1. YAZARLAR

  2. Sabiriye ACAR

  3. Başörtülü bacım!
Sabiriye ACAR

Sabiriye ACAR

ortakses.com
Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtülü bacım!

A+A-

Kemal Kılıçdaroğlu, bir özeleştiride bulunmuş. “Başörtüyü sorun ettik” diyerek; ancak burada bir noktayı atlamış olmalı ki; başörtüyü sorun edenler aslında başkalarıydı. “Kadın, dört duvar arası için yaratıldı. Kızlar okumaz. Kadının kazancı haramdır” diyenlerdi.  Önce kadını, eğitimden, mirastan yoksun bırakarak eloğluna muhtaç ettiler. Kadının değerini ona verilen başlık parasına ve kocasının evinden, babasının evine aktardığı maddi değerle ölçtüler.

Kızlarını okutan; miras ve ev veren; maddi bağımsızlık kazandırmaya çalışan aileleri kınadılar önce. Sonra kendi kızlarını okutmaya çalıştılar. Daha sonra da ‘başörtüsü zulmü’ var diye ortalığı velveleye verdiler. İyi de başörtü yasağı ne zaman getirilmişti?

Bilgi ağları, 12 Eylül’de getirildiğini yazmaktadır. Oysa ben üniversitede öğrenci iken (1984-87) türban ve başörtü takan arkadaşlar vardı. Katı bir yasak yoktu; çünkü öğrenciler, sorun çıkarmıyordu; ancak başka üniversitelerde sorun çıkaranlar olduğu, basına yansımıştı. 

Bir üniversitede ameliyathane stajına giden kız öğrenciler, kısa kollu ameliyat gömleği giymemekte diretir. Olay, yetkili makama iletilir. Yetkili, bunları çağırıp neden böyle davrandıklarını sorduğunda: “Peygamber Efendimiz’in zevceleri, kollarını açmıyorlardı” yanıtını alır. O da der ki: “Peygamber Efendimiz’in zevceleri, cerrah da olmuyordu. O zaman gidin evinizde oturun.” Bu tip olaylardan sonra da radikal kararlar alındı anlaşılan.

Gelelim kısa kola. Ameliyat ekibindeki doktor, hemşire, stajyer vb, önce yarım kollu ameliyathane üniformasını giyer. Saçının tek teli görünmeyecek biçimde başını, bone ile örter. Ağzı burnu tümden kapanacak biçimde de maske takar. Burada bir ateist, deist ya da laik “Ben, saçımı örtmek istemiyorum. Benim inancımda baş örtmek yoktur; benim önder saydığım kişiler, saçını örtmüyordu” diyemez. 

Ellerini, tırnak uçlarından dirseklere değin on dakika dezenfektan ile fırçalar. Sonra tentürdiyot vb ile dezenfekte eder. Steril bir kompres ile kuruladıktan sonra, ameliyat gömleğini giyer. Burada kol; daha doğrusu, dirsekten tırnaklara değin olan (abdest alırken de açıkta bırakılan önkol) bölgesinin görünmesi, topu topu, on dakikalık bir yıkanma/fırçalanma süresidir. Daha sonra filmlerde de gördüğünüz; tırnağınızı bile göstermeyen o ameliyat gömleği giyilir. O da standart olup herkes için geçerlidir. Zaten bu konularda mahkemelerden çıkan kararlarda: “Bu işlerin giysisi, üniforması, budur. Siz de bilerek bu işe girdiğinize göre, bu koşulları baştan kabul ettiniz demektir” yazdığını duyardık o günlerde.  

Daha sonra laiklik karşıtlarının yönetiminde; “Türban, laikliğe aykırıdır” şeklinde kararlar, çıkmaya başladı. Laikliği, inanç, din düşmanlığı gibi göstermek istercesine yazılmış gibi. Dahası “Başörtüsü sorununu çözeceğiz” diye iktidara gelenlerin dönemi de “en çok başörtülünün ve dindarın işten çıkarıldığı ve hapse atıldığı dönem” olarak anılmıştır. Demek ki başörtü takmak ya da antilaik olmak, devletin kurallarına kafa tutma hakkı vermiyormuş.  

