1. YAZARLAR

  2. Mehmet SORAL

  3. Zihnimden geçenler
Mehmet SORAL

Mehmet SORAL

platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Zihnimden geçenler

A+A-

''Men Atatürk'ün askeriyem''
Ebülfez Elçibey
Ruhun şad, mekanın cennet olsun; şair ruhlu romantik insan. Bir damla kardeş kanının dökülmemesi için hiç bir şekilde koltuk hesabı yapmadın. Eğer isteseydi, koltuğunu koruma uğruna kendisine bağlı "Azatlık kabul etmeyen, iflah olmaz köleler" ordusu kurabilirdi ama asla böyle bir şeye tenezzül etmedi.
...
Kendisine sorarlar "Ermenistan ile savaşta Türkiye isteseydi bize uçak, helikopter gönderebilirdi, niçin göndermedi" dediklerinde; "Özellikle böyle bir katkı istemedik; Türkiye Türklüğümüzün güneşidir; bu güneş sönerse Türk dünyasının güneşi de sönerdi, riske girmesine gönlüm razı olmadı" demiş. Rahmetli "Bir millet iki devlet" inancını iliklerine kadar hissederek yaşadı ve uçmağa vardı.
...
Bir Türk milliyetçisi olarak beni kahredip, utandıran ise; cenazesi ülkemizden can Azerbaycan'a götürülürken Türk milliyetçileri olarak kendisine yakışan şekilde uğurlayamadan; sabaha karşı adeta kaçırılarak gönderilmesi olmuştur. O gün iktidarda olanlar ise;... neyse.
...
Ruhun şad, mekanın cennet olsun; şerefli, haysiyetli, onur abidesi yüce Türk.

Garip bir döngü
Garip bir döngü; sol jargona ters değişimleri sol iktidarlarında; Türk milliyetçiliğine ters değişimleri de Türk milliyetçilerine yaptırdılar. Sağ iktidarlarda ise kime ne istedilerse yaptırdılar. 
...
Nasıl mı?
Sol denince insan hakları ve onun mücadelesi akla gelir ancak siyasal İslamın tezgahına gelip, başörtüsü yasağının en sadık savunucuları olup, savaşını da verdiler. Oysa insan haklarını savunan jargona bu yakışıyor muydu hiç. Böylece Siyasal İslam'ı zayıflatmak değil, aksine ona güç verdiler. O güç öyle bir hal aldı ki doların bugün yükselmesini dahi; birilerinin ezanı susturmak kastı ile yaptıkları şeklinde izah edebilmelerini sağladığı gibi inandırmıştır da.
İşçi hakları adına 1980 öncesi sosyalist devrime kalkışan DİSK, bugün sus pus olup, o da ığdış edilmiş durumda değil mi.
...
T.C Devletini kuran düşüncenin temelinde Türk milliyetçiliği olmasına rağmen; çok garip bugün siyasal İslam'ın hakimiyetinde iki partili başkanlık sistemine geçiş görevinin öncülüğü yine Türk milliyetçiliğinin sözde kurumsal kimliğine verildi. Mesela, idamın kalkması, tahkim yasası, azınlıkların kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi gibi yasa ile bile değil, anayasal düzenlemelerle yapılması. Mesela, Erciyes Kurultayı ve Antalya Türk devlet ve akraba toplulukları kurultayı etkinliklerinin yine Türk milliyetçilerinin "Kararı" ile kaldırılması gibi. Kime ne zararı vardı; cevabı yok.
...
Çok geniş bir konu. Küçük bir katkı ile düşünce ufkumuzu geniş tutmaya matuf bir paylaşım olsun istedim.
...
Aklımızı başımıza toplayıp güzel ahlak temelinde; tüm din, inanç ve mezhep taassubundan uzak, ideolojilerden azade; vatanseverlik ve millet severlik paydasında bütünleşerek bugünkü olumsuz konjonktüre alternatif duruş sergileyip, ortak sinerji oluşturabiliriz.

