1. YAZARLAR

  2. Ruhittin SÖNMEZ

  3. Akıl ve bilimle yönetmek...
Ruhittin SÖNMEZ

Ruhittin SÖNMEZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Akıl ve bilimle yönetmek...

A+A-

Prof. Dr. İskender Öksüz’ün Karar Gazetesindeki köşesinde yine öğretici bir yazısını okudum. “Devleti şirket gibi yönetmek” başlıklı makalede anlatılanlar, büyük ve önemli şirketlerde çeşitli kademelerde çalışmış benim gibi kişiler için, aldığımız eğitimler ve tecrübelerimizle öğrendiğimiz, bildiğimiz konular. Fakat İskender Hoca bir köşe yazısı içinde olayı hap gibikolay alınır şekle sokmayı başarmış.

İskender Hoca görev yaptığı kurumsal şirketlerdeki yönetim anlayışını ve şirketin kalitesini yükseltme çabalarının ilkelerini anlatarak, devlet yönetiminde de bu ilkeler uygulansa neler olabileceğini düşünmemizi sağlıyor.

Kaliteli bir şirketin en tepe yöneticileri bile diğer iş arkadaşlarının birkaç boy üstünde, yanılmaz, sorgulanamaz adamlar değildir.

Demek ki modern şirket yönetimleriyle devlet yöneticilerinin konumlanışı çok farklı.

Kaliteli şirketlerde her işin nasıl yapılacağının kaydı bulunuyor. Bu işler (süreçler) kayıtlarda belirtilen prosedür ve talimatlara uygun yapıldığından işlemler, her seferinde doğru yapılıyor. Kalite budur. Her seferinde aynını yapmak, her seferinde ve tek seferde doğru yapmak.

Oysaki devleti yönetenler anayasa ve kanunlarda belirlenmiş kurallara uymayabiliyor. Ekonomideki sorunların çözümü için, alışılmış yöntemler yerine heterodoks dedikleri genel kabul görmemiş yöntemler denediklerini söylemekten çekinmiyor. 

Bir şirket “her seferinde ve tek seferde doğru yapmak” gibi bir ilke ile yönetilirken, Türkiye’de devlet “deneme yanılma yöntemi” ile yönetiliyor.

*  *  *

İŞİ EN İYİ YAPACAK OLANA VERMEK 

Kaliteli bir şirketin yöneticileri “işleri, şahsiyetlerinin bir parçası olarak değil, kendi dışında problemler diye görüp nasıl yapacağını belirler, kayda geçirir ve hep öyle yapar; daha iyi bir yol bulunduğuna ikna olana kadar değiştirmez.”

Oysaki, Türkiye Cumhurbaşkanının ABD Başkanı ile olan görüşmelerinin bile kayda geçirilmediğini öğreniyoruz.

Şirket yöneticileri başarılı sonuçlar almak için, “Süreçleri ve süreçlerin yönetimini eşine, dostuna değil, bilene, en iyi yapacak olana verir.”

Oysaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından anlıyoruz ki, uzun yıllar devletin Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak görev yapan Ahmet Davutoğlu ile, Dışişleri Bakanı ve Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Ali Babacan “o makamlara layık olmadıkları” halde atanmışlar.

Dahası şu andaki Ekonomi Bakanı Nureddin Nebati’nin ekonomi tahsili ve tecrübesi yok, Merkez Bankası Başkanının da MB tecrübesi yok. Bir kamu bankasının yönetim kuruluna bir güreşçiyi atayan irade bunları da aynı kritere göre atamış olmalı.

*  *  *

ÖLÇMEK VE KARŞILAŞTIRMAK

Kaliteli bir şirket yöneticisinin yönetim sürecinde vazgeçilmez yöntemleri sürecin her aşamasını ölçmek ve karşılaştırmaktır.Süreçleri kendi içinde ve diğer şirketlerle sürekli karşılaştırırlar. Gerekirse konunun uzmanına danışarak, onlar vasıtasıyla, dünyadaki en iyilerle kendilerini karşılaştırırlar.

