1. YAZARLAR

  2. Mehmet - YILMAZ

  3. Sen neymişsin be abi!
Mehmet - YILMAZ

Mehmet - YILMAZ

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Sen neymişsin be abi!

A+A-

En yüksek makama sen çıktın
En güzel koltuğu sen kaptın
En büyük voleyi sen çaktın
Sen neymişsin be abi!

Her taşın altından çıkar. Kelime hazinesi kıt, fiyat etiketi ederinden çok yüksektir. Her konuda bilgi sahibidir. Her şeyin en iyisini o bilir. Sakın onunla münazaraya, münakaşaya girmeyin, başa çıkma şansınız yoktur.

Hayatta başaramayacağı iş yoktur. Esneklik ve kıvraklıkta değme dansözlerle boy ölçüşecek kadar hünerlidir. Hortumdan yüzüne serpilen nisan yağmuru sandığı su damlacıklarına bozulur. Bu kısa sürer. Ortamda çıkarına bir şeyler görmüşse eğer, yüzüne serpilen su damlacıklarına aldırmaz. Ne olacak canım? Ne de olsa su. Ha yağmur suyu, ha öteki ne fark eder?

Bir iş varsa konuşulacak ya da yapılacak, o kendi işidir. Kendisi için önemli olan, kendi çıkarına hizmet edendir. Sana, senin alanına saygısı olacağını düşünmek fazlaca saflık olur. Sende bir çıkarı yoksa alanına asla saygı göstermez.

Bok sineği gibidir, her boka konar orada alacağı bir şey varsa. Menfaati olmayan hiçbir yerde göremezsiniz. Asla yaklaşmaz, bir çıkarı yoksa.

Ticarette para, memuriyette makam, siyasette koltuktur asıl olan. Şansı yaver gittiyse, bir köşeye yerleşip, bir koltuğu kaptıysa, değme keyfine!

Okumaz, izlemez, dinlemez, araştırmaz, düşünmez… Bütün hayatı iş, kahve, birkaç arkadaş ve ev arasındaki döngüden ibarettir. Öğrendiklerinin büyük çoğunluğu kulaktan dolma ve yanlıştır. Yeter ki anlatılanlar ilgisini çeksin, ne dinlediğinin, kimden, kimi dinlediğinin ne önemi var? Buna rağmen her şeyin en iyisini, en doğrusunu o bilir.

Dar çevrede yaşamasına, gazete, kitap okumamasına, televizyon haberleri ve belgeseller izlememesine rağmen her konuda bilgi sahibidir. Haberlerden bihaberdir. Televizyonda dizi, film ve magazin programlarından başka bir şey izlemez. Ya da önemsediği birinin tavsiye ettiği programları izler. İzlediği kanallar bile bellidir. Araştırmaz, incelemez, düşünmez…

Her şeyi bilir. Mesleğini mi dediniz? Ne önemi var? Aklınıza gelen her hangi bir meslek! Kim mi bunlar? Çevrenize dikkatle bakın, bunları her yerde görürsünüz.

Sana asla fırsat vermez, seni konuşturmaz. Her şeyi o bilir. Her zaman son noktayı o koyar. Son sözü her zaman o söyler. Seni umursamaz bile.

Birkaç yeni jargon öğrenir gündemde olan. Anlamını bilmese de önemli değil. Yeter ki cümle içine yerleştirsin o kelimeleri. Nereye koyduğunun da hiç önemi yok. Kelime anlamı mı dediniz, ne önemi var? Anlamını bilip te ne yapacak? Hemen fark edersiniz ne kadar sığ olduğunu.

Bir kitap okuyabilmişse, o kitap gündemdeyse, birkaç yeni sözcük öğrenmişse değme filozoflara taş çıkaracak kadar bilgilidir!

Dini konularda kulaktan dolma bilgileri varsa biraz, bir iki de kitap okumuşsa alim olur mübarek. Her konuda mutlaka vereceğini fetva vardır.  Siz akıl sır erdiremezsiniz, dindar ilim irfan sahibi biri sanırsınız. Aslına bakarsanız dini konularla hiçbir alakası yoktur. Camiye gitmişliği pek olmasa da, düzenli olarak Cuma günleri, “hayırlı Cumalar” diye mesaj atmayı sürdürür.

Çevrelerinde bulunan yağdanlıklardan her an yağ damlar üzerlerine! Yağlandıkça, sürekli pohpohlandıkça kendilerini bilgiç sanmaları da doğaldır. “Şıh uçmaz müritleri uçurur” derler ya.

Kendini öne çıkarır, her zaman kendi çıkarlarını ön planda tutar. Ünlülerle, yüksek mevkidekilerle fotoğraf çektirmeye bayılır. Sürekli vitrinde olmak ister. Varsa yoksa kendisi… Pirim getirecek eylemler önceliğidir. Tarlada izi olmasa da harmanda her zaman yüz bulur. Tribün oynar, toplumun istediği gibi konuşmaya özen gösterir.

Herhangi bir yalan ya da yanlışı yüzüne vurma. Zeytinyağı gibi su yüzüne çıkar. Kendi söylediklerini sana mal eder ve altta kalırsın. Haklı da olsan fark etmez, haksız konuma düşersin. Güzel bir konu ortaya atılmışsa, ortaya atan da sensen, sana ait bir şeyse konuşulan, bir bakmışsın kapıvermiş, sen dışarda kalırsın.

Sinsidir, nerede ne yapacağı bilinmez. Söylediği her söz, attığı her adım hesap ürünüdür. Attığı her adımda bir hesap vardır. Her zaman üç beş adım sonrasını hesaplar, ona göre davranır. Çok yeteneklidir, konuyu ustalıkla farklı noktalara taşıyabilir. Kıvırmayı iyi becerir. Düşüncesini gizlemeyi başarır. Net değil, şeffaf değil, her zaman düşüncesi fludur.  Mert olduğunu, açık sözlü olduğunu, dürüst olduğunu sık sık zikreder.

O kadar suratsızdır ki, kapıdan kovsan bacadan girer. Yeni tanışmış olsan bile kırk yıllık dost gibidir. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgemez. Öyle hünerlidir ki sen de inanmaya başlarsın kırk yıllık dost olduğuna.

Karşılaştığınızda o kadar içten davranır ki size, ne yapacağınızı şaşırırsınız. Zaman zaman siz, kendinizle onun hakkındaki yargılarız arasında tezat yaşarsınız. Yanlış mı yapıyorum diye sizi bazen kendine inandırmayı başarabilir. Sizi çok sevdiğini, takdir ettiğini, sizin yanında özel olduğunuzu hissettirmeye çalışır. Size hayran olduğunu da söyleyebilir. Arkanızda konuştuklarını bilmeseniz buna inanırsınız.

Biraz dikkat ettiğinizde, kelimelerin izini sürdüğünüzde, beden dilini izlediğinizde, göz teması kurduğunuzda, bütün anlatılanların riya olduğu gözünüzden kaçmaz.

Problemi hep dışarıda kendilerinin dışında ararlar. Oysa problemin kaynağı da kendileridir bulundukları topluluklarda. Kim olduklarıyla değil ne olduklarıyla ortaya çıkarlar.

Çözüm ne olduklarında değil, kim olduklarındadır. Kim olduklarıdır ne yapacaklarını belirleyen!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.