Merhaba sevgili astroloji severler,
Son iki buçuk yılda biraz daha hassaslaştıysanız, bazı şeylere eskisi kadar katlanamıyor, bazı insanları sessizce hayatınızdan çıkardıysanız bilin ki yalnız değilsiniz. Satürn’ün Balık burcundaki yolculuğu hepimizi içten içe yordu ama aynı zamanda büyüttü; şimdi bu sürecin bize ne anlattığına birlikte bakalım.
İnsan bazen ne yaşadığını değil, neden bu kadar yorulduğunu sonradan anlar; Satürn’ün Balık burcundaki yolculuğu da tam olarak bize bunu yaşattı.
Satürn Balık’tan Çıkıyor: Peki Bize Ne Öğretti?
14 Şubat’ta Satürn, yaklaşık iki buçuk yıl süren Balık burcu yolculuğunu tamamlıyor. Bu geçiş, yeni bir dönemin başlamasından çok, biten bir dersin sonuçlarına bakmak gibi. Satürn hiçbir zaman “geçti gitti” demez; “anladın mı?” diye sorar. Balık burcu ise duyguların, sezgilerin, fedakârlığın ve kaçışların alanıdır. İşte bu yüzden bu süreç hepimize, fark etsek de etmesek de, derin dersler verdi.
Bu dönem bize ilk olarak şunu öğretti: Her his gerçek değildir. Her üzüntü bizim sorumluluğumuz, her acı bizim taşımamız gereken bir yük değildir. Başkalarının duygularını üstlenirken kendini ihmal edenler, “ben idare ederim” deyip içten içe tükenenler bu süreci en sert yaşayanlar oldu. Satürn Balık’ta şunu netleştirdi: Empati değerlidir ama sınırı yoksa insanı tüketir.
Bir diğer büyük ders, kurban psikolojisinden çıkmak oldu. “Benim kaderim böyle”, “hayat bana bunu yaptı” gibi cümleler bu dönemde artık işlememeye başladı. Satürn acıyı yok saymadı ama onun arkasına saklanmamıza da izin vermedi. Yaşadıklarını inkâr etmeden, sorumluluğu almayı öğretti. Yani ağlayabilirsin ama orada kalamazsın dedi.
Bu süreçte kaçtığımız her şey bir şekilde önümüze düştü. Görmezden gelinen ilişkiler, ertelenen yüzleşmeler, bastırılan duygular ve bağımlılıklar artık saklanamaz hale geldi. Balık burcu “akışa bırak” derken Satürn şunu sordu: Bu gerçekten akış mı, yoksa kaçış mı? Kaçış olan her şey, zamanı gelince yakaladı.
Satürn Balık aynı zamanda ruhsallıkla ilgili büyük bir farkındalık yarattı. Maneviyatın, hayattan kopmak olmadığını öğretti. Gerçek ruhsallık; sorumluluk almadan, emek vermeden, sadece beklemek değildir. Dua etmek kadar adım atmanın da gerekli olduğunu gösterdi. Yani “niyet ettim” demek yetmedi; niyetin arkasını doldurmak gerekti.
14 Şubat’la birlikte Satürn Balık defterini kapatırken bizden şunu bekliyor: sınır çizebilmeyi, gerektiğinde “hayır” demeyi, kendini feda etmemeyi, duygu ile gerçeği ayırt edebilmeyi ve kaçmadan yüzleşmeyi. Son iki buçuk yılda bazı insanlardan uzaklaştıysan, yalnızlaştıysan ya da eskisi kadar “herkese yetişemiyorsan”, bu bir kayıp değil. Bu bir olgunlaşma.
Satürn Balık bize çok net bir cümle bıraktı: Herkesi sevebilirsin ama herkese yetemezsin.
Ve bu, bencillik değil. Bu, hayatı öğrenmiş olmanın işaretidir.
Satürn Balık’tan çıkarken bize şunu hatırlatıyor: kendini kurtarmadan kimseyi kurtaramazsın; artık yüklerini bırakıp öğrendiklerinle yoluna daha hafif devam etme zamanı.
Sevgiyle..