Yüreğinizi ferahlatacak bilgi vereyim
Yüreğinizi ferahlatacak müjdeyi ben vereyim size, hükumetten beklemeyin.
.... 
Aklı başında alacaklı alacağı olanın bitmesini, tükenmesini, batmasını beklemez; elinden gelirse yaşamasını ister ki; bir gün alacağını tahsil edebilsin.
...
Türkiye'den 500 milyar dolar alacağı olan özellikle batı menşeli firmalar Türkiye'nin batmasını isteyecek kadar ahmak olmaları mümkün değil. Ülkemizde sadece 6 bin küsur Alman firması var. Sizce Alman hükumeti ABD'ye mi destek olur, yoksa krizi atlatabilmemiz için ülkemize mi. Türkiye'yi yönetmesini becerebilseler; borçlu olduğumuz firmalarla öyle bir diyalog kurabilirler ki; gerekirse onları bile ülkelerine karşı kullanabilir, harekete geçirebilirler ama zırt pırt "Ey Almanya, ey Hollanda" da dememek lazım. Her ülkenin kendine göre milli hassasiyetleri vardır. İşte onun içindir ki diplomasi dilini bilmek lazım, bilenleri de "Monşerler" diyerek küçümsememek lazım.
...
Ancak hiç bir alacaklı da alacağından vaz geçmez. Dolayısıyla, ülke yaşasa bile halkın sürünmemesi için 500 milyar borcun ödenebilir şartların oluşması lazım. Saman ithali ihtiyacı üretimin tükenişinin dip noktasıdır.
...
Ülkenin üretim ekonomisine geçmesi ve diplomasi dilini bilen yetkin isimlerin istihdamına ihtiyaç var ancak bunun Cumhur ittifakı ile de gerçekleşmesi mümkün değil.
...
Ülkenin döviz rezervleri hastahane, pastane; yollar ve büyük inşaatlar için tüketildi. Bundan sonraki imkanların tarım ve sanayiye aktarılması lazım ama "Hüsamettin inşaat"lar veya "Abuzittin Hospital"lar ne yapacaklar; Allah korusun, havuz nasıl dolacak; öyle değil mi.
...
Dolayısıyla sakın inanmayın; kimsenin ezanımızla falan bir problemi yoktur. Bu olsa olsa; acizliğin, kudsiyetlerimizin suistimal edilerek gizlenmesi çabasıdır. 
...
Size bir şey daha söyleyeyim mi; bırakın ABD düşmanlığını veya papazını, ABD bize yardım edeceğini söyleseydi bile bu kriz olacaktı. Bu ülkenin 500 milyar dolar borcu var ve AKP iktidara geldiğinden beridir hizmet ve inşaat sektörü dışında katma değer üreten hiç bir sektöre yatırım yapılmadı.

Verdiğimiz ekonomik savaş ve Papaz olayı
Ve, anlaşılmıştır ki; Cumhur ittifakı, çok önceden beridir beklenen ekonomik krizi, ABD'nin papazı üzerinden yönetmeye çalışıyor.
...
Erdoğan'ın klasik yöntemi; "Kazanmak için düşman yaratacaksın". Haksız da değil hani; her defasında kazandı. Demek ki bu hal de bir başka yönetme şekli. İnsanlara; kendi mağduriyetlerini sorgulama fırsatı vermeden, milli bir düşman yaratarak ona saldırmayı yeğlemek ve "sorgulama" ihtimalini ortadan kaldırmak. 
...
Mesela İYİ PARTİ'nin adını anmazlar, sanki Taşnak partisiymişcesine; ona karşıtlığı, yok görmeyi devlet politikası haline getirdiler. Buna mukabil CHP'yi ise, görme engellinin elindeki değnek misali, her an yanlarında olmasını istiyorlar. Yeni yönetim şeklini iki partili sisteme oturtmak istiyorlar; CHP ve AKP eksenli. MHP zaten her yönüyle, hatta hararetle AKP'ye entegre sürecini yaşıyor. Fazla bir süreç geçmeden; muhtemelen mahalli seçimlerde tam entegrasyon tamamlanmış olacaktır. 
...
Size bir şey söyleyeyim mi; bırakın ABD düşmanlığını veya papazını, ABD bize yardım edeceğini söyleseydi bile bu kriz olacaktı. Bu ülkenin 500 milyar dolar borcu var ve AKP iktidara geldiğinden beridir hizmet ve inşaat sektörü dışında katma değer üreten hiç bir sektöre yatırım yapılmadı.
...
Başka daha neler...?
Niçin anlatayım ki; düşmanımızın bile tarifi ve kastı "Ezan" üzerinden yapılıyorsa ve de genel kabul görüyorsa; kime, neyi, nasıl anlatabiliriz ki.

