TÜRKİYE’NİN ÇIKMAZLARI

Bahattin AYHAN

Bir zamanlar besleme basında sür manşet haberler çıkardı. Obama Başbakanı telefonla aradı, başka bir gün Başbakan Obama’ya telefon açtı….. Birde saklanan görüntü vardı. Obama’nın ahize bir elinde, diğer elinde beyzbol sopası ile masanın üzerine oturmuş Obama resmi. Anımsadınız değil mi?

Aslında Obama insan ruhunu çok iyi anlamış biri. Neden mi? konuştuğu insanların kibir ve hırs sahibi mi değil mi onu test etmiş. Ona göre de politikasını yürütüyor. Hırsı ve kibiri olan liderleri de bir yerlere itiyor.

Türkiye Ortadoğu’da bölgesel bir güç, lider olmak arzusu, ister istemez bir takım oyunların içinde yer almasına da neden oluyor. Bitmedi daha. 1990 sonrası bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerini de etkisi altına almak istiyor. Rusya ve ABD’yi bir anlık unutuyor. Onlarda başlangıçta ses çıkarmıyor. Bekle gör politikası güderek Türkiye’yi izlemeye alıyor.

Suriye ile olan iyi ilişkiler ABD’nin işine geliyor. Suriye’yi böylece Rusya’nın manyetik alanından sorunsuzca kurtarmada Türkiye’yi kullanıyor. Rusya ise sabırla beklemede kalıyor. Sonuç: Dostluk savaşa dayanıyor. Türkiye hem ekonomik hem de toplumsal kayba ve huzursuzluğa itiliyor. Bu siyasetin adı da ‘’Komşularla sıfır sorun’’ oluyor.

Hızını alamayan Başbakan cesaretlenerek açılımlar yapıyor. Dünya liderliğine soyunuyor. Brezilya ile ortaklaşa İran’ın nükleer programı  için kolları sıvıyor. Şeklen alkışlanırken, içten içe gülünüyor. Arap Baharı sonucu Kuzey Afrika kıyı şeridindeki ülkelerde liderler değişti, denge bozuldu. Mısır’da Mübarek devrildi. Mevcut durumun devamını öngören Türkiye’nin sıfır sorun, BOP başkanlığı, Dünya lideri olma hevesi böylece tepe taklak oldu.

Türkiye’ye Yeni Osmanlı misyonu verildi. Bu da Türkiye’nin çok hoşuna gitti. İnsan mühendisliği başta olmak üzere kültürde, mimaride, dinde köklü düzenlemelere gidildi. Dini bütün nesil adı altında tek tip insan yetiştirme projesine dört elle sarılan bir yönetim uygulaması gerçekleşti. Adı geçen proje çağ dışı, anti demokratik ve demode bir proje olduğunu Türk halkı kısa zamanda anladı. İnsan hakları, özgürlük, demokrasi, laiklik konularını rafa kaldıran yönetim baskıcı uygulamalara yöneldi. Üstüne üstlük Gezi olayları karizmayı zedeleyince polis baş aktör oldu. Hukuk tek yönlü işlemeye başladı. Siyasetin emrine girdi.

Artık sorunlar arka arkaya gelmeye başladı. Yanlış strateji nedeniyle Kürt açılımı dar boğaza ve tepkilere yelken açtı. PKK’nın CIA’nın yan kuruluşu olduğu ve İran’a gerektiğinde Türkiye’de başta olmak üzere Ortadoğu’da kullanılmak üzere rezerv tutulduğu görmemezlikten gelindi. Daha düne kadar Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşi PKK’nın hamisi değil mi idi. Hiç mi ders alınmadı? Ya Yunanistan? PKK’yı desteklemiyor mu?

Öbür taraftan hep perde arkasında oynana Hacivat-Karagöz oyunu içinde Türkiye-İsrail ilişkileri dışa karşı kavga, perde arkasında stratejik işbirliği devam ediyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Anglo-Sakson siyaseti hep Türkiye’yi yok etmek veya en azından kendi kontrolleri altında tutmak üzerine oturtulmuştur. Biraz tarih bilgisi olanlar bunu bilir. Osmanlı’yı yok edenler kimler? Biraz hafıza ve bilgi bu sorunun yanıtını bizlere veriyor.

Ya Rusya ile ilişkiler. Öbür taraftan AB ve Çin ile olan ilişkiler. Hepsi sarmal durumda. Ermenistan her an için patlamaya hazır sorun. Irak’, Bulgaristan’ı da bunlara ilave edelim. Kara komşularımız yanında deniz komşularımızla da sorunlarımız var. Hem de her gün derinleşen ve Türkiye’yi yalnızlığa iten. Suriye ile olan zıtlaşma ve tersleşmeden hem siyasi hem de ekonomik olarak en zararlı çıkacak ülke Türkiye.