SU57 + S400 + Limuzin = ?

Neşe DİLEKÇİOĞLU

Şöyle baktığımda başlığa bilinmeyen bir denklem gibi.

Hesap edersek büyük bir maliyeti var.

F-35 çıkarırsak bu toplamdan elimizde kalan 3'ün 1'i oluyor!

Bir emlakçıya gider de 3 +1 dersek üç oda bir salon istediğimizi anlar, bize kendi komisyonunu da katarak bir fiyat çıkarır elbette.

Ev sahibiyle el altından görmüşseniz bile komisyonunu sizden çatır çatır alır. 

Buna yüz görümlüğü, pardon ev görümlüğü de diyebiliriz.

Promosyon olarak eğer burnumdan kıl aldırmıyorsa, güzel bir anahtarlık, üstünde tanıtım reklamı olan tükenmez kalem, bir de yanında defter yada ajanda verebilir!

Alacağınız evin lüksüne göre değişir.

Kelepirse bunların hiç birini göremez, evi promosyonsuz alırsınız.

Şimdi kız evi gibi naz yapmanın tam zamanı Rusya'dan hazır S400 aldık.

Aldık da takip edemedim, parça parça geldiği için.

Bunların her bir parçası geldi mi?

Kaça aldık?

İndirim yaptılar mı onu bilmiyorum.

Daha önce ki yazımda dile getirmiştim F-35 yerine SU57 alsak ne olur diye.

Hiç değilse tek parça, tek elden alırsak pazarlık payımızda olur demiştim.

Türk tipi alış veriş de kendimden biliyorum, eğer pahalı bir parfüm aldıysam, stantda mankenlere taş çıkaran kızcağıza diyorum ki; 

"Tamam canım bunu alıyorum da yanında ne vereceksiniz bakayım?"

Üzerine parfümü boca etmiş, (tester) ek kirpik ilâveli kızımız hemen atılır, müşteriyi küstürmemek için.

Malum parfüm fiyatları dolar bazında, en az dolar kadar arttı, dolar düşüyor o düşmüyor bir türlü.

"Hanımefendi yanında şu gözümde görmüş olduğunuz kirpikleri ikiye katlayan, dolgunluk veren, uzatan hacimli rimeli  promosyon olarak verebilirim."

"İyi de güzel kızım seninkiler ipek kirpik değil mi, yapıştırılmış?"

Tutup çekiyor, iyi satıcı, sanki anlamıyorum.

"Bakın işte kopmuyor, bu kullandığım rimelden"

Bir pahalı parfüme, bir kızın kirpiklerine, bir de rimele bakınca "tamam alıyorum" diyorum.

Sonra eve gelince ilk işim rimeli açıp denemek oluyor.

O ne yapış yapış, uzatmak ne mümkün ayırabilene aşkolsun.

Sanki bir ağırlık gözlerimi aşağı aşağı çekiyor.

Promosyona kanarsan olacağı bu işte.

Neyse, pahalı aldığım, en az bir sene azar azar kullanacağım, sadece özel günler ve düğünlerde döküneceğim parfümüme bakıp teselli oluyorum.

Diyorum ki kendime "Neşe o kadar uzun kirpik mi olur, kendin çekseydin ya kirpiklerini, eline gelirdi ipek ilaveli kirpikler".

İşte çokomelli olan tarafı bu, dene bir şey alırken de, yanılma.

Buradan gelmek istediğim, ama kulağımı tersten gösterdiğim konu şu;

Ruslar da bizi çözmüş, "Yanına ne verelim abi?" diye başlıyorlar söze stantları gezerlerken.

"SU57 alırsanız yanına Limuzini verelim" (gülüşmeler)

Eee tabii, göz alıcı upuzuun bir araç bu.

İçinde oturanı da uzun gösterir, ipek kirpikler gibi.

Ama denemek lâzım, bir deneme sürüşü yapmak lazım 

Fazla hız yaptığında duvara tosluyor mu?

Azami sür'ati ne?

Allah korusun kaza anında koruma balonu açılıyor mu?

En çok kaç kişi alır? Öyle ya heyet de aynı limuzinin içinde kendine yer verilsin isteyebilir, bu çok doğal.

Promosyon da olsa bunlara dikkat etmek lâzım.

Aldın diyelim, kullanamadıktan sonra Vehbi Koç müzesine kaldıracak değiliz ya.

Anlayamadığım şey Putin neden mütevazı bir araca biniyor? İki odalı evde küçük ekran gözlük çerçevesi gibi eski televizyon kullanıyor?

Her şeyi bir emirle getirebilecek gücü de var üstelik!

Bir Devletin itibarı dedi mi, Rus halkı bir şey der mi hesap da sormaz ülkenin itibar meselesi deyince sanki.

"Bana da kalmayacak" dese, "Gelen kullanacak" dese inanmazlar mı?

Ama bunlar helikopter karşılığı promosyon olarak verilince ne yapsın Putin, kendine helikopter mi alsın durduk yere?

Neyse ben promosyon hastasıyım, helikopter şöyle dursun aklım valla limuzinde kaldı!

Hazır reklamını da yaptım SU57'den çok. 

Promosyonu alsam da helikopter sizin olsa olmaz mı? 

Nerede mi kullanacağım bu uzun aracı?

Tabii ki duble yollarda.

Ali bey diyor ki gülerek "hayal kurma, benzine zam üstüne zam geldi masrafına emekli maaşın yetmez"

"Hem senin taşıyacak heyetinde yok ne gerek var lüks araca"

"Niye öyle diyorsun saz icra heyetimi taşırım" diyecek oluyorum son darbeyi indiriyor.

"Sen muhalifsin, üstelik de emekli, seni kimse çağırmaz ekstraya, festivale, merak etme.

Limuzinle gidersen de yanında durdukların çağırmaz, iyisi mi mütevazı ol, vazgeç bu hayalden"

Zaten promosyon bana mı kalırdı?

Bu ülkede hayal kurmak bile zor zanaat.

Hayaller de satın alınmış.

Bari ucuza gitmeseydi.

Hayatımız müzayede salonu gibi.

Yok mu artıran?

İroni ve şaka bir yana, Türk milletinin geleceği için kendi uçağımızı kendimiz yapmalıyız .

Uzay endüstrimizi kendimiz kurmalıyız.

Bu şartta her iki tarafta kazanıyor.

Olan bize oluyor.

Çok geç olmadan bu projeyi hayata geçirmeliyiz.

Yoksa hazine tam takır kuru bakır kalır.

Savaş sanayiine para mı yetişir?