İYİ PARTİ'ye gelenler olduğu gibi, gidenler de olacaktır.
İşte ben bunun için gidenlere; başta saygıdeğer büyüğümüz Yılma Bey olmak üzere "Ne aceleniz var, varsa birilerinin pislikleri; illaki zamanla kendilerini kusacaklar dır. Alın işte "Bahadırhan" denen adam; tüm İYİ PARTİ vicdanı "Def ol git" demiyor mu adama. 
...
Yaşanan süreç ayıklama ve ayıklanma için yeterli olmamıştır. AKP bile ilk önce cemaat ile bütünleşti, sonra ayrıştı; siyasi kanadının araştırılmasına AKP ve MHP tarafından izin verilmediği için de işin orasını bilmememize rağmen; şimdiye kadar AKP'den cemaat ile ortaklık ve beraberinde gelen yıkımları gerekçe göstererek "Biz ne halt etmişiz" deyip ayrılan bir tek istifa olayına rastlamadık. Peki İYİ PARTİ'de fellik fellik arızalı insan arama gayretinin amacı nedir Allah aşkına.
...
Cemaat ile işbirliği yapmış olup, ülkeyi bugünkü dar boğaza sokanlarla sözde devletin bekası için entegre olanlar utanmadan, sıkılmadan İYİ PARTİ'nin arkasında fetö'yü aramaya devam ediyorlar. Bir gün kendilerini bulacaklar ama İYİ PARTİ'yi bulamayacaklardır.
...
Ancak şu da bilinsin ki; İYİ PARTİ'nin kurumsallaşması için hala malum sürecini tamamlayamamış olup, sabırla bu sürece önce mensupları olarak bizler; sonra da vicdan sahibi olarak başkaları yardımcı olmamız gerekir.
...
Dikkatinizi çekerim; sistem CHP'nin varlığını kabul ediyor; MHP'yi AKP'ye entegre olmuş, İYİ PARTİ'yi de "Yok" hükmünde görüyor. Varılmak istenen hedef iki partili başkanlık sistemidir. İYİ PARTİ bu sürece mani olan tek unsur olarak görülüyor. Dolayısıyla, başta devletin imkanları da kullanılmak üzere İYİ PARTİ'ye karşı hem içerisinden, hem de dışarıdan algı operasyonları devam edecektir. 
...
Yılma Durak Bey "Siyasetin cüceleri ile siyasete devam etmeyeceğim" demiş. Bu sözleri kendisine söyleten haklı gerekçelerin olabileceğini tahmin edebiliyorum.
...
Yılma Durak Bey tüm milliyetçi camia içinde itibar konusunda ismi üzerinde mutabık kılınan üç beş isimden birisidir. Ancak giderken sarf ettiği cümleyi kendisine hiç de yakıştıramadım.
....
Sormak isterim, Meral Akşener ve arkadaşları bu kadar yapabiliyorlar, aynı dertten yıllarca muzdarip olmuş sizler; daha mükemmeli için ne yaptınız. İsimleri hatıralarımızdan silinmeyen Başbuğ'a en yakın sizler, koskoca kadim hareketin inisiyatifini Başbuğ'dan sonra niçin size göre hayli cüce olanlara terk ettiniz peki.
...
O cüce olduklarını düşündüğünüz ve sizlerin yetiştirdiği insanlar ve Meral Akşener'in yaptığını bundan 15 sene önce yapabilme yürekliliğini göstermiş olsaydınız; bugün Türk milliyetçiliği hareketini siyasal İslam'a entegre edenlere fırsat doğacak mıydı; elbette hayır.
....
Ülkemizin içinden geçmekte olduğu konjonktürü değerlendirdiğimizde; Meral Akşener ve arkadaşlarının ortaya koyduğu inisiyatif çok kıymetli ve değerlidir. Bu inisiyatifi; devlet başta olmak üzere tüm engellemelere rağmen Türk milliyetçiliği ideolojisinin siyasal İslam'a tam entegrasyonuna doğrudan müdahale eden unsur olarak görmek lazım.
...
Bildiğiniz ve inandığınız doğrularınız varsa; parti içinde mücadelesini vereceksiniz, ta ki ihraç olana kadar. Çok arzuluyorsanız, sessizce gidebilirsiniz ama kırıp, dökmeye gerek yoktur. 

İmam Maturidi ve akıl
"Ezanımız, Allah'ımız var" güvencesi akılcı imam Maturidi öğretisinin aksine; kaderci ve de nakilci Arap öğretisine uygun bir davranış biçimidir. Onun içindir ki; her geçen gün araplaşıyoruz.
... 
"Ezanımız, Allah'ımız var" hükmü akıl ile somutlanmış bir tespit ise; ülkeyi Bulgaristan'dan saman ithal eder hale getiren akıl/ların acizliğini "Akıl yolu" ile sorgulanmasından kaçmak için Allah ve ezanı aklın önüne set olarak koyanlar; aklın sahibi Allah, bu zihin hilenizi bilmeyecek kadar aciz mi sanıyorsunuz. 
....
"Onların Doları varsa, bizim de Allah'ımız var" diyebilmek hüner değildir. Asıl hüner; "Benim de aklım var" diyebilmektir.
... 
Haşa, Allah hesabını yanlış mı yaptı ki; aklı insana verdiği halde, hala insanlar sorumsuzluklarının bedelini Allah'a ödetmeye kalkarlar.
... 
İnsan oğlu nankör işte; boşuna cennetten kovulmamış. Senin eline akıl denen bir gücü vermiş. Be hey nankör; daha ne verecekti.
...
Haklı kavgamıza "Ezanımıza saldırı" nitelendirmesini ilave ederek; ne gerek var meşruiyet sorgulamasının yapılmasına neden olmaya.
...
"Siyasal İslam nedir" diyenlere; "İşte budur" diyorum. Allah aşkına, sormak istiyorum; ABD'nin bize yapmak istediği puştluğu "Ezan"ımız üzerinden tarif etmeye ne gerek var.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.