Şu Venezuela sözde "sivil darbe"si...

Halil KONUŞKAN

Size biraz Venezuela’dan bahsedelim.

Ülkede genellikle İspanyol kökenli beyazların oranı yüzde 43,6 iken, İspanyol-Kızılderili melezi olan Mestizo’ların oranı ise yüzde 51,6’ya dayanıyor.

Petrol zengini ülkede kısır çekişmeler, tahterevalli siyaseti takip ederek, yüzde 80 enflasyon ile ülkeyi yıllarca kendilerine mahküm eden AD ve COPEİ partilerine karşı yoksul ve ezilmiş halk katmanlarını, özellikle Kızılderili ve Mestizo nüfus çoğunluğunu arkasına alan, onlara devlet kasasından karşılıksız yardımlar yaparak varoşları oy deposuna dönüştüren Chavez kanser olup ölene kadar ülkeyi yönetmişti.

Ancak bu Chavez'in iktidara gelmeden önce halk isyanı ile desteklenen başarısız bir askeri darbeye kalkışmış olduğunu da hatırlatalım.

Venezuela son günlerde meclis başkanı kendisini geçici devlet başkanı olarak ilan edince dünyanın gündemine geldi. ABD Başkanı Trump meclis başkanını devlet başkanı olarak tanırken, bizimkiler de Venezuela’da olanı “sivil darbe” olarak tanımlayıp, her türlü darbeye nerede olursa olsun karşı çıkacaklarını ilan ettiler.

Türkiye’de iktidarda bulunan siyasi iradenin her türlü darbeye karşı olma tavır ve tutumlarını (!) destekliyoruz. Kendileri dün söyledikleri ile bugün söyledikleri ve duruşları birbiri ile uyuşan bir iktidar oldukları için şu darbeye karşı olma hususunda kendilerine bazı hatırlatmalarda bulunalım.

Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro eski Cumhurbaşkanı Chavez’in siyasi varis ilan ettiği eski bir şoför. Chavez ise 1992 yılında başarısız bir darbe girişiminde bulunmuştu. Şimdiki Cumhurbaşkanı Maduro girdiği ilk seçimde oyların yüzde 50,61’ini alarak seçilirken, son seçiminde oyların yüzde 67,8’ini alarak seçilmiş, seçime katılma oranı ise % 41,5 olarak gerçekleşmişti.

İlk bakışta oy artışı gibi görünse de bu manzarayı değiştirecek kısa bir bilgi verelim. Maduro rakiplerinin Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmalarını yasaklamıştı. Muhalif liderler Antonio Lodezma ve Leopode Lopez tutuklanmış, Popüler İrade Partisi lideri Leopolde Lopez'e örgüt üyesi diye 13 yıl ceza verilmiş ve ev hapsinde tutulmuştu.

Kendi rakiplerinin seçimlere katılmasının yasaklandığı, ülkenin tek adam tarafından fütursuzca yönetildiği, enflasyonun altı haneli rakamlara dayandığı, devlet başkanının bir evvel ki devlet başkanı tarafından siyasi veliaht olarak açıklandığı, veliaht ilan eden kişinin kendisinin geçmişinde başarısız bir askeri darbe girişimi olan bir ülke de halkın oyları ile meclis çoğunluğunu alan muhalefetin ortaya koyduğu irade nasıl "sivil darbe" olabilir?

Bir ülkenin iktidarına sahip çıkarken bunları da hesaba katmak gerekmez mi? Gün olur, devran döner, siz vicdansız bir diktatöre sahip çıkma sicilini ülkemizin siyasi tarihine miras bırakmış olursunuz.

Gelin, ABD’nin dayatmalarına hep beraber karşı çıkalım, ama Maduro gibi bir diktatöre sahip çıkmayalım.

***

Son olarak, bir hatırlatma yapalım. Türkiye ile Doğu Türkistan'ın arasında ki mesafe 5 bin 500 km, Türkiye ile Venezuela'nın arasında ki mesafe 10 bin 500 km olduğuna göre; Çin zulmüne ses çıkarmayıp, Venezuela diktatörüne sahip çıkmanın garabeti ile sadece ABD karşısına çıktı diye bir diktatörü desteklemenin garabeti üzerine düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Son bir soru; ABD başkanı "Allah bir" diye bir tweet atsa, siz iki mi diyeceksiniz?