Karşılaştırma için üretilen rakamların doğru ve güvenilir olması önemlidir. Veriler sisteme doğru bir şekilde girilip, uluslararası standartlara göre istatistiksel değerler üretirseniz karşılaştırma yaparken hata yapmazsınız. Daha iyi sonuçlara ulaşmak için yapılması gerekenleri doğru bir şekilde belirlersiniz. 

Eskiden Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) uluslararası standartlarda ürettiği rakamlarla devlet kurumlarının yaptığı işlerin sonuçlarını doğru olarak görmemizi sağlardı. Ama son yıllarda TÜİK güvenilirliğini kaybetti. Ne verdiği enflasyon rakamına ne işsizlik vd rakamların doğruluğuna güven var. 

Merkez Bankası Başkanı ile Ekonomi Bakanı her üç ayda bir yılsonu enflasyon tahminini bildirirken bir önceki tahmininin iki katını açıklıyor.

Göstergeleri bozuk bir aracın şoförü ne kadar usta olursa olsun kaza riski çok büyük olacaktır.

*  *  *

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE BİR MECLİS ÜYESİ

İşte "devlet işlerinde de kaliteli şirketlerde uygulanan yöntemler uygulansın" diye neden yazdığımızı anlatan bir örnek:

Nurcan Acaroğlu Göktaş bir Japon otomotiv fabrikasında Mühendis ve Müdür olarak görev yapmış bir arkadaşımız. Halen İYİ Parti’den seçilerek Kocaeli Büyükşehir ve Derince Belediyesi Meclis üyesi olarak aktif bir görev yapıyor.

Nurcan Hanım geçen günlerde bir basın duyurusu yaptı. KBB Meclisinde kısır bir tartışmaya girilen “iş makinesi kiralama" konusunda şu sözleri söylemiş: “Bu konu bir matematik konusudur. Bilimin olduğu yerde, tartışmaya mahal kalmaz. Detaylı bir hesaplama sonucunda, kiralama avantajlıysa kiralama yapılır, satın alma avantajlıysa satın alma yapılır. Biz, kamu kaynaklarının en doğru şekilde kullanılmasından yanayız. Elimizde veri olmadığı için, böyle bir çalışma yapamıyoruz. Yapılması gereken şey, meclis toplantısı öncesi, meclis üyelerine yeterli ve doğru bilgilendirmeyi yapmaktır. Bu yapılmış olsaydı, bugün bu tartışmayı yapıyor olmazdık.” 

Bunun üzerine, KBB Başkanı Tahir Büyükakın, “Meclis üyesi arkadaşlarımızla bu konuda yaptığımız çalışmayı paylaşalım” diyerek bürokratlara talimat vermiş. 

Demek ki "ben yaptım oldu" demek doğru değilmiş.

Neymiş? Niyetiniz bozuk değilse, doğru rakamlarla konuşursanız tartışma olmazmış.

*  *  *

ÇENE SUYU ZAMMI

Bir başka örnek olarak AKP’li Derince Belediye Başkanı'nın bir icraatında uyguladığı yöntemi anlatalım. Gazeteci Nurettin Kolaylı kendilerini ziyarete gelen Derince Belediye Başkanı Zeki Aygün’e ilçe sınırlarında çıkan Çenesuyu fiyatlarına yapılan zamdan sonra, “vatandaşın suya ulaşmakta zorlanmaya başladığını” anlatmış. Damacana ve şişelerde olmasa bile dolum tesisine kendi damacanasını getirip doldurtanlara suyun ucuzlatılmasını teklif etmiş. Belediye Başkanı Aygün de hemen oradan bürokratını arayıp litrede 10 kuruşluk indirim talimatını vermiş.

Bu yöntem tıpkı elektrik fiyatına önce fahiş bir zam yapılıp, “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla” diyerek zammın küçük bir kısmının geri alınmasına benziyor.

“Merhametli bir tek adam” imajı oluşturularak, elektriğe ve suya zammı yapan yöneticiye bir de minnet duymamızı sağlamak istiyorlar. "Şark kurnazlığı" diyebileceğimiz bu tür yönetim tarzının geri kalmış ülkelere mahsus olduğunu düşünüyorum.

İyi bir yönetici iseniz ve halkı düşünüyorsanız önceden hesabınızı iyi yaparsınız. Ve halka en az zarar verecek kararı bir tek seferde ve doğru olarak alırsınız...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.