''Türk Milliyetçisi'' sıfatını kirletme operasyonu

Mehmet SORAL

''Türk milliyetçileri de hain olabilir'' algı operasyonu ve Ümit Özdağ

Hainlik yapa yapa muktedir olanlar şimdi de muktedir olmanın gücü ile hainlik yapmaya devam ediyorlar.

Siyasi karşıtlarınıza hainlik isnadı ile suç icat etmek her ne kadar sizin genel haliniz olsa da; bizim itikadımızca bu genel haliniz her geçen gün yaşanan zulme dönüşmüştür.

Bu devleti kuran kurucu irade olan Türk milliyetçiliği ve vatanseverlik üzerine fikirlerin tartışılıp, siyasal alt yapısının ete kemiğe büründürülerek, kurumsal kimliğin oluşturulduğu sıralarda; Ümit Özdağ Başbuğ Alpaslan Türkeş ve Babası Muzaffer Özdağ'ın yanında kısa pantolonu ile odadan odaya koşan bir çocuktu.

Hainliğe rahminde gönüllü taşıyıcılık yapanlar Ümit Özdağ'a hainlik ithamında bulunamazlar. Türk milliyetçilerinden hain çıkarmak ancak filim çevirmek için yazılacak senaryo ile mümkündür, o filimde de izleyiciyi ikna edemezsiniz, protesto edilirler.

Zamanın genel kurmay başkanının tüm itirazlarına rağmen Türk Ordusunun kozmik odasının anahtarını düzmece ve sahte belgelerle hain yapılanmanın eline verenler; hangi akıl, mantık ve vicdanla üstelik de bunun müsebbibi olanlar hala devletin tepe noktalarında görev yapmaya devam ederlerken Ümit Özdağ için dokunulmazlığının kaldırılması ve yargılanması için fezleke hazırlanabilir?

Aşikar olarak devlet erkanının, siyasi parti temsilcilerinin katılmış olduğu; bizatihi hükumet tarafından kimliği sır olmaktan çıkarılmış, Libya'da şehit olan ordu mensubu komutanımızın kimliğine atfen Ümit Özdağ'ın başsağlığı ve Allah'tan rahmet dileklerine "Hainlik" izafe eden bir mana yüklemek yine her zaman olduğu gibi zorlama bir suç icadıdır. Meselenin aslı; Meclis'in hükümete sınır ötesi harekat için verdiği yetkiyi kötüye kullanarak suistimal etmesine karşılık gösterilmiş olan tepkidir.

Ümit Özdağ iyi yetişmiş, öz güven sahibi; her anını Türk milleti ve devletinin hayrına neler yapabileceği üzerine harcayan Türk milliyetçisi, vatansever bir bilim adamıdır. Ne düşünüp ne yapmışsa bu minvalde olmuştur.

Ne o; Türk milliyetçiliği adına ortaya konan direnci lekelemek için Ümit Özdağ'ı mı seçtiniz? Aynen Türk tarihi denince akla gelen algıyı kirletmek için rahminizde taşıdığınız hainlerin yaptıklarına "Ergenekon" ismini vermelerinde olduğu gibi.

Peki Ümit Özdağ'ın cezalandırılmasını ilk talep eden kim? Çok acı; sorulduğunda ''Türk milliyetçisiyim'' diyen birisi.

Nasıl bir kadere sahip olmalı ki; Fetö'ye rahmini kiralayanlar O'nu ''Ergenekon kumpası''ında da cezalandırmak istemişler ama başaramamışlardı.

Nasıl bir inat, nasıl bir korku olmalı ki; hala vazgeçmiş değiller, kumpaslara aynen devam ediyorlar. Ama bu sever kumpasın amirali hane içinden. Yani ağaç misali.... Ne demiş ağaç; "Belime belime vuran acımasız o baltanın sapı benden; yanarım da ona yanarım"

Düşmanın vurması en doğal, en tabi olandır; ya dost bilip, sırt sırta verdiklerimizin kalleşliği...

 

Prof. Dr. Ercüment Ovalı hocamıza tahammülsüzlük nedendir?

Sevgili Ercüment Ovalı Hocam size olan husumetin nedeni; sosyal medya hesabınızın profiline koymuş olduğunuz bu şeref ve onur abidesi kahramanların resmidir.
....
Ercüment Ovalı hocamız bir grup arkadaşı ile kendilerini karantinaya alarak Coronavirüs'e karşı çare bulmak üzere çalışma yapıyorlar. Bu arada sevdalısı olduğu Türk milletine malum hastalıkla ilgili faydalı olacağını düşündükleri bir ilacın kendi sosyal medya hesabı üzerinden etkinliğinden bahisle tıp camiasını haberdar etmek istedi.

Bu bilgi elbette yapmış oldukları çalışmanın nihai sonucu değildi. Acil şifa bekleyen hastalara faydalı olacağını düşünerek, bir anlamda umutsuz vakıalara bir an önce çare olabileceğini düşünüp, bilgi paylaşımında bulunmuştu.

