Siyasetçinin dili...

Niyazi BEKTAŞ

Dünyada demokrasiyle yönetilen ülkelere baktım. Türkiye gibi çıkar uğrunda sarf edilen sözlerin neler olduğunu öğrenmek hedefimdi.

Demokrasiyi içselleştiren hiç bir ülkede bizdeki gibi siyasi söylemler yok.

Yaklaşık 7.5 milyar insanın yaşadığı dünya’da kaç ülke var en büyük ve en küçük ülkeler hangileri, ilk kurulan ve son kurulan ülkeler hangileri, bir çoğumuz bilmez. Bu ülkelerin yönetim sistemleri nedir?

Dünyanın ilk devleti AKKAD İMPARATORLUĞU Milattan önce 2334 ile yine Milattan önce 2150 yılları arasında hüküm süren bu devlet dünya üzerinde kurulan ilk devlettir..

Dünyanın yaşı ise yaklaşık 4.5 milyar yıl olduğu söyleniyor.

  • DÜNYA ÜZERİNDE KABUL EDİLEN 195 ÜLKE VAR Günümüz dünyasında ülke sayısı değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır. Örneğin ada ülkelerini de listeye dahil ettiğimizde bu sayının 500 olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınmayan devletlerin olduğu listede ise bu sayı 206 olarak karşımıza çıkmaktadır. BM İÇİNDE KIBRISI SADECE TÜRKİYE TANIYOR Örneğin Kuzey Kıbrıs Türk; Cumhuriyeti BM’ye üye olan devletler içinden yalnızca Türkiye tarafından tanınmaktadır. Bir başka örnek ise Dağlık Karabağ bölgesidir. Hiçbir BM üyesi tarafından tanınmayan bu devlet Azerbaycan’a bağlıdır. EN SON KURULAN ÜLKE VATİKAN'dır. Bununla birlikte günümüz koşullarında kabul edilen devlet sayısı İtalya içinde bir şehir olan Vatikan’ın da devlet olarak dahil edilmesiyle 195’e ulaşmıştır. Yani dünya üzerinden kaç ülke var sorusunun cevabı şuan itibari ile 195 olarak bilinmektedir. EN BÜYÜK ÜLKE RUSYA, EN KALABALIK ÜLKE ÇİN. Peki bu 195 ülke dünyanın hangi kıtalarında yer alıyor. Yüzölçümü bakımından en büyük ve en küçük olan ülkeler hangileri, aynı şekilde nüfus bakımından en kalabalık ve en az nüfusa sahip olan ülkeler hangileri, yine bu ülkeler hangi yönetim biçimleri ile yönetilmekte şimdi ona değinelim.

HİÇ ÜLKESİ OLMAYAN TEK KITA: ANTARTİKA: Dünya üzerinde bulunan ülkeleri bulundukları kıtalara göre ayırdığımızda Afrika Kıtası’nda 54 ülke, Asya Kıtası’nda 37 ülke, Avrupa Kıtası’nda 47 ülke, Amerika Kıtası’nda 48 ülke, Avustralya Kıtası’nda ise 12 ülke olduğunu görmekteyiz. Antarktika Kıtası’nda ise insan yaşamına uygun gerekli iklim koşullarının olmadığı için bu kıtada ülke bulunmamaktadır.

EN GENİŞ TOPRAĞA SAHİP ÜLKE: RÜSYA: Dünya üzerindeki ülkeleri yüzölçümleri olarak incelediğimizde ise Rusya’nın yeryüzündeki en geniş sınırları olan ülke olduğu görülüyor. Dünyanın yüzölçümü bakımından en büyük ülkesi olan Rusya Federasyonunun 17 milyon 98 bin 242 km² toplam alana sahip olduğu bilinmektedir.

EN KÜÇÜK ÜLKE: VATİKAN: Yine aynı ülkenin 720 bin 500 km² su alanına sahip olmasıyla bu alanda da dünyanın 1 numarasıdır.

