1. YAZARLAR

  2. Arzu GÜVEN

  3. Bugün bayram...
Arzu GÜVEN

Arzu GÜVEN

Ortakses
Yazarın Tüm Yazıları >

Bugün bayram...

A+A-

Çocukluğum... Bayram sabahı...

Yaprak sarması, ev baklavası, mendil içinde lokum...

Bahçesinde güller; rengarenk ortancalar, erik ve ayva ağaçları arzı endam eden amcamlarla birlikte yaşadığımız aile apartmanında büyüdüm.

Bir oğlan çocuğu kadar yaramaz olduğumu iddia eden semt sakinleri; kulağımı çekme görevini Kriko Amca’ya vermişti. Bu yaşlı ihtiyar hırsını kulağımdan alamayınca topuma göz dikerdi. Tarihi ahşap evinin avlusunda öğle vakti şekerleme yapan huysuz komşumuzun haftada en az iki kere camını kırdığım için kaçan keyfi; topumun bıçakla kesilmesiyle yerine gelirdi.

Çetemle erik ağacımıza dadanmam iflah olmaz bir eylem gibi görülse de amacım; bir felsefeyi hayata geçirmekti aslında. Kimse anlamıyordu ki beni!

Bahçemizin emektarı rahmetli amcam bıkmadan sorardı: “Kızım neden bunu yapıyorsun?”

Annem kocasının ağabeyine mahcuptu… Öyle ya bana laf geçiremiyordu. Konuyu babama havale etti:

“Arzu seni dinliyorum neden ağaçlara dadanıyorsun?”

“Erik alacak parası olmayan arkadaşlarım var göz hakkı babacığım." dediğimde, babamın yüzünde beliren tebessümü hiç unutmam.

Kediler ve köpeklerde korunmaya muhtaçtı. “Sofradan kalkınca artan yemekler çöpü değil hayvancıkları doyuracak" talimatı vermiştim. Komün bir harekatla arkadaşları organize eder, dört ayaklı dostlarımızın nafakasını da gözetirdim. Biz ne güzel çocuklardık.

Yani sevgili dostlar; Dayanışma ve paylaşmanın hazzı bana çocukluktan miras.

Dedem rahmetli olduktan sonra evini yaşlı bir Rum kadına kiraladılar: Esther Teyze…

Rum komşumuzu çok sevmiştim. Arkadaşlarla toplanıp her gün kapısını çalar, bakkaldan bir isteği olup olmadığını sorardık. Cam kırar ama kalp kırmazdık.

Evi antika eşyalarla döşeli bir halde kiralamak Esther Teyze’nin çok hoşuna gitmişti. Bu yaşlı Rum kadına gençliğinde “Yarım Dünya" derlermiş…

Zerafeti dillere destan. Uzun kırmızı ojeli tırnaklarını hayranlıkla seyrederdim. 6 Yaşında bir çocuktum…

Esther Teyze’ye misafir olarak gittiğimde; antreye yakın büyük mermerli Viyana tarzı konsolun karşısında dedemin hatırasıyla yüzleşirdim. Dedem evden çıkmadan önce konsolun aynasında kendine son kez göz atardı. “Nadiye Hanıııııım…" seslenişi babaanneme hatırlatmaydı: “Bastonumu, fötr şapkamı getir”

Şapkasını taktıktan sonra, yeleğinin cebindeki köstekli saate bakıp “Zaman su gibi akıyor” diye söylenirdi. Çocuk aklımla anlamlandıramazdım dedemin ifadesiyle sarf ettiği bu cümleyi.

Zaman su muydu ki?

Nasıl akardı?

Artık dedemin telaşını çok iyi anlıyorum. Zaman aceleci ve çok acımasız. Ve bugün su gibi akıp geçerken yıllar, ruhumda tutsak kalmış anıları ve küçük kız çocuğunu sobeliyorum...

Bugün bayram…

Babam hayatta olsaydı, bayram namazı dönüşü getireceği simitle şenlenecekti sabahım. Bütün aileyi kahvaltı sofrasında buluşturan birlik ve beraberliğin halkasıydı simit. Elini öpüp sarıldığım baba kucağı ise en kutsal liman...

Her köşesinden kahkahalar yükselen büyük masada mutlaka ben konuşulurdum: “Çok yaramaz ama akıl küpü çok sevimli bizim kızımız" itirafıyla başım okşanırdı...

Babamın teyzesi Suna Pekuysal’a benzerdi.

Fileyle disipline edilmiş saçlarıyla kambur sevimli bir ihtiyar olan Vacibe Hanım; harçlığımı mendil içinde lokumla verirdi. Artık çocukluğumun kahramanları da yok o eski bayramlar da…

O yüzden ben her bayram derin bir hüzne dalarım. Ailemin hatırası dikilir karşıma. Babamın: “İyi kalp nimettir kızım, sen sen ol teslim etme her kula" öğüdü aklıma geliyor da; keşke kulağımı çekse de, uslansa iflah olmaz iyi niyetim diyorum...

Sabah aile kabristanını ziyaret edeceğim. Sonra evimizin olduğu mahalleye gideceğim.

İnsan acıyı özler mi? İstanbul’un eski semtinin Arnavut kaldırımlarında koştururken çocukluğum, kanayan dizimin acısını bile özledim. .

Evimizin bahçesinde kuruyan ağaçlara ve çiçeklere emektarları amcamın üzüntülerini ileteceğim. Rahmetli annemin sardığı yaprak sarmasının ve ev baklavasının tadını düşleyecek, babamın bayram sabahı aldığı simidin susam kokusunu içime çekeceğim. Yalan da olsa kendimi mutlu edeceğim...

Sonra çaresiz çekip gideceğim...

Kızıma harçlığını mendil içinde lokumla vereceğim...

Siz sarılın sevdiklerinize…

Bayram mesajıyla değil, varlığınızla kucaklayın...

Hayat kısa kuşlar uçuyor.

Sonra toprak alıyor, geri vermiyor...

İyi bayramlar…

Sevgimle...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum