Yunanistan hesabına çalışan kriptolar gün ışığına çıkıyor!..

Ümit YALIM

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, partisinin milletvekillerine dağıttığı ve basınla paylaştığı bilgi notunda, partisinin milletvekillerinden Ege adalarıyla ilgili herhangi bir soru önergesi verilmemesi gerektiğine işaret etti. Çeviköz, Dışişleri Bakanlığı’nın, Ege Adaları konusundaki önergelere uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye’nin durumuna zarar vermemesi için yanıt vermeyeceğini de dile getirdi. Başkanlık sistemine geçtikten sonra iyice etkisiz kalan Meclis’te, hükümeti denetleme araçlarından birisi de soru önergesidir. Ana Muhalefet Partisi Milletvekili olan Çeviköz, kendi partisindeki milletvekillerinin soru önergesi vererek demokratik haklarını kullanmasından ve AKP Hükümetini denetlemesinden rahatsız olmuş. Ayrıca, AKP Hükümetinin temsilcisi gibi konuşup, Dışişleri Bakanlığı’nın soru önergelerine cevap vermeyeceğini söylüyor. Herhalde, Çeviköz kendisini diktatör, Türkiye’deki rejimin de diktatörlük olduğunu zannediyor.

İşin ilginç tarafı aynı talep 2016 yılında Yunan Hükümeti ve Yunan Büyükelçisi'nden gelmişti. Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Kyriakos Loukakis, 02 Haziran 2016’da CHP Genel Merkezine gelerek, “Lütfen, CHP adalar konusunu gündeme getirmesin. CHP, ekonomiyi eleştirsin, eğitimi eleştirsin ama adalar konusunu eleştirmesin. Bu talep Yunan Hükümetinin talebidir.” diyerek ricada bulundu. Yunan Hükümeti ve Yunan Büyükelçisi’nin 2016’da yaptığı telkin ve taleplerin aynısının 4 yıl sonra Ünal Çeviköz tarafından gündeme getirilmesi dikkat çekiyor.

Yunan Büyükelçisi gibi konuşan Çeviköz, yurt içindeki ve yurt dışındaki vatandaşlarımızdan çok sert tepki aldı. Çeviköz’ü kurtarmak için sahaya Murat Yetkin sürüldü. Yetkin, Ruşen Çakır ile yaptığı söyleşide, “Ege adaları ne olacak? Yunanistan 18 tane adaya el mi koydu? En son Ünal Çeviköz, Kılıçdaroğlu’na giderek, ‘Artık yeter. Bizim milletvekilleri bilip bilmeden soru önergesi veriyorlar. Bu bizim politikamıza da aykırı devlet politikasına da aykırı, partimizin çizgisine de aykırı’ dedi. İYİ Parti ve CHP Milletvekilleri ‘kim Yunanistan’a daha çok vuracak’ diyerek milliyetçilikte yarışıyor. İYİ Parti milletvekillerinin konuşmasına rağmen Meral Akşener hiçbir şey söylemiyor. Niye söylemiyor? Çünkü, Kardak Krizi sonrasında 1997 yılında MGK’nın tavsiye kararı var. 'Bu konulara devlet olarak çok girmeyelim. Çünkü onlar da haksız, bizim de çok yüzde yüz emin olmadığımız yerler var, bilinmesin.' Altında İçişleri Bakanı olarak Meral Akşener’in imzası var.” dedi.    

Öncelikle belirtelim; Murat Yetkin yalan söylüyor. Yetkin’in bahsettiği 1997 MGK kararında böyle bir ifade yok. Ayrıca böyle bir ifadenin altına hiçbir MGK üyesi imza atamaz. Çünkü böyle bir ifadenin altına imza atılması halinde, imza sahipleri TCK 302’den yargılanır. Murat Yetkin’in Dışişleri Bakanlığı tarafından yönlendirildiği anlaşılıyor. Çünkü, bu yöntem Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Yunan yandaşı diplomatlar tarafından kullanılıyor.

Murat Yetkin ve Ünal Çeviköz’ün dedikleri doğru olsaydı, Yunanistan’ın Muğla Plati Kayalığı’nı iskana açma girişimi engellenmezdi. Yunanistan’ın 1999 yılında Muğla Plati Kayalığı’nı iskana açma girişimi Başbakan Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından engellenmiştir. Konu ile ilgili haberler, “İkinci Kardak Krizi” manşetleri ile Türk ve Yunan basınında yer almıştır. Plati Kayalığı, Kardak Kayalıklarının birkaç misli büyüklükte olup Muğla il sınırları içindedir.

Ancak anılan kayalık, Erdoğan ve AKP İktidarları döneminde 2006 yılında iskana açılmış, 2020 yılında da işgal edilmiştir.

İŞGAL ORTAYA ÇIKINCA, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 1997 MGK KARARINA SARILDI !...

31 Aralık 2008’de Yunan Genelkurmay Başkanı ve  Kara Kuvvetleri Komutanı’nın Aydın Bulamaç Adası’na askeri helikopterle gelerek adadaki Yunan askerlerini ziyaret etmesi üzerine işgal ortaya çıktı. Yunan askeri helikopterinin Türk Hava Sahasını ihlal ettiği duyurusu, Bulamaç Adası’nın ismi de verilerek Genelkurmay internet sitesine konuldu. Sitedeki duyuru, ertesi gün Büyükelçi Haydar Berk ve Tümgeneral Şirin Ünal işbirliği ile kaldırıldı. Gerekçe olarak 1997 MGK kararı gösterildi. Ancak 1997 MGK kararı incelendiğinde vatan topraklarına sahip çıkılmasını ve savunulmasını engelleyen hiçbir madde olmadığı görüldü.

Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı diplomatları Genelkurmay Başkanlığı’na davet edilerek müşterek bir toplantı düzenlendi. Toplantıda işgal altındaki adaların derhal boşaltılması için siyasi karar alınması talep edildi. Dışişleri Bakanlığı heyetinin başındaki Elçi Basat Öztürk, siyasi kararın alınmasının mümkün olmadığını, çünkü Türk adalarının AKP Hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiğini itiraf etti.

YUNAN YANDAŞI BAKAN VE DİPLOMATLARIN İCRAATLARI

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Haydar Berk ve Havacılık Denizcilik Genel Müdür Yardımcısı Elçi Basat Öztürk, Dışişleri Bakanı Ali Babacan adına Genelkurmay’a sözlü başvuruda bulunarak, Türk Askeri Uçaklarının Yunan işgali altındaki Eşek ve Bulamaç adalarının üzerinden uçmamasını talep ettiler. Gerekçe olarak uçuşların AB İlerleme raporuna girmesi gösterildi. Türk Askeri Uçakları kendi adalarımızın hava sahasında uçmasına rağmen, AB İlerleme Raporlarında, uçaklarımızın Yunan adaları üzerinden uçtuğu iddia ediliyor ve uçuşlara son verilmesi talep ediliyordu. Genelkurmay, raporun düzeltilmesi için AB nezdinde girişimde bulunulmasını önererek Dışişleri Bakanlığı’nın uçuşları durdurma talebini şiddetle reddetti.

Adaların işgalini kamuoyunun duymaması için büyük gayret sarf eden Dışişleri Bakanlığı farklı yöntemler denedi. Haydar Berk ve Basat Öztürk tarafından hazırlanarak Genelkurmay’a gönderilen resmi yazıda, Bakanlığa gelen ABD’li 3. Katip (kıdemsiz) diplomatın, “Hava Kuvvetlerinize söyleyin, uçuşları durdursunlar, aksi halde Eşek ve Bulamaç adalarının Yunanistan’a ait olduğunu söyleriz” dediği belirterek uçuşların durdurulması talep edildi. Genelkurmay, “ABD Büyükelçiliği’nin böyle bir girişimde bulunması halinde anılan adaların Türkiye’ye ait olduğunu gösteren ABD haritaları basınla paylaşılacaktır” cevabını verdi ve uçuşlara devam etti. Bunun üzerine ABD Büyükelçiliği ve Türk Dışişleri Bakanlığı geri adım atmak zorunda kaldı.

Uçuşların durdurulması konusu Wikileaks belgelerine de yansıdı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın basına sızdırılan belgelerinde, Türk Dışişleri yetkilisi Çağatay Erciyes’in, “Türk Dışişleri, Yunan adaları üzerinden (işgal altındaki Türk adalarını kastediyor) uçuşların Atina ile ilişkilerin düzelmesi çabaları açısından verimsiz olduğunu biliyor ve orduya bu manevraların azaltılması yönünde baskı yapıyor.” ifadelerine yer veriliyordu.

Türk Dışişleri yetkilisi Büyükelçi Haydar Berk, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Tina Kaidanow’a, Ankara’nın Yunan karasularınınn altı milden daha fazlaya çıkarılmasını incelemeye hazır olduğunu söyledi. (Wikileaks)

MURAT YETKİN NEREDEN KOŞUYOR?

1997 MGK kararı hakkında yalan söyleyen Yetkin, Meral Akşener hakkında da yalan söylüyor. Yetkin’in, “İYİ Parti Milletvekillerinin konuşmasına rağmen Meral Akşener hiçbir şey söylemiyor.” ifadesi de yalan. Akşener, işgal edilen adalar konusunu defalarca gündeme getirmiş ve vatan topraklarına sahip çıkmıştır. Akşener’in adalar açıklamaları, yazılı basın tarafından her defasında manşetten verilmiştir.

Söylemleri ile Yunan yandaşlığında sınır tanımayan Murat Yetkin, 2011-2018 yılları arasında, Hürriyet Daily News Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmeni ve Köşe Yazarı olarak çalıştı. Anılan gazete, Anadolu Ajansı’nın verdiği haberin İngilizce çevirisini yayınlarken büyük bir sahtekarlığa imza attı. Gazetenin 20 Eylül 2013 tarihli kağıt baskısında ve internet sitesinde, AA’nın Bulamaç (Farmakonisi) Adası ifadesi Greece’s Farmakonisi island (Yunanistan’ın Farmakonisi Adası) olarak yayınlandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğinde olan Bulamaç Adası tüm dünyaya Yunan adası olarak tanıtıldı.

Gazete Temsilcisi Özgür Korkmaz’a e-posta ile uyarı yazısı göndermeme rağmen bu sahtekarlık düzeltilmedi.

Aradan 7 yıl geçmesine rağmen gazetenin internet sitesindeki sahtekarlık hâlâ devam ediyor. Bu sahtekarlık ve Yunan yandaşlığından, gazetenin 2013’te Genel Yayın Yönetmeni olan Murat Yetkin birinci derecede kanunen ve hukuken sorumludur.