir. Ne dediğini bilmemek, sadece sarhoşluk halinde mi vardır? Bugün namaz kılan kaç Müslüman okuduğunu anlamaktadır? Kuru kuru ezberlediği ayetleri namaz kılarken sıralamanın ötesinde yapılan nedir? Ağzından dökülen ayetlerde Allah ne demekte ne murat etmektedir, namazda okuyanın haberi var mı? Yani, denileni ve de dediğini biliyor mu? Sarhoş da ne dediğini bilmiyordu. O sebeple namaza yaklaşmaması istenirken, aynı şey anlamadan okuyanlar için söylenmez mi?

                Sarhoşluk bu konuda örneklik olmaz mı?

                Anlamıyor ama doğru okuyor, savunması yeterli değildir. Allah ayetlerinde tilavetle okumadan söz ediyor. Tilavet, Kur’an’ı usulüne göre okumanın yanında anlama, düşünme de vardır. “Kitaptan sana vahyolunanı oku” emrinde okumak, anlamak, emir ve yasaklarına uyma ve öğretme de vardır.

                Kur’an’ı anlamadan okuyan, ondan haz ve sevap almaz mı? Muhakkak alır. Kur’an’da her şeyden önce kuvvetli bir ahenk, düzen, akış, kelime uyumu, okuyana da dinleyene de hoşluk veren bir hal değişimi vardır. Okuyan ve dinleyen Allah’la baş başa olduğu idraki içinde huzurludur. Bunları inkâr etmek mümkün değil. Müslüman’a mümine bu yetmez. Anlamak ve hayatına uygulamak gerekir. Allah’ın istediği de budur.

                Prof.Dr. Hasan Onat Hocamız, anlamadan okuyanları kavanoz içindeki balı, dışarıdan yalamaya benzetir.  Bir orman manzarasını tablodan seyretmek insana haz verir, denizi ve gölü uzaktan seyretmekte. Ama asıl zevk o ormanın içinde gezmek, göle denize girmek, çıplak ayakla etrafında dolaşmakla alınır.

                Anlamadan okumayı, savunanlar da var. Bunların verdikleri iki örneği yazarak, değerlendirmeyi siz okuyuculara bırakıyorum.

                 Tat alma duyusunu yitiren biri, yediklerinden tat almadığı halde; besinlerin vücutta yaptığı etki ve fayda tat alarak yiyenden farklı değildir.

                Bir hasta doktorun yazdığı ilacın içeriğini bilmeden ilacı kullanır. Teşhis doğru ise hasta iyi olur. Doktor, aynı hastalığa yakalanmış ise, o da içeriğini bilerek ilacı kullanır ve iyi olur. İçeriğini bilen de bilmeyen de iyileşmeyi sağlamışlardır. Önemli olan hastanın iyileşmesidir.  Yani: Ne dediğini bilmeden okumakta okumadır. Sarhoşa yasak, ayıka yasak değil.

                Selam ve dua ile

 

                Nurettin Bölük 13.02.202

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.