Müjdat Gezen'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a: "Sen de Haddini bil"

Halk TV'deki açıklamalarının ardından hakkında soruşturma açılan Müjdat Gezen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'haddini bil' sözlerine tepki göstererek "Sen de haddini bil" ifadelerini kullandı.

Halk TV’de yayınlanan Halk Arenası programında söylediği sözler nedeni ile Metin Akpınar ile birlikte hakkında soruşturma açılan Müjdat Gezen, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına tepki gösteren Müjdat Gezen, "Benim söylediklerim onun söylediklerinin kelimesi kelimesine tekrarı. 'Ey Amerika haddini bil, ey Rusya, ey Suriye, ey dünya haddini bil, ey Müjdat Gezen, ey Metin Akpınar haddini bil' diye. Ee sen de benim vatanseverliğimi sorgulayamazsın. Sen de bana imansız deme, ulan deme, müsvedde deme sen de haddini bil" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, soruşturma kapsamında ifade verirken hakim ve savcının yüzüne bakmadığını söyleyen Gezen, "Suç tarifleri şu: Eleştiri dozunu aşmak! Eleştiri dozunu aşmak nedir diye sordum yanıtlayamadılar. İki gerekçeleri var: Bir; delilleri karartabilir. İki; yurt dışına kaçabilir. Delil dediği elindeki bant, neyini karartacaksın? Sonra yurt dışına niye kaçayım" dedi.

"SEN DE HADDİNİ BİL"

Tabii, Cumhurbaşkanı Erdoğan mislini söylüyor, söyleyebiliyor. Benim söylediklerim onun söylediklerinin kelimesi kelimesine tekrarı. Eksiği var fazlası yok. Eksiği şu; “ulan” diyor bize, “imansız” diyor, “müsvedde” diyor. Benim söylediklerimde onlar yok. Bu kelimeleri hayatımda hiç kimseye kullanmadım, kullanmam. Maalesef Cumhurbaşkanı bonkörce kullanıyor. Öyle ki artık havada uçuşuyor.

Erdoğan iki yüz kere diyor bunu, “Ey Amerika haddini bil, ey Rusya, ey Suriye, ey dünya haddini bil, ey Müjdat Gezen, ey Metin Akpınar haddini bil” diye. Ee sen de benim vatanseverliğimi sorgulayamazsın. Sen de bana imansız deme, ulan deme, müsvedde deme sen de haddini bil! 

Bir kere ben haddimi biliyorum, Cumhurbaşkanı Erdoğan eğer sözlüğe bakarsa görecek “haddini bilmek” aslında pozitif bir laf. İşte ben haddimi bilirim beni yüksek atlattırmayın, beni engelli koşturmayın haddimi bilirim gibi. Bu lafı Cumhurbaşkanı’ndan daha sık kullanan da duymadık yani. Eğer bu suçsa kendisi kaç kere suç işledi.

SAVCI DA HAKİM DE GÖZÜMÜN İÇİNE BAKMADI

-Yurt dışı yasağınız ve imza verme zorunluluğunuzun kaldırılmasının ardından son durum nedir?

Şimdi bana dava açılıp açılmayacağı belli değil, onu bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan “bedel ödettireceğim” dedi ve ertesi gün kapıma polis geldi. Bir; ben zaten çağrılırsam giderim. İki; suçumun ne olduğunu söyleyemiyorlar. Davayı açarlarsa ne diyeceğim ortada; evvela suçumun ne olduğunu kelime kelime öğrenmek istiyorum.

Suç tarifleri şu: Eleştiri dozunu aşmak! Eleştiri dozunu aşmak nedir diye sordum yanıtlayamadılar. İki gerekçeleri var: Bir; delilleri karartabilir. İki; yurt dışına kaçabilir. Delil dediği elindeki bant, neyini karartacaksın? Sonra yurt dışına niye kaçayım.

Bu arada tüm bunları yaşarken en dikkatimi çeken şey şuydu; savcı da hâkim de gözümün içine bakarak konuşmadılar. 

60 yıl emek vermiş bir sanatçıyı hiçbir günahı yokken evinden polisle alıp götürüp, yurt dışına çıkma yasağı, her hafta gidip imza verme zorunluluğu ayıptır, ayıp! 

Erdoğan tepkiyi hesap edemedi. Heyecanlı o...

-Cumhurbaşkanı Erdoğan gelecek tepkileri hesap edemedi mi yoksa etmedi mi?

Edemedi. Bence heyecanlı o. “Biz Müjdat Gezen ile Metin Akpınar’ı da gözaltına alabiliriz icabında, dikkatli olun” tavrı ters tepti. Ben o programı izlediği kanısında değilim; üç saat seyretmez. Ona bazı cümleler cımbızla alıp veriliyor bence.

-Bu kitap sadece sanatçı Müjdat Gezen’in savunusundan ibaret değil. İlk elden öyle sanılsa da çok daha fazlası. Tam amacı nedir?

Türkiye’deki aydın insanların, Cumhuriyete, Atatürk’e sahip çıkan insanların şu anda ne duruma getirilmeye çalışıldığını göstermektir. Şunu da söyleyeyim bunda başarılı olamazlar. Cumhuriyet değerleri ölmeyecek.