Yüksek öğretim ve uygarlık...

Bahri YILDIZBAŞ

Şimdilerde, üniversitelerde her memlekette, eh bütün dereceleri tamamladıkları halde hepsinden nasipsiz, kısmetsiz, ellerine artık tek bir kitap almadan üniversite mezunlarının böbürlene böbürlene, içi boş hava atmaktan öteye gitmeyen cehaletlerinin resmidir bu; “Zeka bu kadar ucuzlayınca, devrin bütün eşşekleri zirve yapmış.” 

- Hoş geldiniz sayın yarışmacı; heyecanınız geçmiştir herhalde? O halde ilk sorunuz geliyor, buyrunuz, bir hukuk sorusu: TC Anayasası’na, göre hakimiyet kayıtsız şartsız kime aittir?! Seçenekleri okuyorum, 

A) Yüksek Hakimler Kurulu, 
B) Kabzımallar Derneği, 
C) Beşiktaş Jimnastirk Kulübü, 
D) Millet

- Valla bilmem ki ne desem; A şıkkı galiba. 

- Emin misiniz; joker hakkınızı kullanmak ister miydiniz?

- Evet, %50 hakkımı kullansam iyi olacak galiba! A-% 15, B- %45, C %28,  D %5

- AB, diyorum.. evet  B

- Son kararınız mı?

- Aslında C desem iyi olacak, çünkü Beşiktaşlıyım ama  hayır. B’de kararlıyım!

- !! Drinkk! Maalesef olmadı sayın yarışmacı, doğru cevap D idi!

- Yok bee. Hiç öyle görünmüyor, ama sizden iyi bilecek değilim herhalde, neyse, öyle olsun bari n’aapalım?

- Yeni bir yarışmacıyla, programımıza devam ediyoruz; heyecanlı mıyız? 

- Değiliz! 

- Güzel, işte ilk sorunuz bilgisayardan geliyor, Behice Boran kimdir?

A) Manken sunucu,
B) Şarkıcı menken, 
C) Aktris Şarkıcı,
D)  Sosyolog

- Aaa, bu haksızlık ama, çok zor bir soru bu..

- Sorular, bilgisayardan geliyor ama efendim.

- Hımm, sosyolog  olması mümkün değil, sosyologları tanırım çünkü, ama yanıltmak için şeçmişsiniz; manken ismi zaten BB ile yazılıyor, sarışındı di mi?

- Ben bilmem efendim, siz bileceksiniz! 

- Sarışın mıydı? Hani geçenlerde Etiler'de, sevgilisinin üstüne jip sürmüştü de. Tamam şarkıcı manken

- Emin misiniz?

- Hı hı..

- Drinkkk!.. 

Bu bölüm, Prof. Sait Ebinç’ten alıntıdır, teşekkür ediyorum. 

Bin dokuz yüz ellili yıllarda, süt, yağ ve naylon kumaşla başlayan plan, tuttu. Anlayacağımız, Nasrettin Hoca, mayalamada yine haklı çıktı. Şimdi yapılan yanlışlarda üzerine gelince, altından kalkacak mecal kalmadı. 

"Deniz dalgasız, Türkiye cahilsiz bırakılmaz.” by 

Ufku geniş, vizyonu olan ve düşünebilenler hayal kurarlar. 

"Hayal ettim, hayal ettiklerimin önündeki manileri kaldırdım ve gerçekleştiğini gördüm.” diyen, o kocaman adam var ya. "İstikbalin göklerde, kurtuluşun eğitimde.” olduğunu söyleyerek, Hasan Oğlan, Mustafa Necati ve Tonguçlar gibi, eğitim neferleri yetiştirmiş. Köy Enstitüleri modeli, gelişmiş ülkelerin kendilerine uyarladıkları bir dünya modelidir. Derhal ve acilen hayata geçirilmeli, köy okulları açılmalı, köylerde ve kırsalda yaşayıp öğretmen olmak isteyenler ile kentlerde gönüllü öğretmen olmak isteyenler; YKS, KPSS saçmalıklarından uzaklaştırılarak, yeni dünya ve yepyeni Türkiye’ye uyarlanacak güncellenmiş programlarla, Köy Enstitüleri kesinlikle ve acilen açılmalıdır. Mevcut öğretmenler ve yöneticiler nesilleri, hatta kendi çocuklarını yok ediyor. 

Okullardaki zorunlu "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi kaldırılmalı. Evet evet, kaldırılmalı. Dinin kültürü ve ahlakın bilgisi olmaz. Dine kültür kazandıracağımıza, kültürümüzdeki din ve dinler değerini kazandıralım. Ahlakın bilgisi ve dini mi olur? 

Dünyada yaşayıp ölen milyarlarca insan, dini tanımadan ahlakla ayakta durabilmiş ve devlet olabilmiştir. Şimdiki dünyada ise, 8 milyar insandan yarısının dini, bizim bilmediğimiz kendi dinleri veya dinsiz olanlar ile bin beş yüz civarında farklı inançlara sahiptirler. Geriye kalan 4 milyar insanın ise, 3 milyarı 4 hak dinin mensubu iken, bir milyarının dini ve inancı bile yoktur. Müslüman insan sayısı 1.5 milyardır. 40 yıldır bu ülkede ve Müslüman ülkelerde zorunlu din, ahlak ve medrese dersi olmasına rağmen, dini olmayan, bizim dinimizden ve ahlak dersi olmayanlara da; teknolojik, ekonomik, insanlık ve bir çok açıdan muhtaçız. "Ahlaksız ve adaletsiz devletin dini olmaz.” diyen Hz. Ali’nin, fikirlerinin ne kadar haklı olduğunu 14 yüz yıl sonra bile görebiliyoruz. Ahlak bilgi ile değil; aile, toplum, öğretmen, din adamı ve devlet yöneticilerinin davranışlarından alınan örnekler ve devletin temellere yerleştireceği ilkelerle öğrenilir. Açıkçası; sahtekarlığı öğreten tefeci faktoringlerle değil, etkileyici faktörlerin sürekliliğiyle AHLAK kazanılır ve kazandırılır. 

Ülkemizin; ahlaklı, adaletli ve nitelikli öğretmenlere ve onların yetiştireceği, bireylere ihtiyaç vardır. O zaman; ahlaklı, vicdanlı, merhametli, adaletli ve insaflı valiler, kaymakamlar, hekimler, savcılar, askerler, polisler, müfettişler, iş insanları, bürokratlar ve siyasiler yetişir. Bütün bunlar, Kurtuluş Savaşı kazanmış bir ulus devlet için, olmayacak veya başarılamayacak konular olmadığı gibi, uzun vadeli konular olacağından, günü kurtarmak DEĞİL, şimdi acilen programlarımızı güncelleyerek, bilim alanına yönelmeliyiz...

Fizik, kimya, biyoloji, matematik (TİMMS), felsefe, sosyoloji ve psikoloji derslerinin saatlerini kesinlikle artırmalıyız. Genel anlamda liselere, fakültelere ve üniversitelere, bölgesellik ile alan planı yapmalıyız. Eğitim fakültelerini, üniversitelerden ayırdığımızda; ahlak ile adaletin ve öğretmen yetiştirme yeterliliklerinin tekelini kaldırmış, temellerini sağlam bir zemine oturtmuş oluruz.

Uygarlığı, uygar olmayı, uygarlığın nasıl bir şey olduğunu, minik bir Hollanda’nın toprak uygarlığını ve zenginliğini de anlayarak, uygar olmanın güzelliklerini anlamış oluruz...