Türkiye'nin Mestizoları

Halil KONUŞKAN

Dünya’da hiç katıksız bir toplum bulmak mümkün değildir.

Bu çerçevede bizim tarihimizde de değişik toplumlarla evlilikler sonucunda anne veya babasının farklı milletlere mensup olduğu bireyler olagelmiştir.

Türk toplumunun yüzyıllar boyu Anadolu’da genellikle gayrimüslim ahali ile birlikte yaşadığı, Anadolu dışında da Osmanlı devletinin bilinen dünyanın önemli bir bölümüne yayılıp Polonyalılardan Zencilere kadar birçok millet, ırk ve etnik grup ile karşılaştığı da bilinen bir gerçektir.

Bu karşılaşma Türk nüfusunun yerleştirildiği bölgelerin yoğunluğu açısından Balkanlarda ve Orta Avrupa’da olmuştur. Yani bir karışım varsa bu karışımın gayrimüslüm halklar ile Türkler arasında yaşanması gerekmektedir.

Ancak bahse konu olacak karışıma Türklerin Müslüman olmaları büyük bir engel oluşturuyordu. Çünkü İslam dini Müslüman kadınların gayrimüslimlerle evlenmelerini yasakladığından dolayı çok istisnai durumlar hariç böyle bir karışım mümkün değildir. Türk erkekleri ise değişik gayrimüslim milletlerden kadınlar ile evlenmişler veya köle hükmüne göre bunlarla beraber olmuşlardır.

Türk baba ve gayrimüslim annenin birlikteliğinden meydana gelen karışımın da düşük bir düzey ve oranda olduğunu söyleyebiliriz. Gerek tapu tahrir defterleri gerekse geçmişe ait söylenceler bu gibi durumların düşük bir orana sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ayrıca karışık bir ırk oluşması için bu karışımın tekerrür edecek şekilde tekrarlanması gerekir. Bu gibi bir durum ise genellikle gerçekleşmemiştir. Çünkü Türkler ile örneğin Bulgar, Sırp veya Rumlar arasında nesiller boyu ısrarla devam eden bir evlilik veya birleşme söz konusu değildir.

Öte yandan bir Türk erkeği ile bir gayrimüslim kadının birlikteliği olmuş olsa bile bu birliktelik bir diğer nesilde devam etmeyince % 50 olan gayri Türk genetik payı, önce % 25’e sonra % 12,5’a ve devamlı daha aşağıya giderek yedi nesilde kaybolacak noktaya gelecektir.

Hülasa Türk toplumunda başka bir toplumla melezleşme söz konusu değildir. Ancak mevzi ve istisnai örnekler yaşanmış olabilir.

Öte yandan bizim toplumumuzda yaşanan karışım Osmanlı devletine hizmet etmek üzere İslam toplumuna kazandırılan dönme ve devşirmelerin katkıları ile gerçekleşmiştir. Bu dönme ve devşirmeler toplum olarak topluca ana kitlenin içine katılmadıklarından dolayı parça parça eklemlenmişler ve bazen diğer dönme ve devşirmeler bazen de Türklerle evlenmişlerdir.

Bu çerçevede ataları dönme veya devşirme olan mecburen Türklerle de karışan bir miktar insandan bahsedebiliriz.

Bize göre ülkemizde ve Türk tarihinin değişik zaman dilimlerinde Türk milli kimliğini tam olarak benimseyemeyen, Türk devletinin çıkarlarının haricinde mevzilenenler genellikle işte bu insanlardan oluşmaktadır.

Zira bahsettiğimiz güruh toplumumuzun çoğunluğunu oluşturan Türk unsuruna tam anlamı ile eklenmekte zorlandıklarından dolayı toplumumuzun kültürel dinamiklerine ateş etmekte ve devamlı milli kimliğimize düşmanlık sergilemektedirler.

Bu tür insanlarla ilişkileri olduğunu tahmin ettiğimiz bazı devlet ve düzen bozguncuları bir zamanlar varlıklarını tanımlarken Latin Amerika’da yaşayan kölelerin torunlarına izafeten kendilerini Türkiye’nin Zencileri ilan etmişlerdi.

Aslında örnek aldıkları bölge de yaşayan diğer toplum olan Mestizo örneği kendilerine daha çok uymaktadır.

Mestizolar Latin Amerika olarak bilinen Orta ve Güney Amerika’da değişik ülkelerde yaşayan bir etnik gruptur.

Kendilerine göre bir milletleşme sürecini yaşayan Mestizolar Meksika, Guatemala, Honduras, El-Salvador, Nikaragua, Panama, Kolombiya, Venezuela ve Paraguay’da nüfusun çoğunluğunu oluştururlar. Diğer Latin Amerika devletlerinde de değişik nüfus oranlarında varlıklarını sürdürürler.

Bu toplum İspanyol ve Portekizli sömürgecilerin kurdukları çiftliklerde köle olarak zorla çalıştırdıkları Kızılderili kadınlardan peydahladıkları çocukların torunlarıdırlar.

Bizde ki Mestizoların kendilerinin menşei hakkında şüpheye düştükleri ve kimlik bunalımı yaşadıkları gerçeğini az çok tahmin edebiliyoruz. Dedeleri veya ninelerinin soyları onların tutum ve tavırlarını yoğun olarak etkilemişe benzemektedir.

Milli kimlik sadece soy ağacına göre tanımlanamayan kültürel, sosyolojik hatta psikolojik unsurları içeren çok geniş ve kapsayıcı özelliğe sahiptir.

Eğer milli kimlik atalarımızın cinsel birlikteliklerinden geçiyorsa Mestizolar bu şekilde ırkçı düşünenler için daha iyi bir örnek teşkil edecektir. Zira Mestizo kimliği tamamen yatak odasında oluşturulan bir kimliktir. Bizce kendilerine daha çok yakışmaktadır.

Hem işbirlikçi ararken Latin Amerika’dan yüz milyona yakın bir kitleyi de yanlarına alabilirler.

Böylece ne mutlu Türk’üm diyemiyorlarsa ne mutlu Mestizo’yum deme imkanına da kavuşmuş olurlar.