Dünya üzerindeki yüzölçümü bakımından en küçük toprak parçasına sahip olan ülkesi ise İtalya’nın içinde yer alan Vatikan'dır. Yalnızca 4,4 km² bir toprak parçasına sahip olan ülkenin herhangi bir denize kıyısı da yoktur. Ülkede yalnızca 770 kişi yaşamaktadır.

DÜNYA NUFUSUNUN YÜZDE 18'İ ÇİN'DE YAŞIYOR: Ülkeleri nüfus bakımından incelediğimizde ise çok ilginç verilerle karşılaşmaktayız. 7,5 milyar insanın yaşadığı tahmin edilen dünya nüfusunun hemen hemen 7 de 1’i Çin Halk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. 2016 yılında yapılan nüfus sayımlarına göre şuan bu ülkede yaşayan insan sayısı 1 milyar 374 milyon 390 bin olarak belirlenmiştir. Bu da dünya nüfusunun yüzde 18,8’ini oluşturduğu anlamına gelmektedir. Ülkemizin nüfusunu 80 milyon olarak hesap edersek Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülkemizden yaklaşık olarak 17 kat daha fazla nüfusa sahip olduğunu anlamaktayız.

NÜFUS SAYISINDA ÇİN'İN EN BÜYÜK RAKİBİ HİNDİSTAN: Yine 2016 yılında yapılan nüfus sayımına göre Çin Halk Cumhuriyeti’ni, dünya nüfusunun yüzde 17.6’sını kaplayan 1 milyar 284 milyon 552 bin 330 kişi ile Hindistan takip etmektedir. Edinilen bilgilerden de görüldüğü gibi Dünya nüfusunun yüzde 36’sı yalnızca iki ülkeden oluşmaktadır. PITCARIM ADALARI'NIN SADECE 56 VATANDAŞI BULUNUYOR.

Gelelim dünyanın en az nüfusa sahip ülkelerine, yüzölçümü bakımından dünyanın en küçük ülkesi Vatikan olmasına rağmen, nüfus bakımından dünyanın en az insanın yaşadığı ülke Birleşik Krallığa bağlı Pitcairn Adaları’dır. Ülkede 2016’da yapılan nüfus sayımına göre yalnızca 56 kişi yaşamını sürdürmektedir. Pitcairn Adaları’nı, Avustralya’ya bağlı 550 kişinin yaşadığı Cocos Adaları takip etmektedir. Görüldüğü gibi nüfus bakımından bazı ülkeler arasında inanılmaz uçurumlar vardır.

30 FARKLI YÖNETİM BİÇİMİ VAR: Yazımızda buraya kadar dünya üzerindeki ülke sayısına, hangi kıtada kaç ülke olduğuna, dünyanın en az ve en fazla nüfusuna sahip olan ülkelerine, yine dünyamızın yüzölçümü bakımından en büyük ve en küçük ülkelerinin hangileri olduğuna değindik. Yazımızın bu bölümünde ülkelerin yönetim biçimlerini ve bu yönetim biçimlerinin ne anlama geldiklerini açıklayacağız. Tarih boyunca bilinen yönetim biçimlerini incelediğimizde

30 Farklı yönetimi biçimin olduğunu görmekteyiz. Bu yönetim biçimlerinin isimleri aşağıda yazmaya kalsam sayfalar alır. Bu sistemlerim bir çoğu günümüzde uygulanmamaktadır. Ancak birkaç yönetim şekli var ki insan haysiyet ve onuruna uygun olmadıklarını görüyoruz.

DEMOKRASİ; Günümüzde en çok uygulanan yönetim biçimlerinden biridir. Bu yönetim biçiminde halk doğrudan yönetime katılır. Çok partili sistemin geçerli olduğu bu sistemde, halka bir çok özgürlük verilmektedir. Demokrasi denilince akla gelen tanımlamalar şunlardır. - Halka, hak ve özgürlükler tanınması - Çok partili düzen (Liberal demokrasi) - Halkın yönetime ortak olması - Bağımsızlık, Özgürlük, eşitlik gibi kavramlar - Tanzimat, Islahat, I. ve II. Meşrutiyet.

