Seviyesizliğin ve ahlaksızlığın bu kadarı

Ruhittin SÖNMEZ

Siyasetin ahlaki düzleminden her geçen gün daha da uzaklaştırıldığı, rezil bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Seçim kampanyasındaki partilere sağlanan imkânlar arasındaki adaletsizlik, iktidar partisinin devletin bütün imkânlarını haksız yere kullanırken, muhalefetin yasal haklarını bile kullandırılmamasına alışmıştık.

Yandaş medyanın ve devletin TRT’sinin tek taraflı yayınları da artık yadırganmaz olmuştu.

Fakat bu defa rakiplere iftiranın katmerlisi eklendi.

Kuyruklu yalan haberlerle kutsal değerler üzerinden kitleleri infiale teşvik etmekten çekinmediler.

Hatta rakip parti liderlerini teröristlerden emir almakla, bu partilere oy verenleri teröre destek olmakla suçladılar. Bunun gibi akıldışı ithamlarlainsanlara hakaret ettiler.

AKP Genel Başkanı seçim kampanyasını yürütürken, bir yandan Cumhurbaşkanlığının bütün gücünü ve imkânlarını siyasi amacı için kullanmaktan çekinmiyor. Bu rağmen kendisini eleştiren rakip lider için “Cumhurbaşkanına hakaret etti” diye suç duyurunda bulundu.

Dahası İyi Parti liderini hapse attırmakla tehdit etmek gibi demokratik bir ülkede akla bile gelemeyecek konuşmalar yaptı.

****************************

MANSUR YAVAŞ’A KUMPAS VE MEDYANIN ZAVALLI HALİ

Yüzde 95’i yandaş hale getirilmiş medya, Ankara’yı kaybetme korkusuyla yaratılmış bir kumpası sahneye koydu.  

Seçime 20 gün kalmıştı. Mansur Yavaş’ı meşru zeminde yenemeyeceklerini anlamışlardı. FETÖ kumpaslarının bir benzerini sahneleyerek itibar cellâtlığınasoyundular.

Aynı veya benzer başlıkla çıkan gazeteleri ve neredeyse tamamına yakınına hükmettikleri TV kanallarında Mansur Yavaş’ı ağır bir suç işlemiş gibi takdim ettiler.

Bir avukat olan Mansur Yavaş kendisine verilen sahte imzalı bir senedi icraya koymuştu. Senedi veren kişi “imza benim değil” dediği ve mahkeme bunu doğruladığı için “icra inkâr tazminatına” hükmedilmesini kullanmaya çalıştılar. Oysa ortada bir suç yoktu.

Suç işleyen kendisine kumpası kuran kişi idi. Bu kişiyi de Ceza Mahkemesi suçlu bulmuştu. Dosya istinafta idi.

En üzücü olan da hukukçu olan ama ahlaki değerlerini satmış bazı kişilerin, katıldıkları TV açık oturumlarında rezil iftiraları idi. Beş dakikada açıklanabilecek bir olayı bir saat konuştular. Gerçeğin tamamını biliyorlardı. Fakat önemli kısımları gizliyorlardı.

Bunların gizledikleri bilgileri anlatmaya ve aydınlatmaya çalışan diğer yorumculara saldırdılar. Olayın hukuki gerçeğini saptırıp, ikide bir “sahte imzalı senedi tahsile koyan ahlaksız bir adamı Belediye Başkanı mı seçeceksiniz?” diyerek karşı tarafı susturmaya çalıştılar.

Bu sözde hukukçuların ahlaksızlığına tahammül edemedim.

TV kanalları olayı gündeme getiren AKP sözcüsünü bir saat canlı yayınla verdiler. Yavaş, ertesi gün basın açıklaması yapacağını duyurduğu halde, “Mansur Yavaş iddialara cevap veremiyor” diye suçlayanları da en az bir saat konuşturdular.

Aynı kanallar olayın mağduru olan Mansur Yavaş’ın önceden duyurduğu basın açıklamasını vermediler, veremediler. Böyle bir haberi gizleyerek gazetecilikten nasipleri olmadığını gösterdiler. Böylece kumpasın bir parçası oldukları açığa çıktı.

Fakat bu medya, kumpası kuran ve mahkeme kararı ile sahteci olduğu belirlenen netameli bir adama “saygıdeğer işadamı” diye ekranlarını ve sütunlarını tahsis etti. Hala Mansur Yavaş yerine AKP Genel Başkan Yrd. Mahir Ünal’ı konuşturuyorlar.

Bu rezilliğin dillerinden Allah, din, vatan, millet gibi kutsal değerlerimizi düşürmeyenlerden  kaynaklanması ıstırap verici.

Bir kısım insanımızı dinden ve kutsallarımızdan soğutan bu güruh dinimize ve milletimize en büyük kötülüğü yapmak için yarış halinde.

Fakat milletimizin bir kısmının, “alnı secdeli” diye, bunlara kanmasına hala çare bulabilmiş değiliz. Çünkü bütün iletişim kanallarını ele geçiren ve devletin gücünü hoyratça kullanan bir iktidara karşı mücadele gerçekten zordur.

Bütün bunlara rağmen karamsar olmaya da gerek yok. Çünkü iktidarın orantısız propaganda gücü ile medyanın tek taraflı şartlandırmasına rağmen gerçekler örtülemiyor.

Mansur Yavaş’ın basın açıklamasından sonra bütün kumpas çöktü. Kendi kanallarından başkasını seyretmeyen sadık seçmenleri haricinde kumpas anlaşıldı.

Olay Mansur Yavaş’ı yıpratmak için çıkarılsa da, sonuçta galiba Mansur Yavaş’ın lehine gelişti. Çünkü milletimiz mağdura destek verir.

****************************

TOPLUMSAL GERGİNLİĞİ SIFIRLAMAK MÜMKÜN

“Muhalefete muhalefet etmekten sorumlu muhalefet partisinin” Devletlû genel başkanı, Ankara’da bütün anketlerde seçimi kazanacağı görülen Mansur Yavaş’ı Ankara B. Belediye Başkan adaylığından çekilmeye davet etti. Gerekçesi de çok ilginç.

Yavaş adaylıktan çekilerek “seçimi rahatlatmalı, toplumsal gerginliği azaltmalı” imiş.

Anlaşılan “diğer muhalefet partileri de MHP gibi yapsın. AKP ile anlaşarak göstermelik birkaç yerde belediye başkanı adayı göstersin. Diğer il ve ilçeleri Reis’in adamlarına bıraksın. Böylece toplumsal gerginlik azalmış olur” diye düşünüyor.

Hani sigara, içki veya uyuşturucu kullananların kendi vicdanlarını rahatlatmak için arkadaşlarına ikram ısrarı ve bu tür eylemlerin içine çekmek gayretlerine benziyor.

Bu mucizevî çözüm için Bahçeli’yi ne kadar kutlasak azdır.

Belki de haklıdır, “toplumsal gerginliği” sıfırlamak, stoklanmış paraları sıfırlamaktan da kolay olabilir.

Yeter ki, bir tek kişi çekilince  ‘toplumsal gerginlik’ sıfırlanacaksa, bunun kim olacağına doğru karar verebilelim.