Günümüzde, başörtü takanların kaçı, tam örtünmekte; Kaçı, makyaj, süs püs, vücut hatlarını iyice ortaya çıkaran giysiler, aşırı gösteriş ile daha çok şehveti körüklemektedir? Eşini aldatan kadın oranı ne kadardır? Kaçı, yalan, haram, gıybet, iftira gibi yanlışlardan kaçınmaktadır? Ekonomik kaygılarla eşini öldürüp mirasını yiyen ne kadar kadın vardır biliyor muyuz? Kaçı, başını örtünce tüm günahlarının örtüldüğünü düşünmektedir?  

Kur'an’da; “başörtülerini yakalarının üstüne örtsünler” diyordu; ancak “başını örtmeyene şu cezalar verilir” denmiyordu. Bunu da kimileri “Bu bir öneridir; çünkü yapmayana ceza vermiyor” diye yorumluyordu. Ve “başörtüyü yaka yırtmacının üstüne örtmek” de; “Başörtü, kültürlerinde zaten vardı. Kur’an’da, gerdanı, göğüs dekoltesini örtmesi söylendi.” şeklinde yorumlanmıştır.        

Kur’an’da, başını örtmeyene herhangi bir ceza önermediği halde kimilerinin başörtüyü, nerdeyse dinin tek şartı gibi görmesinin nedeni ne olabilirdi acaba? İlginçtir ki; kimileri, bir kadının başı örtülüyse, onun suçlarını, yanlışlarını görmezden gelmektedir.  

Bir gün TV’de geçgeç yaparken bir belgesele rastladım. “İsrail’de evli kadınlar, mutlaka türban takarlar. Aksi halde nikahlarının geçersiz olduğuna inanırlar” demekteydi. Bu söz bana anamın, başörtü konusundaki sözünü anımsattı: “Evli kadın saçını açarsa, nikahı sınar.” (Sınmak: kesintiye uğramak. Anadolu’da makas anlamında sındı sözcüğünü kullananlar vardır. Tarihimizde bir savaş “Sırp Sındığı Savaşı” olarak anılır.) Bir Amerikan TV kanalında da, evlilik konulu bir programda, bir genç kız diyordu ki: “Evlendikten sonra peruk takmak zorundayım.” Bu durumda saçını açmaktan bu denli korkmak, Yahudilik’te daha çok yer edinmiştir. İslam’da bir ceza önermediği halde Yahudilere göre nikahı geçersiz sayılıyor ve eşiyle ilişkisi bile zina kapsamına giriyormuş. 

Demek ki Kur’an’a bir daha ve dikkatle bakmak gerekiyormuş. Aksi halde, dinimizin bizi korkutmadığı koşullardan, İsrailiyat etkisi ile korkabiliriz. Dahası Allah, Hz. Muhammed döneminde ve daha sonra yaşayan insanları, kıyamet mahkemesinde hesaba çekerken; Kur’an’da bildirdiği İslam’a göre mi çekecektir? Yoksa İsrailiyat’a göre mi? “Size dininizi tamamladım. Sizin için İslam’ı seçtim” (Maide 5/3) dediğine göre; Kur’an’ın korkutmadığı bir konuda insanları korkutmak, kimseye bir şey kazandırmayacaktır. 

Allah, “Kadınların haklarını gözetin ve bu hususta Allah’tan korkun” demişti. Birileri bunu yalnızca başörtü takma hakkı ve kadının güvende olmasının koşulu saydı; ancak kadın cinayetlerinin; çocuk tecavüzlerinin artması da gösterdi ki, başörtü takmak, güvende olmaya yetmiyor. Başörtü, saç kılını ve onun yol açacağı sıkıntıları önleyebilir; ancak Kur’an’da haram sayılan (eziyet, gıybet, savurganlık, kamu malından çalma, zina, askerlik görevinden kaçınmak, yetim malı yemek, adam öldürmek, fitne çıkarmak vs) şeylerin günahını örtmez. Dahası benim anam da bacım da, teyzelerim, halalarım, yengelerim, böle(kuzen)lerim de başörtülüdür. 

Sorun, başörtü değildir. Asıl sorun, başörtü takınca kanunları, kuralları çiğneme hakkı kazandığını düşünmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.