Ancak ne var ki; benimde şahsen çalışma performansı nedeniyle övdüğüm sağlık bakanımız; Sayın hocamızı ve ekibini, göstermiş oldukları çabaları nedeniyle övmek yerine refüze ederek, haksız bir ithamla adeta umut taciri olarak gösterip, patent hırsızı gibi lanse ettiler.

Oysa bu insan ve ekibi başkasına ait patenti olan bir ilacı biz keşfettik demiyorlar, tavsiyede bulunuyordu.

Hepimiz de şahit olduğumuz üzere kaç gündür bir çok tıp adamı TV programlarında Coronavirus'e karşı etkin olduğunu düşündükleri veya iddia ettikleri bir çok ilacın ismini vererek konuşmalar yapıyorlar. Sağlık bakanı onları hiç bir şekilde uyarma ihtiyacı duymadı.

Özellikle muhalif belediyelerin bağış toplamalarına mani olan gerekçenin arka planında ne niyet var ise aynı niyetin devamını anlaşılan burada da görüyoruz.

Şimdi Tanrı'ma dua ediyorum; "Tanrım sen Ercüment hocamı mahcup etme, yar ve yardımcısı ol"

Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.

 

Yardımlaşmanın cezalandırılması ve bakkal defteri

Şimdi muhtemelen "Tek adam" ve O'nun kurmayları Mansur Yavaş'ın başlattığı "Fakir fukaranın bakkal defterlerindeki borçlarını kapama" kampanyasına nasıl yasak getirebiliriz diye düşünüp duruyorlardır.

Muhtemelen;

-Acaba bakkal borçlarını ödeyenleri mi cezalandırsak. Yok o olmaz işte. Adamlar isimlerini vermiyorlarmış ki.

-O zaman her bakkala giren çıkanı takip etsek. O da olmaz, fark edenler niçin beklediğimizi merak edip, sorgularlar.

-Bakkalların defterlerine bakıp, eksiklik bulalım, oradan tepelerine bineriz. Yok yok; o da olmaz. Veresiye defterler kanuni değil ki; inceleyemeyiz. Ama şu olabilir. Hani veresiye defter sayfaları sürekli çevrildiklerinde kirleniyorlar ya; işte il sağlık'dan bir ekip gönderelim, defteri görüp, sağlık için endişe verici bir görüntü deyip basalım cezayı! O da olmaz; çok basit bir gerekçe, niyetimiz ortaya çıkar.

-Elektrikleri keselim anasını satayım. Ne kasa çalışır, ne de post makinası! Salak mısın oğlum, adımların trafoları tek tek özel değil ki; diğer esnaflar ne olacak.

-Hadi def olun gidin evlerinize. Sabana kadar düşünün. Bu işi kesin engellememiz gerekiyor, çözümü bulun öyle gelin. İşinizi ciddiye alın. Buna mani olamazsak elimizden her şey uçup gidecek, bilesiniz.

Aralarında böyle bir muhabbetin döndüğünü düşünüyorum(!)

 

İnfaz yasası meclisten geçti ve oylamaya katılım durumu

Dün meclisteki infaz yasası oylamasında partilerin oylamaya katılım ve tercih durumları.

CHP : 139 vekilden 19'u
HDP : 61 vekilden 24'ü
İYİ parti: 37 vekilden 8'i
MHP : 49 vekilden 48'i katılmış

Evet, muhalefet "Nasıl olsa sayımız yetmeyecek, sonucu değiştiremeyiz" peşin hüküm ile oylamaya duyarsız kalmış olabilirler ancak İNANMIŞLIK ve ADANMIŞLIK ne olacak peki.

Partilerin kurulurken ki ilk hamleleri ilk seçimde iktidar olmaktan ziyade bir grup insanın inanmışlıklarını ve adanmışlıklarını ortaya koymaktır. Daha sonra bu aynı amaç etrafında bütünleşme sağlandıktan sonra iktidar olmaya yönelik iddialarını ortaya koyup, çalışmalarını sürdürürler.

Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun; iktidar karşısında muhalefetin istikrarlı bir şekilde ve ısrarla devam ettirmesi gereken ilkesi ne olmalıdır; inanmışlık ve adanmışlığını muhafaza ettirmesidir. Bunun muhafazası için ne gibi bir mücadelenin ortaya konduğu görüntüsü ise seçmen sadakatini etkileyip, belirleyecektir.

Dolayısıyla, hele ki Meclis'ten geçmesi istenmeyen bir yasanın oylanması sürecinde muhalefet olarak elden gelen ne varsa ortaya koymak lazım. Yukarıdaki tablo muhalefet açısından çok kötü bir karnedir.

Not: AKP kuruldu ve hemen iktidar oldu ama onun farklı bir tarafı var; Pensilvanya (Fetö) kılavuzluğunda, ABD'nin uhdesinde BOP projesi için kurulmuş bir partidir. BOP eşbaşkanlığından istifa edildiğine dair bir duyumum yok, ya sizin...