1. YAZARLAR

  2. Mehmet YILMAZ

  3. Mayın tarlasında yürümek!
Mehmet YILMAZ

Mehmet YILMAZ

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

Mayın tarlasında yürümek!

A+A-

Büyük kayıplar küçük ihmallerle başlar! Uzmanların önerilerini dikkate almadan “Bana bir şey olmaz” mantığıyla ortalıkta dolaşmak, korkunç sonun başlangıcı olabilir. Bu ya kendi, ya da sevdiklerimizin hayatını tehlikeye atmaktan başka bir anlam taşımaz.

Bir kuralın neden konduğunu, bu kurallara nasıl uyulması gerektiğini anlamadan hareket etmek, yanımıza mayın dedektörü almadan, mayın tarlasında yürümek gibidir! Neyin üzerine bastığımızı anlayamayız. Anladığımızda da iş işten geçmiş olur, yapacak pek bir şey kalmaz.

Herkesin bir taşıyıcı olma kuşkusunun doruk noktaya ulaştığı bu zamanda, çok dikkatli olmalıyız. Unutmayalım ki kendimize bulaştırmak intihar, başkalarına bulaştırmak da cinayet riski taşımaktadır. Sevdiklerimizin katili olmak istemiyorsak, çoğumuzun psikolojik eşiğini zorlayan bu zorlu süreci, işbirliği içerisinde gerekli önlemleri alarak aşacağız.

Bir virüsün dünyayı nasıl dize getirdiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Gelişmiş-geri kalmış, güçlü-zayıf, zengin-fakir, siyah-beyaz, Müslüm-gayrimüslim ayırmıyor. Neredeyse dünyanın yarısı evden çıkamıyor. Bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesin. Düşünce biçimimiz, değerlerimiz, ihtiyaçlarımız, önceliklerimiz, ilişkilerimiz ve bütün bunlara bağlı olarak ortaya koyacağımız tavır virüs öncesi gibi olmayacak. 

Uzmanlar bu virüsün herkese bulaşabileceğinden hemfikir. Şu an üzerinde durulan en önemli konu, ülkemizin sağlık sisteminin krizi yönetebilecek durumda olmalarını sağlamak. Bu yüzden bazı ülkelerdeki gibi “hasta seçmek” zorunda kalınmaması konusunda uyarı yapılıyor. Hasta seçme konusu, geçmişte yaralı askerlerin yatmakta olduğu bir sahra hastanesinde geçen olayı hatırlattı.

Doktor, sağlık görevlileri, yatak sayısı, ilaç, tıbbi malzeme ve diğer araç gereç açısından kısıtlı, hastaneye getirilen yaralı sayısı da her geçen an artmaktadır. Sağlık görevlileri ve hemşireler yaralıların her birine ulaşamamakta güçlük çekiyor, bazı yaralılar yerlerde yatıyor. Yoğun bakımdaki askerlerin yataklarının ayakucuna, yaralarının durumuna göre, kategorilere ayıran etiketler asılmış. Amaç hemşirelerin iyileşme ihtimali olan hastalara daha fazla zaman ayırmasına zemin hazırlamak.

Hemşire yataklardan birinin ayakucundaki yazıyı okurken, acılar içerisinde güçlükle gözünü açan askerle göz göze gelir. Etikette, “Umutsuz vaka” yazmaktadır. Hemşire yaralının durumuna üzülür, yazıyı çıkarıp, “iyileşme umudu var” diye değiştirir. Yaralı askerle ilgilenir, zaman içerisinde asker iyileşir ve sağlığına kavuşur.

İtalya’da bazı hastanelerde “hasta seçmek” zorunda kalan hekimler gördük. Ülkemizde böyle bir durumun yaşanmasını elbette istemeyiz. Kurallara uyarak salgının yayılma hızını düşürmek, sağlık sistemimizin her hastaya yetecek zaman kazanmasına yardımcı olacaktır.

Bağışıklık sistemi güçlü olanların bu salgında fazlaca etkilenmeyeceğini söyleyenlerin sayısı az değil. Çin ve diğer ülkelerdeki örneklere baktığımızda iyileşme oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Önceki gün Türkiye’de de taburcu olan hastaların olduğu söylendi.

Ecel ne bir nefes önce, ne de bir nefes sonra! Virüs bulaşanlar değil, vadesi dolanlar ölüyor. Kur’an-ı Kerim’de, “Her canlı ölümü tadacaktır” yazmaktadır. Bu tedbir almayalım, iş olacağına varır demek değildir.

Vade yetince yapacak bir şey yoktur. Antropolog Carlos Castaneda ile Kızılderili bilge Don Juan’ın başında geçen bir olayla bitirmek istiyorum,

Antropolog Carlos Castaneda, hayatının otuz yılını, Meksika’da eski çağlarda yaşayan Şamanların yaşama biçimlerini incelemeye adamış bir bilim insanıdır. Yaqui Kızılderili kabilesinde incelemeler yapmış, bu kabilenin lideri Şaman Don Juan Matus’dan aldığı eğitimle on kitap yazmıştır.

Don Juan ve Carlos yanlarına yiyecek almadan ormanda geçirdikleri günlerin birinde acıkırlar. Carlos’a tavşan avlamak için kapan yapmasını söyler. Birlikte bir kapan yapar ve kapanı kururlar. Çok geçmeden bir tavşan kapana takılır. “Tavşanı öldür” der Carlos’a. O, “ben öldüremem, daha önce hiç öldürmedim!”. Don Juan, “O bizim rızkımız, yaradan onu bizim için gönderdi, öldür pişirip yiyelim". “Ben öldüremem, yemek de istemiyorum” der Carlos. 

Tavşanı bırakmak için kapanın kapağını açmaya çalışır. Bu arada can derdine düşen hayvan elini tırmalayarak kanatır. Kapağı açamayacağını anlayınca, kırarak tavşanı bırakmayı düşünür. Kapanı kaldırır ve yere vurur. Bu arada başını taşa çarpan tavşan ölür. Carlos çok üzülür. Kızılderili bilge Don Juan, “Üzülme onun vadesi buraya kadardı” der.

Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, “Savaşçı” isimli kitabında bu olay daha ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.