1. YAZARLAR

  2. İzzettin ÖNCÜL

  3. Seçime mi gidiyoruz?
İzzettin ÖNCÜL

İzzettin ÖNCÜL

Şair - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçime mi gidiyoruz?

A+A-

24 Haziran seçimlerinin Büyük Türk milletine hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. Televizyonlara bakınca pek seçime benzemiyor. Nedenlerine gelince hangi kanalı açarsanız açınız Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın Türkiye’yi nasıl çağ atlattığını huşu içinde dinlersiniz. Öyle ki anlatılanlar her Türk vatandaşının hayal ettiği bir Türkiye. Yollar, hava alanları, üniversitelerimiz, yerli uçağımız, tankımız, ekonominin yüzde yedi büyümesi. Kör olasıca Batı bizi kıskanıyor. Sokağa çıkınca işin rengi değişiyor. İşsizlik çığ gibi, enflasyon çift hane, cari açık bir türlü dizginlenemiyor, Dolar bazında dış borcumuz torunlarımızın torunlarının bile altından kalkamayacağı vaziyete gelmiş, doların hızına jet bile yetişemiyor. Emekli anasından doğduğuna bin pişman, asgari ücretli inim inliyor. Esnafın hali içler acısı; her yıl on binlerce esnafımız zarar ettiği için kapısına kilit vuruyor. Çiftçi bitmiş inek yabancıdan, saman yabancıdan, tohum yabancıdan; hükümetimiz milli. Yargıya güven yok kimse geleceğe güvenle bakamıyor. İnsanların üzerinde korkunç bir baskı düşündüğümü yazarsam, söylersem acaba başıma neler gelir. Olağanüstü hâl olağan halini aldı. İyiyi kötüyü sadece bir kişi biliyor. Seçimle gelenlerin bile güvencesi yok. Eski başbakanımız görülen lüzum üzerine istifa ettirilerek yenisi atanıyor. Büyükşehir belediye başkanları ağlayarak tehdit edildim görevimi bırakıyorum diye demeç veriyor. "Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı" tüm bunlar olurken Türk milleti dertlerimizi niye muhalefet partileri dile getirmiyor diye sitem ediyor. Muhalefetin sesi öyle kısılmış ki sanki dersin Türkiye’de tek parti var. Ara sıra Cumhuriyet Halk Partisi'nin cılız sesini duyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız o güzel davudi sesiyle "CHP pisliktir, CHP çöplüktür, CHP susuzluktur". Ardından Sayın Binali Yıldırım Bey "Bunlar PKK ile iş birliği yapıyor, bunlar FETÖ ağzıyla konuşuyor, bunlar Ateist, bunlar Zerdüşt." Kendileri sütten çıkmış ak kaşık. Sanki FETÖ'ye her istediğini başkaları verdi, ya da açılımı başka partiler yaptı. Açılım safsatası Türk milletinin hafızasına kaydedilmiş kara bir lekedir. Hele bir de Devlet Beyi televizyonda dinlerken ürperiyorum, Devlet Bey öyle coşuyor ki kim olursa olsun haddini bildiriyor; her türlü küfür aşağılama serbest. Sosyal medyaya bakıyorum, aaa, bir de İYİ parti varmış, genel başkanı Sayın Meral Akşener Cumhurbaşkanı adayı. Sosyal medyada isminin geçmesine izin vermişler. Her ne kadar stantları basılarak İyi partiler dövülüyorsa da bu kadar kusur kadı kızında da olur diyerek avunuyorum. İçimden diyorum yaşasın ileri demokrasimiz. İşte hak bu, hukuk bu, adalet bu! Ama sokaklarda milyonlar Sayın Akşener’i Sayın İnce’yi kurtuluşları olarak görüyor. Olsun millet AKP’yi isterse, dediği makbul ve kabul; başkasını derse tu kaka. Üzerinde tez yazılacak bir demokrasi örneği!

Seçimleri kazanmak önemli değil, eşit şartlarda ve hukuk içerisinde kazanmak önemlidir. Kazandıktan sonra oy verenlerin Cumhurbaşkanıyım demeden, devletin nimetlerinden herkesi yeteneği doğrultusunda yararlandırmak gerekir. On beş yıldır ne yazık devlet belli zümrelerin dışında başkalarına kör ve sağırdır. Bu durum ileride sosyal bir patlamaya sebep olursa şaşmam. Bu gidişle elbette biri kazanacak ama ülkeyi huzur içerisinde yönetebilecek mi? Doğrusu kuşkularım var. Türk milleti zaten bunalımda; dokunsan pimi çekilmiş el bombası gibi patlamaya hazır. Aman dikkat!

Burada kısaca seçimlerden sonra Türk milletini neler bekliyor diye göz atalım.

1. IMF’nin kapısını çalabiliriz.

2. IMF’nin yazacağı kemer sıkma politikasını uygulamak mecburiyetinde kalabiliriz.

3. Geçici olarak sabit kura dönebiliriz.

4. Barajları, maden yataklarını, kısaca KİT'lere ait ne varsa haraç mezat satabiliriz.

5. Tüm bunların sonucu devalüasyon yapabiliriz.

Bunlar normal şartlarda olabilecekler; Allah korusun Ortadoğu’daki kanlı bir savaşın başlaması İran-Arap savaşı an meselesi. Tabi Amerika’nın ve İsrail’in himayesinde.

Olabilecekleri hayal bile etmek istemiyorum.

Peki ne yapmalı?

Eşit şartlarda yapılacak bir seçimde herkes hukuka saygılı olmalı kim kazanırsa kazansın Türkiye kazandı diyerek taraflar kucaklaşmalı. Türk milleti için ortak mücadele edilmeli. Etrafımızı sarmış bu ateş çemberinden milletimizi ve devletimizi bir bütün olarak geleceğe taşımalıyız. Aşağılama, ötekileştirme dili bırakılmalı birleştirici ve kucaklayıcı bir dil kullanılmalı. Hepsinden önemlisi halka doğrular anlatılmalı. İstiklal savaşı veriyoruz gibi milli duyguları okşayıcı ama gerçekle alakası olmayan söylemlerden uzak durmalıyız. Bu düşüncede ısrar edenler şu sorunun cevabını vermeliler. Amerika, İngiltere, Almanya…… neden İstiklal Savaşı vermiyor? Çünkü zayıf bünyeyi her türlü mikrop tehdit eder, güçlü bünyeleri ise tehdit edemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.