Suçlu Benim, Suçlu Biziz

Fazlı KÖKSAL

Deprem ülkemizin bir gerçeği. Rüzgâra esme, derelere taşma, toprağa kayma ve yerküreye de sallanma diyemeyeceğimize göre, bu topraklarda her türlü afete özellikle depreme hazırlıklı olmalıydık.

Muhalefete göre suçlu iktidar, iktidara göre ise kader…

Boşuna suçlu aramayın. Suçlu benim. Suçlu biziz.

Çünkü;

1999 Yılında TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Raporunda yer alan "Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından kesinlikle vazgeçilmelidir." önerisine rağmen imar aflarını ben çıkardım. TBMM Afet araştırma komisyonlarınca düzenlenen, daha sonraki araştırma raporlarının gereğini de ben yapmadım.

Afetlerde en büyük görev üstlenmesi, dolayısıyla kamuoyunun güvenine mazhar olması gereken Kızılay’ı çeşitli şaibelerin odağına ben yerleştirdim.

Bataklıklara, dolgu alanlara, yumuşak zeminlere ve fay hatlarına çok katlı bina izinlerini ben verdim...

Bilgi birikimini ve deneyimi ben göz ardı ettim. Depremlerde deneyim kazanmış kadrolardan daha sonraki depremlerde yararlanmayı ben düşünmedim.

Binalarda kullanılan yapı malzemelerinin mekanik değeri ile ilgili standartları ben belirlemedim, belirlediklerimin kullanımını ben zorunlu hale getirmedim.

Binalarının depreme dayanıksız, zemininin kötü olduğu bilinen yerleşim yerlerinde bina yenileme, kentsel dönüşüm vb. tedbirleri 24 yıldır ben almadım.

DASK’ı yalnızca emlak alım ve satımlarında başvurulan bir sigorta yöntemi olmaktan öteye ben götüremedim.

Deprem riski ile ilgili tedbirleri, depremin etkili olduğu süreçte gündemde tuttuktan sonra, toplum unutunca tedbirler paketini ben rafa kaldırdım.

Deprem toplanma alanlarını imara ben açtım.

Deprem vergilerini ben çarçur ettim...

Depremde bile suçu vatandaşa yıkan "Mevlam zina yuvalarını vurdu" diye vaaz veren sözde din adamlarını televizyonlara ben çıkardım.

Depremde iletişim altyapısının devletin elinde olması gereğini göz ardı ederek Türk Telekom’u ben özelleştirdim.

Depremi bile bir siyasi kavga ve çekişme aracı haline ben getirdim.

Depremlerde bir bina yıkılması halinde; müteahhidi, kontrol mühendisini, iskan ruhsatı veren yetkiliyi, iskansız binaya su, elektrik, internet bağlayan kurum sorumlularını cezalandıracak özel kanunları ben çıkarmadım.

Depremlerin daha az zarar vermesi için çıkarılan yasa ve yönetmelikleri ben uygulamadım... Siyasi rant uğruna bunları ben değiştirdim.

Doğal afet konusunda en deneyimli STK olan AKUT’u ben yok saydım.

Doğal afetlerle ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğun da, konuya ilişkin mevzuattaki çelişkinin de sorumlusu benim.

Dükkânımı genişletmek için binaların kolonlarını ben kestim. Bunlara ben göz yumdum. Ben itiraz etmedim. Ben şikâyet etmedim.

İmar planını ben yaptım.

Mimar, şehir plancısı, mühendis, yer bilimci yetiştiren üniversitelerin eğitim programları hazırlarken, doğal afet tehlikesini ben dikkate almadım.

Muhalefetteki yerel yönetimlerin depremle ilgili görüş ve önerilerine ben kulak tıkadım.

Müteahhitler için Mesleki Sorumluluk Sigortası Kanunu’nu ben çıkarmadım.

Riski yüksek sağlıksız yapıların kentsel dönüşüm kapsamında hak kaybına neden olunmadan, mülkiyet hakkı korunarak yenilenmesi işlemini ben gerçekleştiremedim.

TBMM’nde daimi görev yapacak, bir afet ve afetle mücadele araştırma komisyonunu ben kurmadım.

“Türkiye Afet Müdahale Planı” hazırlanırken mesleki STK’ların görüş ve önerilerine ben başvurmadım.

Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunu ben işlevsiz bıraktım.

Zanaatkarlardan ustalık belgesi, bazı esnafta diploma şartı ararken her isteyenin yap-satçı müteahhit olarak iş yapmasını önleyecek tedbirleri ben almadım. Müteahhit olmak için, diploma, deneyim şartını ben getirmedim...

Özetle ben rant peşinde koştum. Ben çaldım. Çalmasam da sessiz kaldım.

Suçlu benim...

Suçlu biziz.

Bunlardan bir kısmını gerçekten biz yaptık. Sorumlu olmadığımız hatalara tepki koymadık. Hepsinden önemlisi bu hataların çoğunu yapanları biz seçtik.

Onun için kimse suçlu aramasın.

Suçlu benim, suçlu biziz.

Aynaya bakarsak suçluyu görürüz.