1. YAZARLAR

  2. Mehmet SORAL

  3. Oyların niteliğinin değil niceliğinin hesabı yapılır
Mehmet SORAL

Mehmet SORAL

platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Oyların niteliğinin değil niceliğinin hesabı yapılır

A+A-

Sandıktan çıkan oyun niteliğinin değil niceliğinin hesabı yapılır
Kendilerini; kıçlarında mühürle, icazetli doğduklarını sanan Cumhur ittifakının tarafları HDP'nin "Seçmenimiz oylarını stratejik olarak kullanacak" yani Cumhur ittifakı karşıtlığı üzerine kullanacağı kararını; HDP'nin millet ittifakına örtülü desteği olarak görüp, dolayısıyla da işi PKK ile işbirliğine kadar götüren suçlamada bulunuyorlar. 
...
Muhteremler; kullanılan oyların niteliğinin değil, niceliğinin hesabı yapılır. Yani sandıktan çıkan oyların; şu kadarı puşt tan, şu kadarı hainden, şu kadarı pezevenkten, şu kadarı da güzel ahlak sahibi insanlardan gelmiş denmiyor. Tek tek sayılarak; yani, niceliği dikkate alınarak üst üste eklenip, toplanır sonra da neticesi açıklanır.
...
Dolayısıyla millet ittifakı adına sandıktan çıkacak her oy anamızın ak sütü kadar hak ve helaldir, sizinkisi de elbette. Bir faninin, hezeyanları üzerinden milletin diğer yarısına yaptığı aşağılama da ancak kendisini bağlar. Kem söz sahibine aittir. Varsın söylensin dursun. 31 Mart'da ağzı bağlanınca illa ki susacaktır.

Milletin yarısını aşağılayarak beka sorunu aşılamaz
Beka sorunu varsa AKP ve Balgat mukimi sayenizde olmuş olmalı. Zira devlete hakim olma inisiyatifi son yirmi yılda sizin uhdenizde.
... 
Dolayısıyla, olmadığına inandığım "Devletin bekası" sorunu şayet varsa; müsebbibi Cumhur ittifakıdır.
...
Suyu çekilmiş beyninizden; muktedirliğinizin devamı için insan aklına ve zekasına hareket edercesine ıkına ıkına çıkarabildiğiniz "Beka" gerekçesi beşikteki torunumuzun çükünde bile değil tamam mı. Çünkü yok öyle bir şey.
...
Olay şu; BOP projesi dahilinde kurulan; önce alternatif siyasi bir güç haline getirilen, sonra da iktidar yapılan AKP siyasi iktidarı; cumhuriyet tarihinin en aşağılık terör örgütünü devlete yerleştirdi. Yerleştirilen bu fetö unsurları Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile AKP hükumetinin önce siyasi bir güç sonra da tamamen muktedir olmasını sağladılar. Böylece AKP'nin uhdesinde, "Ilımlı İslam" safsataları ile "Siyasi İslam" iktidara geldi, maalesef de devam ediyor.
...
Gün geldi bu "Siyasal İslamcı" iktidarın tarafları "İmam kim olacak?" kavgasına tutuşunca; 15 Temmuz gerçeği ile karşı karşıya geldik. Ancak bu gerçeğin arkasındaki, önündeki nedenleri bu siyasal iktidar olduğu sürece hiç bir zaman özgürce tartışamayacağız. Şunu bilmekte fayda var ki; 15 Temmuz vakıasını hükümet milletin nasıl bilmesini istiyorsa millet de o şeklide biliyor. 
... 
İşte Cumhur İttifakı'nın beka sorunu dediği şey; kendi inisiyatifleri ve muktedirlikleri altında geçen son yirmi yılın her yönleri ile tartışılabileceği ihtimalinin olmasıdır. Mahalli seçimlerde Cumhur İttifakı'nın güç kaybı böyle bir ihtimale kapı açacaktır. Yani Cumhur ittifakı; kendi siyasi bekalarına; devletin bağımsızlığına kast eden ve var olduğu algısı yaratılarak Türk milletinin her ferdinin şuur altına işlemeye çalışılan kurmaca beka sorunu üzerinden tedbir almaya çalışıyor.
...
Yunanistan Ege'de 18 adayı gasp etti. Bu bir beka sorunu değil mi? Peki Cumhur İttifakı bu konuda ne yaptı; hiç bir şey. Peki Cumhur İttifakı'nın sesinin çıkması için Yunanistan'ın Aydın'ı işgal mi etmesi lazım?
...
Cumhur İttifakı'nın beka dediği şey gerçek anlamda bizatihi kendileridir. Diğer hususlar "tıraş"tır. Eğer varsa ki bir beka sorunu; bunu milletin diğer yarısına "Zillet, illet" deyip aşağılayarak değil, yanınıza alarak aşabilirsiniz aynen 15 Temmuz'da Türk milletinin köprüde, meydanlarda devletinin yanında yer almasında olduğu gibi. Mesela o gece "İllet ve zillete dahil olanlar meydanlara çıkmasın" dediniz mi; elbette hayır. Çünkü gerçek anlamda bir beka sorunu vardı da ondan. Peki milletin yarısına zillet, illet deyip öteledikten sonra; diğer yarısı ile (Sözlük anlamında ciddi bir sorunun fiileşmiş hali veya ihtimali) "Devletin Bekası" sorununu nasıl aşabileceksiniz.
...
Eğer gerçekten "Devletin Bekası" sorunu var ise; bu sorunu aşmak milletin yarısını değil, tamamını kucaklayarak aşmak lazımdır. Bunun için de mahalli seçimlerden sonra mecliste grubu bulanan partilerin vekil sayısı nispetinde "Milli mutabakat hükumeti" kurulmalıdır. Ancak bu formüle sıcak bakanların devletin bekası konusundaki samimiyetlerine inanabilirim.
... 
Şahsen devletimizin bir beka sorunu olduğuna inanmıyorum ama tek adam rejiminin doğal yapısı gereği devlette yönetim zafiyetlerinin olduğuna kesinlikle inanıyorum. Yine Cumhur ittifakının bir diğer tedirginlik duyduğu ama bunu "Beka" sorunu arkasına gizlenerek açığa vurmadığı; "Fetö'nün siyasi ayağının açığa çıkarılması" ihtimalidir. Nitekim bu konuda verilen araştırma önergesini; tedirginlik duyuyor olmalılar ki; red ettiler. 

