Özür dilemek erdemdir...

Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde aşılamanın ücretli olduğunu ifade etti. Üstelik ertesi günü aynı yanlışı tekrar etti:

"Bugün Avrupa'nın en gelişmiş ülkeleri dahi bu aşıları ücretle yapıyorlar. İngiltere 100- 150 sterline, Almanya 100- 150 avroya aşı yapıyor. Biz ise ücretsiz aşı yapıyoruz" dedi.

Verdiği bu bilgi açıkça yanlıştı. Muhtemelen danışmanlar bu konuda Cumhurbaşkanını yanıltmışlardı. Ama gerçek ortaya çıktıktan sonra da aynı yanlışın tekrar edilmesi anlaşılır gibi değildi.

Gerçekte ise İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Danimarka, İtalya, Yunanistan… hepsi de aşılamayı ücretsiz olarak yapmaktaydı.

Haksızlık yapmış, birilerine zarar verici bir davranışlar sergilemiş, hata yapmış ve hatta ahlaki olmayan davranışlar sergilemiş insanların özür dilemesi medeni bir davranıştır.

Özür dilemek, nefse zor gelse de, saygınlık artıran erdemli bir davranıştır.

Fakat psikologlara göre, “benmerkezci insanlar özellikle narsistik kişilik yapısına sahip olan bireyler özür dileme özelliğinden yoksundurlar.”

Bazı siyasetçiler “özür dilediğim zaman itibarım sarsılır” kaygısıyla asla özür dilemezler.

Demokratik bir ülkede bu kadar somut bir yanlışın düzeltilmesini beklemekten daha tabii ne olabilir?

Ama biz böyle bir özür bekleyemiyoruz.

Çünkü Erdoğan’ın buna benzer çok yanlış bilgiler verdiğini ve asla özür dilemediğini biliyoruz.

*********************************

ERDOĞAN’IN ÖZÜR DİLEMEDİĞİ YALANLANMIŞ İFADELERİ

Tayyip Erdoğan’ın halka verdiği yanlış bilgiler konusunda internette o kadar çok örnekler var ki.

En çok tartışılan üç tanesini hatırlatalım:

“Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin (BOP) eşbaşkanlarından bir tanesiyiz” dedi. Daha sonra bu ve benzeri sözlerinin video kayıtları var olduğu halde “bunu ispat edemeyenler alçaktırlar, namussuzdurlar” diyerek inkâr etti.

2009 yılında Oslo’da PKK temsilcileri ile MİT Başkanının yürüttüğü görüşmeler başlatılmışken, 23.08.2010 tarihinde “PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir. Biz PKK ile hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da oturmayacağız” demişti. Daha sonra PKK Terör Örgütü lideri ile ve Kandil’deki liderleriyle, HDP milletvekilleri aracılığıyla, alenen görüşmeler ve pazarlıklar yapıldı.

Kabataş olaylarında "başörtülü bacıma saldırdılar, camide içki içtiler, hepsinin görüntüleri var" dedi, olayın tamamen yalan olduğu ortaya çıktı.

Bütün bu “doğru olmayan” açıklamaları için hiç özür dilemedi.

Hadi eskileri pek karıştırmayalım da daha taze birkaç örnek verelim:

“Biz yaptık” dediği Adnan Menderes Havaalanı 1987’de Özal tarafından açılmış; “Biz yaptık” dediği Adıyaman Havaalanı ise 1998’de, AKP daha ortada yokken, hizmete girmişti.

“Adana-Mersin demiryolunu yeniledik, seyahat süresini düşürdük. Mersin-Silifke arasını hızlı tren hattına bağlamayı planlıyoruz” dedi. Oysaki Silifke-Mersin arasında demiryolu hattı bile yoktu.

2018’de Muhtarlar Toplantısında “Ben 75 öğrencili sınıflarda okuduğum zaman, tek partili dönemdi, yani CHP’nin iktidarda olduğu dönemdi” dedi. Oysaki Erdoğan, 1954’te, yani çok partili hayata geçildikten 4 yıl sonra doğdu. İlk ve ortaöğretim dönemi boyunca CHP hiç tek başına iktidar olmadı.

Bu kadar gerçeğe aykırı olan ve doğru olmadığı derhal anlaşılacak konularda bile bu tür ifadeleri nasıl kullanabildiği, sosyolog ve psikologların alanına giriyor olabilir.

Ancak ben bu beyanların bir kısmının sehven veya sürçü lisan edilerek sarf edilmiş olabileceğini düşünmek istiyorum.

Öyleyse, halkımıza bir açıklama yapmasını; “bilerek yalan söylemedim, sehven yanlış bilgi verdim. Özür diliyor ve düzeltiyorum” deyip doğruları söylemesini beklerdim.

*********************************

SEDAT PEKER BİLE ÖZÜR DİLEDİ

İki aydır yayınladığı videolar ve attığı tweetler ile Türkiye gündemini belirleyen Sedat Peker önceden yaptığı suçları için özür dilemişti. Geçen hafta da isimleri karıştırarak yanlışlıkla suçladığı bir savcı ile yakınından özür diledi.

Üstelik Sedat Peker “kıldan ince, kılıçtan keskin” bir köprüde yürüyor. Bir tane yalanı ortaya çıksa, her biri hükümet devirecek kadar ciddi olan, bunca iddiaları inandırıcı olmaktan çıkabilirdi. Aldığı riskler verdiği emekler boşa gidebilirdi.

Özür diledi de Sedat Peker’in inandırıcılığı azaldı mı? Bence hayır.

Hatta “medeni bir üslupla ve açık yüreklilikle özür diledi” diye O’na inananlar belki daha da arttı. Halkımız O’nun kasten yalan söylemediği, sehven yanlışlık yaptığına inandı.

Sedat Peker’in Erdoğan’dan ve danışmanlarından daha çok psikoloji kitapları okuduğu anlaşılıyor.

Muhtemelen bu danışmanlar, ya “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” inancında veya “doğru söylersem Saray’dan kovulurum” korkusundalar.

Daha nitelikli danışmanları olsa, Tayyip Erdoğan’a “söke söke alırlar”, Emine Erdoğan’a “porsiyonları küçültün” sözleri için de özür dilemelerini tavsiye ederdi.

SONSÖZ: “Yalan, zekâ işidir. Dürüstlük ise cesaret. Eğer zekân yetmiyorsa yalan söyleme ve cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.” Victor Hugo