Peygamberimizin mucizesi var mı?

Nurettin BÖLÜK

                 

Peygamberimizin mucizesi var mı?

Bu konuda Kur’an bağlamında yorum yapan büyük çoğunluk, Peygamberimize özel bir mucize olmadığı görüşündeler. Tek mucizesinin ona indirilen Kur’an olduğu ortak kabuldür.

Buna rağmen Müslümanların bir bölümü, yine Kur’an’daki bazı ayetlere farklı yorumlar getirerek; mucizelerinin olduğunu iddia etmişlerdir.

Konuyu açmak için önce mucize nedir, hangi sebeplerle gösterilmiştir? Bunlara açıklık getirmek gerekir.

Mucize: Peygamberlere verilen, yaşadıkları çağda akıl ve bilimsel gerçeklerle açıklanamayan, Allah’a mâl edilen; olağandışı olaylara denir.

Mucizenin birinci önceliği peygamberlere verilmiş olmasıdır. Başka birilerine verilmez. İnancımıza göre, din büyüğü kabul edilen Allah’ın gerçek dostlarına verilen sıra dışı hadiselere ise keramet denir. Her ikisi de Peygamber veya kişilerin gücü ile meydana gelmez. Allah’ın isteği ve gücü ile olur.  Peygamberlere, Evliyalara, Hızır’a, Ermişlere olağanüstü bir hadise; yaratma gücü verilmemiştir. Verilen ne ise Allah tarafından verilmiştir. Peygamberler görünüşte aracı kılınmıştır. İnsanlar, genelde kendilerinin peygamber olarak gönderildiğini iddia edenlerden; ilk istedikleri şey, mucize göstermeleri olmuştur.

Mucizeler, Peygamberimiz Hz. Muhammed’den önce gelmiş Peygamberlerin hepsine inandırıcı olmaları için verilmiştir. Peygamberimize ise önceki peygamberlere verilenlerin bir benzeri, inanmayanlar tarafından istenmesine rağmen Allah tarafından verilmemiştir.

Mucizeler üç çeşittir. Akli, hissi ve haberi olarak adlandırılır. Akli mucizeler, insanların akıl ve idraklerine hitap eder; onları düşünmeye sevk eder. Meydana gelen hadisenin, insanüstü olduğuna inandırır. Haberi mucizeler, vahiy kaynaklı olup; geçmişe veya geleceğe dair haberleri verdiğinden inanmaya inat edenler tarafından bazen kain, falcılık nitelendirmelerine de maruz kalınmıştır. Hissi mucizeler, insanın beş duyusuna hitap ettiğinden; Peygamberlere ağırlıklı olarak hissi mucizeler verilmiştir. İnsan, olağandışı hadiseleri gözleriyle gördükleri, kulaklarıyla işittikleri diğer duyularını da devreye soktuğu için, inanma daha kolay ve tereddütsüz olmuştur.

Kur’an’da adı geçen 25 peygamberden sekizine mucize verildiğinden söz edilmektedir. En çok mucize verilenler, Hz. Musa’ya (21) Hz. İsa’ya (9) mucize verildiğinden söz edilir. Bu mucizeler genellikle hissidir.

Müşrikler, Hıristiyan, Museviler de Peygamberimizden mucize göstermelerini istemişler; fakat Allah, her seferinde Hz. Muhammed’e istedikleri mucizeyi vermemiş ve Kur’an’ı göstermiştir. Kur’an’da bu konuda çok sayıda ayet vardır. Birkaçının mealini vermekle yetineceğim.

Al-i İmran suresi 183.ayet: Allah bize: “Allah bize ateşin yediği bir kurban mucizesini göstermeyen hiçbir elçiye inanmamamızı emretti.” Diyenlere de ki: “Size senden önce de pek çok elçi apaçık belgeleri ve söylediğiniz mucizeyi getirmişti; peki, sözünüzde doğruysanız niçin onları öldürdünüz?”

Rum suresi 4.ayet: Ant olsun ki Biz, senden önce de kavimlerine pek çok kimseyi elçi gönderdik. Elçileri de onlara apaçık belgelerle/mucizelerle gelmişlerdi. Sonuçta suç işleyenlere verdiğimiz nimeti azap ile değiştirdik. Artık müminlere yardım etmek Bize bir borçtur.

A’raf suresi 101.ayet: İşte bunlar hikayelerinden bir kısmını sana anlattığımız beldelerdir. Elçileri onlara apaçık belgelerle/mucizelerle gelmişti. Fakat onlar, önceden yalanladıkları bir şeye iman etmeye yanaşmadılar. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.

Bu konuda hissi bir mucize verilmediğine dair, daha fazla ayet görmek isteyenler şu ayetlere de bakmalılar. (Nahl-44, Fatır-25, İbrahim-9, Bakara-210, Nisa-153, Enam-7, Yunus-20, Hud-12, Rad-7, Ankebut-50, Fusulet-14, Casiye-25, Müddesir-52)

Bütün bu açık ayetlere rağmen, elçi Hz. Muhammed’den, inanmış olanlar dahil hissi mucize beklenmeye devam etmiştir. Kur’an’ın itirazlarını kulak ardı ederek; Musevi ve Hıristiyanlara nispet olsun diye elçi adına bir dizi mucize uydurmuşlardır. Bu uydurulmuş mucizelerden bir bölümü şöyle!