Abdullah Gül Erdoğan'dan bağımsız hareket etmez/edemez
Abdullah Gül'ün millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı olması girişimi bile Erdoğan'ın bir planıydı.
... 
Yani o süreçte rakibini bile kendisi belirlemek istedi ancak Meral Hanım Cumhurbaşkanlığı adaylığında ısrar edince o planı uygulamaktan vazgeçerek, Meral Hanım ile karşı karşıya gelmemek için CHP'yi; kendi trolleri marifeti ile yarattığı konjonktürün içine çekerek bir anlamda Muharrem İnce'nin CHP tarafından aday gösterilmesini sağladı. 
... 
Böylece Abdullah Gül'ün yerine Muharrem İnce'yi ikame ederek, rakibini yine kendisi seçmiş oldu. Hiç şaşırmayınız. Aktrolerin TV programlarındaki Muharrem İnce methiyelerini, canlı miting ve TV yayınlarını çok iyi hatırlıyorum. Hatta bir defasında CHP'li konuşmacının trol gazeteciye "Sizdeki bu Muharrem İnce aşkı nereden geliyor, oyununzu ona mı vereceksiniz" demişti.
...
Dolayısıyla, 31 Mart sonrası için yine Abdullah Gül üzerinden benzer bir senaryo ile muhtemel bir siyasi boşluk oluşursa doldurmayı düşünüyor olabilirler. Gül'de Erdoğan'ı karşısına alabilecek yürek yoktur. Hiç bir zaman birinci role soyunmamış ama her zaman için de oyunun dışında kalmamayı başarmıştır. Yani demem o ki; Abdullah Gül'ün Erdoğan'ın bilgisi dışında zerre kadar kullanabileceği bir inisiyatifi yoktur.
...
Peki 31 Mart sonrası için Ali Babacan, Davutoğlu ve Abdullah Gül üzerinden bir ekip çalışması olduğu algısı niçin yaratılıyor. Çünkü muhtemel böyle bir siyasi oluşumun içinde olmaya heves edecek olan, mevcut partilerde yer alan kaypaklara sinyal verilmek isteniyor. Bu anlamda hedef parti olarak da İYİ PARTİ seçilerek kumpasa tabi tutulmakta. Özellikle İYİ PARTİ'de kurumsal bütünlüğün sağlanamaması için her türlü puştluk deneniyor.
...
"Tek adamlı partili Cumhurbaşkanlığı sistemi"nde siyasi arenada iki blokun olması isteniyor; birisi CHP ekseninde oluşacak blok, diğeri de AKP ekseninde oluşacak bloktur. İYİ PARTİ'nin varlığı bu planı alt üst etti. İşte bundandır ki; İYİ PARTİ tabanı kumpaslarla sürekli yılgınlığa ve bıkkınlığa itilerek partiye küstürülüp, Abdullah Gül, Ali Babacan, Davutoğlu senaryosunun beklentisi içine itilmek isteniyor. Davutoğlu'nun kullanabileceği bir inisiyatifi olsaydı görevden el çektirilmesine itiraz etmeyi denerdi, dolayısıyla bir rol alsa bile Erdoğan talimatına istinaden olacaktır.
...
Netice itibariyle Türk demokrasisini kurtarmak ve tekrar "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem"e dönüşün sağlanması için İYİ PARTİ'ye samimiyetle sahip çıkmak elzemdir. Ama "CHP ne güne duruyor?" diyeceksiniz; haklısınız ancak CHP'nin siyasi varlığı Cumhur İttifakı'nın emellerine mani değil ki; mani olan İYİ PARTİ'nin varlığıdır.
Mehmet Soral
[email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.