1. YAZARLAR

  2. Abdullah ALAGÖZ

  3. Milli Eğitim Bakanlığına andımızla ilgili cevabım
Abdullah ALAGÖZ

Abdullah ALAGÖZ

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Eğitim Bakanlığına andımızla ilgili cevabım

A+A-

Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, andımızla ilgili

Danıştay 8. Dairesi’nin verdiği, Öğrenci Andı’nın okullarda çocuklarımıza tekrar okutulması kararını temyiz etti.

MEB temyiz dilekçesinde, Öğrenci Andı’nı “çağdışı ve bilimsel değil” diyerek eleştirdi, faşizm ve komünizm uygulamalarına benzetti ve ““Türkler kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur” dedi. AyrıcaTürk milletinin milli kimliğini keşfetmesini, Fransız İhtilali’nden sonraki gelişmelere ve fikir akımlarına (Osmanlıcılık-İslamcılık-Türkçülük) bağladı.

Şimdi sırayla bunlara cevap verelim.

1.Andımız Anayasamızın girişinde ifadesini bulan temel hedefler, Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. "Maddesi, İstiklal marşımız dahil Türklük vurgusu üzerine inşa edilerek "Ne mutlu Türküm Diyene" ifadesiyle formüle edilen bir anlayışla çocuklarımızın Türk milli eğitimi formasyonuyla yetişmesi hedeflenmiştir.

Türk milliyetçiliği üzerine yetiştirilmesi amaçlanan ve bu vurguyu andımızla çocuklarımızda pekiştirmeyi hedefleyen pedagojik anlayış; "Yurtta Sulh Cihanda sulh" ilkesine uygun bir bir nesil yetiştirmeyi ülkü edinmiştir.  

 Aynı zamanda fikri hür vicdanı hür ve hayatta en hakiki mürşit ilimdir anlayışıyla dünyayı okuma anlama ve yorumlamalarını hedeflemiştir.  Böylesi bir anlayışın çağdaşlığını tartışmaya açmak en hafif tabirle ne dünyanın geldiği noktayı anlamak ne de bilimden haberdar olmaktır.

Hiçbir faşist ve Komünist anlayış; fikri hür vicdanı hür bir nesil yetiştirmeyi amaçlamaz. Bu suçlama kendilerinden olmayan herkesi faşistlikle suçlayan soğuk savaş döneminin demir perde ülkelerinin politikaları olsa gerek. Biati esas alan, seçtiği rektörün lidere sadakatini “farzı ayın gören, karşı çıkmayı da haram kabul eden “anlayış Türk milli eğitiminin çağdaşlığını ağzına dahi alamaz.

2. Türk milletinin çağdaşlarına göre en geç ulaştığını iddia etmek kadim Türk milleti ve onun kurduğu devletleri, meydana getirdiği medeniyetleri ve kültür havzalarını bilmemektir. Dünyanın en kadim üç beş milletinden biri olan ve Türk Cihan Hakimiyeti mefkuresi ile insanlığa medeniyeti götürmüş  İslamla şereflendikten sonra Türk Cihan hakimiyeti mefkuresi Nizam_ı alem ülküsüne dönüşen büyük Türk milletini çağdaşlarına göre uluş bilincine en geç ulaşan topluluktur demek Türk milletine yapılan en büyük hakaret, yalan ve art niyetli bir haçlı çıkışıdır.

3. Batı toplumları gelişen milliyetçilik hareketleri ile feodaliteyi yıkarak millet bilincine ulaştılar. O dönemde Osmanlı her ne kadar İmparatorluk olarak yönetiliyorsa da Türklük bilinciyle koca imparatorluğu asırlarca yönetebildi.  Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Karaman Oğlu Mehmet Bey, Ali Şir Nevai, Bilge Kağan, Dede Korkut ve daha sayamadığımız binlerce irfan dünyamızın pınarlarını nereye koyacağız?

4. Osmanlı hasta adam ilan edildiğinde devleti yönetenler; koca imparatorluğu bir arada tutma adına önce Osmanlıcılığı reçete olarak sundular. Tutmadı. İslamcılık hareketleri ile Müslüman toplulukları bir arada tutmaya çalıştılar.   Galiçya da Mekke’de  Filistinde Libya da, Balkanlar da Müslüman kardeşlerimizin saldırısına uğradık. Düşman Polatlı’ya dayanınca Türk milleti canhıraş bir şekilde vatan savunmasını yaparak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Bunlar bile milliyetçiliğin vazgeçilmez unsur olduğunu göstermiyor mu?

Bu itiraz Türk’e karşı kuyruk acısı olanların bilinç altlarının sadece dışa vurmasıdır vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.