OTORİTER YÖNETİM: Bu sistemde meclis bulunmasına rağmen tam yetkiler siyasal iktidarın elindedir. (Parti, Şef). Bütün yetkiler devlet başkanının elindedir.

TOTALİTER YÖNETİM: Ülkede yaşayan hiçbir kişiye bireysel özgürlük hakkı tanımaz. Kişiyi her yönüyle devlete bağlı kılmayı amaçlayan bir yönetim biçimidir. Bir ilahi güce ait olduğuna inanılır. 1789 Fransız İhtilalı ile sona ermiştir.

Ülkemizin de yönetim biçimi olan Cumhuriyet anlayışının temelinde devleti yöneten kişiler belli bir süre için seçilmektedir. Devleti yönetecek kişileri halk seçer. Meclis ve anayasa vardır, halka seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Şimdi yazacaklarımın altını kalın çizgilerle çiziyorum..

Demokrasilerde en önemli kural hukuk kurallarıdır. Bu kurallar milletin iradesiyle kurulan millet meclislerinden çıkar.

Ülkemizi yönetmek üzere halktan yetki alan siyasi partiler ve bu partilerin yöneticileri hukuk kaidelerine uymak zorundadırlar. Dünyada çok partili yönetim sisteminin uygulandığı ülkelerde, muhalefet adını verdiğimiz siyasi partiler yer alır. Muhalefet, iktidarı denetlemek ve bazen de iktidara mevcut sorunların çözülmesi için farklı öneriler sunar.

Demokrasiler en önemli kural ise erkler "güçler” ayrılığıdır. Bunların neler olduğunu her aklı başında olan yönetici ve ya muhalif kişi bilir.

Yasama - Yürütme - Yargı...

Son yıllarda bunlara bir de "yazılı ve görsel medya" adını verdiğimiz basın eklenmiştir.

İnsanın yaratılışına ve onuruna en uygun sistem yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi DEMOKRASİ'dir.

Yüce yaratan kişiyi mükemmel yaratarak ona özgürce hareket etme sorumluluğunu vermiştir.Yaratan doğruyu ve yanlışı bir başka deyişle helalı ve haramı ayetlerle göstermiştir.Bu yaratılışa en yakın yönetim sistemi demokrasidir..

Türk Milleti inancı ve yaratılışı gereğince demokrat bir yapıya sahiptir. Yöneticiler;ne yazık ki bu bilgiye sahip değildir. Gücü ele geçirenler nasıl oluyorsa diktatörleşiyorlar. Sadece iktidar sahipleri diktatörleşmiyor, siyasi partilerin yönetimini ele geçirenlerde aynı zihniyettedirler.

Halka ve Hak’ka hizmet etmek için yetki isteyen mevcut siyasetçiler, yetkiyi elde edince halkta Hak’ta unutulur. Kendilerine, ailelerine ve çevrelerindeki yalaka takımı olarak adlandırdığımız menfaat şebekelerine hizmet etmeyi öncelerler... Esas sorun buradan başlar.

Siyasetçilerin kullandıkları dil; Çok incitici, aşağılayıcı ve kırıcı bir dildir.

Ne yazık ki bu zihniyet nedeniyle HAK-HUKUK-ADALET-EŞİTLİK-ÖZGÜRLÜK kavramları büyük yara almıştır. Düşünebiliyor musunuz? Bir ülkede adalete güven yüzde 30 düzeyinde ise, o ülkede huzur, güven, mutluluk olur mu?

Bir çok hukukçu arkadaşım var. Bunların hemen hemen hepsi “TÜRKİYE’DE ADALET YOK” diyorlar... Ben de aynı düşüncedeyim..

Ülkemizde siyaset yapanların tamamı ağızlarını temizlemelidir. Başka türlü hiç birimiz huzur ve güven için yaşayamayız.