Türk Deniz Kuvvetleri'nden hükümranlık mesajı!..

Ümit YALIM

Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi’nin yayınladığı 0799/20 numaralı NAVTEX (Seyir) Duyurusu ile Doğu Akdeniz’deki Askeri Eğitim Sahalarının coğrafi koordinatları bildirildi. Türk Deniz Kuvvetleri’nin 29-30 Mayıs 2020 tarihlerinde eğitim yaptığı dört ayrı saha için yayınlanan isimler yay yana gelince, Atatürk’ün veciz sözü, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” oluştu. Doğu Akdeniz’deki eğitim sahaları, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın orta ve büyük çaplı Milli Tatbikat/Eğitimlerde kullandığı sahalar arasında bulunuyor. Değişik zamanlarda icra edilen tatbikatlar, Türk Hava Kuvvetleri’nin katılması halinde Müşterek Tatbikat şeklinde icra ediliyor. Müşterek Tatbikatlar, Girit Adası’nın hem güneyinde hem de kuzeyinde düzenleniyor.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin, Doğu Akdeniz’de sancak ve varlık göstererek, deniz hak ve menfaatlerimiz ile hükümranlık haklarımızı ilan etmesi son derece olumlu bir gelişmedir. Cihat Yaycı’nın Deniz Kuvvetleri’nden uzaklaştırılmasının hemen sonrasında Girit güneyi bölgesinde askeri eğitimlerin icra edilmesi dikkat çekiyor.

Yaycı, basını, süreli ve süresiz yayınları kullanarak Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı sınırımızın 3 boylam yani 261 km. geriye çekilmesine neden oldu. Yaycı’nın kamu diplomasisi ve halkla ilişkiler çalışması yaparak, kamuoyunu ve devlet kurumlarını yanlış yönlendirmesi ile Doğu Akdeniz’de 80 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığı, Yunanistan, Libya ve Mısır’a terk edildi.

Deniz Kuvvetleri’nin 30 Mayıs 2020’de askeri eğitim icra ettiği Türk’üm Sahası, Dışişleri Bakanlığı’nın Yunanistan’a terk ettiği Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda bulunuyor. Dışişleri Bakanlığı’nın Yunanistan’a terk ettiği Türk Kıta Sahanlığı’na, Deniz Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nın fiilen sahip çıktığı açıkça görülüyor.

Türk’üm Askeri Eğitim Sahası, Amerikan Exxon Mobil ve ortağı Katar Petrol Şirketleri ile Total ve Hellenic Petrol şirketlerine satılan parsellerin üzerinde bulunuyor.

Milli Savunma Bakanlığı, anılan petrol şirketlerine, Yunanistan’dan satın aldıkları parsellerin Türkiye’ye ait olduğu mesajını veriyor. Söz konusu yabancı petrol şirketleri bu mesaja rağmen Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol aramaya cesaret edecekler mi? Petrol şirketleri her şeyi göze alıp Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol aramaya başlarsa Türk Deniz Kuvvetleri müdahale edip petrol şirketlerini engelleyecek mi?

Yunanistan, 1987’de Taşoz Adası Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol aramak isteyince Başbakan Turgut Özal donanmayı bölgeye göndererek Yunanistan’ı engellemişti. Ancak, Yunanistan, Erdoğan döneminde, 2015’te Taşoz bölgesindeki petrolümüzü çalmaya başladı. 1987’deki olayın benzeri Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda meydana gelirse Erdoğan’ın tepkisi ne olacak? Hep birlikte bekleyip göreceğiz.