SÜREYYA AYHAN...

Zeynel KOZANOĞLU

Süreyya Ayhan…

Altın yumurtlayan tavuğu kesmek nasıl olur? Süreyya Ayhan üzerinde uygulanan oyunla olur. Ayda yılda yarışmalar kazanarak bölük pörçük para getirmesini beklemek yerine onu ahlâk dışı yöntemlere başvurarak sık aralıklarla yarışmalar kazanmaya kurgularsınız, olur biter…

Bu arada unutulan bir gerçek var. “Erişir menzil-i maksuduna aheste giden // Tizireftar olanın payine damen dolaşır.” Şu demek oluyor efendim: “Yavaş giden hedefine ulaşır  // Acele edenin ayağına eteği dolaşır.”

Namuslu ve şerefli insanlar için bu yol yol değildir. Ancak yine de o yolu tutanlar var.

Süreyya Ayhan Çankırı’mızın bir “Gül” ü idi. Henüz gonca iken ona kötülük edildi. Kimi duyarsız insanlar tarafından onun ülke çapında üne kavuşacağı hesap edildiğinden gerektiğince çocukcağızla ilgilenilmedi. Ve o bir yandan gerçekten Türkiye’nin yüzünü ağartacak adımlar atarken bir yandan da onun kanına giren uğursuz mikrop palazlandı.

Başına çöreklenen kötü tezgâha karşı kendi başına savaşamadı.

Çankırılılar ona “Neyin var çocuğum?” diye soracakları yerde şehirde onun heykelini diktiler Bu heykeli niçin dikmişlerdi? Süreyya Ayhan gözden düştüğünde yıkıp çöplüğe kaldırmak için elbet. Ne heykeli dikerken ona danıştılar ne de yıkarken.

Süreyya Ayhan bir dünya şampiyonluğu, galiba iki de Avrupa şampiyonluğu kazanmışken ve hiç beklenmediği bir sırada Doping yaptığı gerekçesiyle ömür boyu spordan men edildi.” Süreyya Ayhan’a musallat olan asalak altın yumurtlayan tavuğu kesmişti.

Şimdilerde Antalya’da yaşayan eski milli atlet Süreyya Ayhan “Devlet sporcusu olmak istediğini söyleyerek” yeniden ortaya çıktı. Türkiye Atletizm Federasyonu’nun verdiği ömür boyu spordan men cezasına itiraz etmiş. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuş. Şimdi bir yandan mahkemenin sonucunu beklerken bir yandan da devlet sanatçısı ayılmak için ilgili makamlara başvurmuş.  Burada da şeytanın parmağı var.

Hem senin hakkında dava görülüyor olacak. Hem de sen “Bana şu payeyi verin” diyeceksin.

Süreyya Ayhan’ı onun kanına giren mikrop yüreklendiriyor.37 yaşındaki Süreyya Ayhan Kop “Ceza alsam da almasam da madalyalarım  geri alınmadı. Ülkemizde başarılı sporculara devletin sunduğu imkanlar var. Ben bu imkanlardan faydalanmak istiyorum” demiş.

5774 sayılı kanun kapsamında başarılı sporculara “devlet sporcusu” unvanı verilip şeref aylığı bağlanıyormuş. İyi ama onlar da ömür boyu spordan men cezası almışlar mı? Bir sporcu için yüz karası bu suç. Ve senin bu suçu işlediğin yolunda karar var.

Demek oluyor ki, çocuklarımıza büyüme çağlarında sahip çıkmamız gerektiği yetmiyormuş. Onlara ömür boyu göz kulak olmamız gerekiyormuş. Benim en küçük çocuğum Beyhan milli sporcumuz Süreyya’dan neredeyse on beş yaş büyük . Süreyya Ayhan benim kızım olsaydı ona şu öğüdü verirdim:

“Yapma kızım, başvurma çocuğum. Seni yanlıştan yanlışa sürükleyen o sülük, bu kez de el aleme gülünç olman pahasına bu başvuruya yönlendirmiş. Aklı başında bir insan yavrusu olarak köşende otur ve çocuğunu büyüt.  Evinin kadını ol.”

Bu yazıyı hazırlarken Yahya Kemal Beyatlı’nın şu dizelerini hatırladım:

/…………………………………………....................…./

                      / “Ölmek değildir dünyanın en müşkil işi   /

                     / Müşkil odur ki ölmeden evvel ölür kişi.” /

                   /………………………………………  .......... …/