YOK OLAN TARIM VE PEŞKEŞ ÇEKİLEN TRAKYA

İhsan YAVUZ

Son yıllarda Trakyada adı konulmamış bir arazi hareketliliği var.Bölgede yaşayan insalar hiç tanımadıkları insanlara ve  büyük şirketlere  arazilerini satmaya başladılar. Yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda tarımda gelecek göremeyen çifçiler çareyi kapılarında da satılacak tarlaları almaya hazır büyük şirketlere topraklarını satmakta buldular.

Bu şirketler tarlanın verimli olup olmadığına bakmadan bu tarlaları satın almakta, aldıkları arazinin eski sahibince geçici olarak işletilmesine izin vermektedirler.

Trakya son yıllarda büyük bir çevre ve kent sorunu da yaşamaktadır., bir zamanlar Trakya hayat veren Ergene nehri dünyanın en kirli akarsuyu durumuna getirilmiştir. Çare olarak sunulan Derin Deniz Deşarjı bölgeye çözüm olmayıp Marmara Denizi için de tehlike oluşturacaktır.

Taş,kum ve Kalker Ocakları bölgedeki inşaat sektörüne bağlı olarak hızla artmaktadır. Hayvan yetiştirme alanı olan meraları yok eden bu çalışmalara biran önce son verilmeli bu izni veren bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Trakya’da enerji tesisi için çabalayan bir çok şirket var,. Trakya toprakları enerji üretimi için uygun değildir ve bu tür planlamalara son verilmelidir. Eğer bölgede herhangi bir yatırım düşünülüyorsa bu çalışma bölge insanlarının katılımı ile demokratik bir şekilde yapılmalıdır.

Birlikte yapılan bu çalışmalarda kentlerin imar değişikliğinden sağlıklı içme suyuna erişime, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesinden ormanların korunmasına, kent ve bölge ulaşım kararlarından kırsal kalkınmayı geliştirmeye kadar kamusal çıkarlar ilke olarak benimsenmelidir.

Yapılan bu çalışmalarda kentlerdeki hava kirliliği ile mücadele edilmemesi sonucunda dünyadaki en kirli on kentin sekizi ülkemiz coğrafyasında olmasının nedenleri iyi tespit edilerek bilim insanlarının önderliğinde buna çözüm bulunmalıdır.

 Ergene nehri etrafındaki doğamızı kirleten,çevreyi yok eden derelerimize zehir akıtan  firmalara karşı kent konseyleri veya diğer çevre örgütleri gibi kurumların, dava açabilmesinin yolları araştırmalıdır

 İşin bir acı tarafıda bir kentin coğrafi sınırları içindeki yönetimin tek kişiye verilmesi yerelleşmek değil yetkileri merkezileştirmeyide beraberinde getirmektedir..

Tekirdağ, Büyükşehir olmasından kaynaklı büyük sorunlar yaşamaktadır. Bir çok kentimizinde büyükşehir statüsüne alınmasının tartışıldığı günümüzde bunun bölgede yaşayan yerel halka sorulmaması antidemokratiktir.

Evrensel kural ve anayasal hak olan yerellerin yerel güçler tarafından yönetilmesi ilkesine de ters olan bu uygulama kırsal alanların özerk varlıklarını ele geçirme harekâtı olarak anlaşılmaktadır.

  Doğasından suyuna, merasından okuluna, deresinden çeşmesine kadar hepsinin bölgede asırlardır yaşayan insanı hiçe sayrak  merkezi bir idareye verilmesi son derece sakıncalıdır.

Bölge için olumlu birşeyler yapılacaksa konu,sivil toplum örgütleri kent konseyleri ve hepsindende önemlisi yöre halkıyla birlikte tartışılmalı ortak akıl üretmeli ve yetkili birimlere rapor halında iletilmelidir.

İhsan yavuz-ihsanyavuz38@yahoo.com