  1. Miraç mucizesi
  2. Ayın yarılma mucizesi
  3. Hurma kütüğünün ağlaması mucizesi
  4. Zehirli etin kendisini haber verme mucizesi
  5. Müşriklerin nerede öldürüleceğini haber verme mucizesi
  6. Az bir yiyecekle çok sayıda insanın doyurulması mucizesi
  7. Parmaklarından suların akması
  8. Önünü gördüğü gibi aynı anda arkasının da görmesi
  9. Gündüz ışıkta gördüğü gibi gece karanlıkta da görmesi
  10. Yürürken gölgesinin görülmemesi.
  11. Aynı gece bütün kadınları ile yatması gibi.

Bu mucizeler, ayetler ışığında uydurmadır. Peygamberimizi aşırı yüceltme duygusu vardır.

Onun için ayrıntılı açıklama ihtiyacı duymuyorum. Yalnız Kuran’da Kamer suresi 1.ayette geçtiği için ayın yarılması olayını açıklayacağım.

Kamer suresi 1.ayet: Kıyamet saati yaklaştı, Ay da yarıldı. Bu ayette anlatılmak istenen, kâinatın ömrünü tamamladığı, kıyametin yaklaştığı, kıyametten önce de bir kozmik olay olarak ayın yarılacağı ifade edilmektedir. Geçmiş zaman fiili kullanılarak gelecek zaman tasviri vardır. İnsanlara mucize aramayı bırakın; zaman yaklaştı, inanarak yaşayın ikazı vardır. Nitekim 2. Ayette: İnkâr edenler, eğer mucizevi bir işaret görseler hemen ondan yüz çevirir ve “Hep aynı sihirdir” derler.

                Mucize ayeti olsa: ikinci ayet birinci ayeti tasdik ederdi. Tasdik etmiyor. “Ayın yarıldığın görseniz bile sihirdir der, inanmaz yüz çevirirsiniz.” buyurmaktadır.

                Ayın yarılması, peygamberimizin işareti ile olsa, birkaç kişinin olduğu bir zamanda değil, insanların bir vesile ile toplandıkları bir zamanda yapılır; çoğunluk görür ve inanırdı.

                Ayın yarılma olayı olsa olsa yarım ay tutulması olabilir. Çünkü kısa bir zaman sonra tekrar eski haline gelmiştir. Gerçekten yarılma olsa, dünyanın çoğu yerinden de görülür, dünya bilim literatürüne de girerdi. Ayın ortadan yarılma olayı yoktur. Peygamberimize de hissi mucizeler verildiğine inananlar tarafından mucize diye kabul edilmiştir. Olağanüstü halin mucize olabilmesinin bir önemli şartı da peygamberlik iddiasının hemen sonrasında gelmiş olması gerekir. Oysa Kamer suresi bir bütün halinde Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ilanından 4 yıl sonra indirilmiştir.

                Peygamberlere verilen mucizeler, peygamberliğin verildiği dönemde halkın en çok ilgilendiği konulardan seçilmiştir. Hz. Musa döneminde sihir, göz boyama, cambazlık zirve yapmıştı. Hz. Musa’dan da elçi isen bize mucize göster dediklerinde, Allah’ın izni ve iradesiyle; Musa asasını yere atınca yılana dönüşür ve cebinden çıkardığı eli bembeyaz olur. (A’raf / 106-108)

                Yine Hz. İsa’nın Elçi olarak görevlendirildiği zamanda ise tıp ilmi çok ileri bir seviyede idi. Hz. İsa, onlara mucize olarak, çamurdan bir kuş yaparak canlandırmış, Tevrat’ı tasdik ederek; bazı haram kılınanların helal olduğunu bildirmek için geldiğini söyler. (Ali İmran / 49-50)

                Hz. Muhammed’e peygamberlik verildiği dönem ise Arap Edebiyatının zirve dönemidir. Belagat, (sözlü inandırıcı anlatım) fesahat, (Dil kuralları, anlam ve uyum bakımından açık ve düzgün ifade) nazım (kafiyeli anlatım) bakımından edebi yapım ve anlatımlar en üst seviyede idi.

                İşte böyle bir dönemde Kur’an indirilmiş olup inanmayanlara, “Sizde Kur’an’ın bir benzerini getirin! “Çağrısını yapmış; fakat bu çağrı karşılık bulamamıştır. (İsra /88)

                Yine İsra suresi 59-90-93. Ayetler, mucize taleplerinin yerine getirilmediğini bildirir.

                Enam /111, Rad /31, Allah’ın mucize vermediğine dair ayetlerdendir.

                Mucizenin Kur’an olduğuna dair ayetler ise Ankebut suresi 50 ve 51. Ayetlerdir.

                Ankebut 50: Onlar hala “Rabb’inden ona bazı mucizeler indirilmeli değil miydi? Diyorlar. De ki: “Mucizeler sadece Allah katındandır, ben sadece bir uyarıcıyım.”

                Ankebut 51: Kendilerine okunan bu kitabı onlara göndermemiz yetmiyor mu? Elbette inanan bir toplum için onda rahmet ve ibret vardır.

                Kur’an’a göre, Peygamberimizin Kur’an’dan başka mucizesi yoktur. Anlayarak okuyanlar mucizeyi görür.

                Selam ve dua ile

 

                19.01.2026