TOPLUMSAL ÇÖKÜNTÜ VE GÜVEN BUNALIMI

Prof. Atila BİTİGEN

Türk toplumunu derinden etkileyen çok önemli sorun manevi değerlerde yaşanan erozyon ve güven bunalımıdır. Bu sorun, toplumdaki ahlak çöküntüsün de sebebidir. Her alanda gerileme yaşıyoruz ama ekonomik kriz onun sonucunda sosyal hayatımızda ciddi ahlaki gerileme yozlaşma yaşanıyor. Kabalık nobranlık neredeyse sıradan hale geldi nezaketi letafeti saygıyı sevgiyi hoşgörüyü kaybettik. Ekonomik sebepler yanında hızlı plansız şehirleşme onun sonucunda kent kültürüne adapte olamamış nüfus güven bunalımı gelir dağılımı adaletsizliği nedeni ile güvensiz toplum haline geldi. Şehre gelen toprağından mahallesinden semtinden ayrılan kişiler dayanışma sosyalleşeme ihtiyacı duyuyorlar. Bu ise köy şehir dayanışma dernekleri, alevi vatandaşlarımız cem evleri suni yurttaşlarımızı ise cemaatlere ihtiyaç duymaya sevk ediyor.

Bu gruplaşma gettolaşma ise bireyin ön plana çıktığı profesyonel meslek örgütlerinin örgütlü sivil topluma dönüşmeyi geciktirmektedir. Cemaatten parti veya mezhep gibi toplumsal gruba aidiyetlerinin güçlü olmasına sebep oluyor. Şehirleşeme planlı zamana yayılmış sindire sindire ölçülü ve yavaş yapılmadığı için kente göçen yalnızlık duygusu bir sosyal dayanışma yardımlaşma ihtiyacı onlar cemaatler yardımlaşma derneklerine gitme ihtiyacı duyuyor.

Siyasi atmosferin kutuplaştıran dili toplumu ciddi şekilde yaşam biçimi ile farklılaşan insanları etkilemekte sokağa hatta kahveye aile içine kadar etkilemektedir.

Kutuplaşma ayrışmayı derinleştirmekte sosyal dayanışma milli bütünlüğe zarar vermektedir. Dayanışmanın azaldığı yardımlaşma duygusunun yitirilmesi bireyin yalnızlaşması manevi değerlerin kaybı profesyonel mesleki etik kurallarının yetersiz olması nedeni ile köşe dönmeci maddiyatçı kısa sürede hızlı zengin olma isteği toplumsal baskının yetersizliği nedeni ile esnaf ahlakında da bozulmayı hızlandırdı. Mahalle kültürünün kaybolması kozmopolit şehir hayatı dayanışma kaybı yanında güvenlik sorununu beraberinde getirdi yalızlaşan komşuluk ilişkilerinin zayıflaması yabancılaşmayı daha da derinleştirmiştir. Yalnızlaşan güvensiz birey toplumu önceleyen değil artık sadece kendini önemseyen bireysel haz hız peşinde koşan hedonist bencil bireye dönüşmüştür.

Toplumu çepeçevre saran bu ahlaki çöküntü, hiçbir ahlaki değeri olmayan, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi umursamayan, sadece kendini düşünen bir toplumsal yapı oluşmasına neden olmuştur. Dürüstlük, saygı, sevgi, dostluk, yardımseverlik, alçakgönüllülük gibi ahlaki kavramlar önemini kaybetmektedir. Kentleşmenin çok hızlı olması. İnsanlar, köylerinden kopup, kentlerde bambaşka bir çevre içine girdikçe, etraflarına duydukları güven büyük ihtimalle sarsılıyor.

Türkiye güven verisi olan 29 ülke içinde, son 50 yılda en hızlı kentleşen üçüncü ülke (diğer ikisi Malezya ve Kore).Hukukun üstünlüğü ve hukuka güven de toplumsal güven inşasının temelini oluşturuyor. , insanlar mahkemelere güvenemiyorsa, birbirleri arasındaki formel ya da enformel sözleşmelere de güvenemezler. Türkiye söz konusu 29 ülke içinde, hukukun üstünlüğü endeksinde 0,46 ile en düşük ikinci değere sahip. Ülkemiz hukukun üstünlüğünü sağlamlaştıran adımlar attıkça, insanlarımızın birbirlerine duyduğu güven de artmaya başlayacaktır. Gelir dağılımının nispeten bozuk olması da diğer güvensizlik sebebi farklı sosyoekonomik sınıflar arasında derin farklılıklar uçurumu artırmaktadır. Korunaklı sitelerde rezidanslarda yalıtılmış korunaklı yaşam alanları orta ve dar gelirli arasında iletişimi bağlantıyı zayıflatan bir etki yaratıyor.

Bir toplum içinde, gelir dağılımında ne kadar fazla uçurum varsa, o toplumdaki güven zayıflıyor. Güven bunalımını aşmak uzun süreli bir planlama ile şehir kültürüne adaptasyon ekonomik düzeyde artış profosyonel meslek etiği ile esnaf derneklerinin yetkisini ve etik ilkelere uymayana yaptırımla azaltılabilir.

En önemlisi hukukun üstünlüğü adalete güven bağımsız mahkemelerin tam bağımsız olması ve standartının yükseltilip işleyişinin hızlandırılmasıdır. Hukukun üstünlüğünün sağlamlaştırılması gerekir. Bir ülkede kural hakimiyeti güçlendikçe, mahkemeler etkin çalışmaya başladıkça, kurnazlık yapanın yanına kar kalmadıkça, insanların birbirine duyduğu güven de artacaktır. Gelir dağılımımızı iyileştiren adımlar attıkça, toplumuzdaki güven inşası süreci de hızlanacaktır. En önemlisi ayrıştıran kutuplaştıran siyasi dilin terk edilip birleştirici ortak değerlerimizi askeri müştereklerimizi öne çıkaran İYİ bir söylem erdemi ahlakı fazileti yücelten yumuşak uslup sergilenmesi toplumsal güven inşasında önemlidir.

 

Atila BİTİGEN