MHP lideri Bahçeli Tuncelide

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun salı günü partisinin grup toplantısında "Meydan okuyorum cesaretin varsa Tunceli'ye gidersin" sözlerine yanıt olarak bugün kenti ziyaret etti.

BAHÇELİ: İŞTE TUNCELİ'DEYİM
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, valilik ziyaretinin ardından valilik önünde açıklama yaptıktan sonra Yunus Emre Camii'nde cuma namazı kıldı. Bahçeli'nin ziyaret edeceği Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi güzergahında protestocuların yolu barikatlarla kapatması ve polisin müdahalesi üzerine olaylar çıktı. Bahçeli, namazın ardından cemevi ve esnaf ziyaretlerini iptal ederek kentten ayrıldı.
 
Devlet Bahçeli, valilik önünde yaptığı açıklamada, Tunceli'ye kardeşlik hissiyatını pekiştirmek için geldiğini belirterek, şöyle dedi:
 
"Bugün buraya bin yıllık kardeşliği kaderdaşlığı, bin yıllık kucaklaşmayı perçinleşmek için geldim. Bugün buraya Tuncelili kardeşlerimle hasret gidermeye, muhabbetle dostluk bağlarını güçlendirmeye geldim. Aramıza nifak duvarlarını yıkmak için Tunceli’deyim. Kurulan tuzakları bozmak, kapatılmak istenen gönül yollarını açmak için Tunceli’deyim. Tunç yürekli kardeşlerimle buluşmamızı çekemeyenler, dedikodu yaptılar. Tunceli'ye gelmemizi sanki yabancı ve hasım bir ülkeyi ziyaret ediyormuş gibi sabote etmeye ve engellemeye kalkıştılar. İcazet ve vesayet altında Başbakanlık yapan Davutoğlu, geçtiğimiz salı günü şahsıma meydan okumuştu. Cesaretimi sınamış yürekli olup olmadığımı sorgulamıştı. Başbakan öylesine çıldırmıştı ki, 'Buyurun gidin bu söylediklerinizi Tunceli'de de söyleyin cesaretiniz ve yüreğiniz varsa' diyerek denge ve kontrolünü bütünüyle kaybetmişti. İşte Tunceli'deyim, işte Türk milletinin güzide evlatlarıyla bir aradayım." 
 
"GİDEMEYECEĞİMİZ YER YOK"
 
"Devlet devletiyle, devlet milletiyle Tunceli'dedir" diyen Bahçeli, "Bizim vatan topraklarında gidemeyeceğimiz bir yer yoktur. Türkiye'nin her karışında kanımız, hatıramız, iddiamız vardır. Çünkü biz Türkiyeyiz, çünkü hepimiz büyük Türk milletinin onurlu evlatlarıyız" dedi. 
 
Devlet Bahçeli, kendilerinin Türkiye'nin her yerinde birlik ve beraberlik mesajı verdiklerini vurguladığı konuşmasında şöyle dedi:
 
"Biz Türk vatanın her köşesinde şeref ve namus mücadelesiyle ülkülerimizi anlatıyor, yolumuza devam ediyoruz. Sayın Davutoğlu bilmiyorsa, öğrenmediyse kendisine hatırlatıyorum, MHP'de mangal gibi yürek, demir dağları eritecek kadar devasa bir cesaret vardır. Biz ne insanımızdan cayarız, ne vatanımızdan vazgeçeriz. Ne devletimize yüz çevirir, ne milletimizden koparız. Ne hıyanetten korkar, nede haram yiyenlerden çekiniriz. Bunlar bizim için hayatımızın varlığımızın ve davamızın anlam ve değer yüklü ilkeleridir. Efendilerinin koltuğuna sığınmış, sığ ve sorumsuz zihniyetlerin bizimle aşık atması, bizimle iddialaşması mümkün değildir. Yufka yüreklilerle çetin yolların aşılamayacağını iyi biliriz. İstismarcı, bozguncu, bölücü, yıkıcı, niyet ve amaçlarla bir gelecek olmayacağını biran olsun aklımızdan çıkarmayız. Geçmişte yaşananları bu güne getirip özür lobisi kurmanın, huzur beka ve iç barışımıza katkı sunmayacağını da asla unutmayız."
 
"38 İSYANDIR, KARIŞAN DA DEVRİN BÖLÜCÜ TERÖRİSTLERİDİR"
 
MHP lideri Bahçeli, tarihten husumet çıkarmak için el ovuşturanlara açıkça seslendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Türk milleti, şahsiyetine, devlet olmaktan kaynaklanan hak ve yetkilerine el ve dil uzatan kanlı emellere, geçmişin her veçhesinde haddini bildirmiştir. Bu dün olmuştur, bugün olmalıdır, gelecekte de olacaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun, halkın güvenini ve desteğini almış meşru bir devlet, kendisine yönelmiş tehlikeleri önlemek ve bertaraf etmekle mükelleftir. Mahşeri vicdan, bunu şart koşmaktadır, hukuk bunu emretmektir. Var olmak ve ebediyete ulaşabilmek için, iç ve dış mihraklara karşı uyanık durmalıyız. Herkes bilmelidir ki devleti yıkmaya çalışan hiç bir gayrimeşru girişime, küsmemizi, darılmamızı parçalanmamızı projelendiren hiç bir ahlaksız sürece müsaade ve müsamaha gösterilemez. Milleti bölmeye çalışan hiç bir kötü habis ve çevreye izin verilemez."
 
Devlet Bahçeli çeteler, terör örgütleri, ayrılıkçı eğilimler, çıkar ve menfaat ağlarıyla örülmüş feodal kalıntıların, devletin sürekliliğine ve milletin bütünlüğüne hazımsızlık çekiyorsa bunun karşılıksız ve cevapsız bırakılmayacağını söyledi. Bahçeli 1937- 38 Dersim olaylarıyla ilgili de şöyle dedi:
 
"Bu itibarla 1937 ve 38'de Tunceli'de baş gösteren hadiseler bir isyandır, bu hadiselere karışan da devrin bölücü teröristleridir. Ve hiç bir teröristin dini, milliyeti mezhebi, kimliği etnik kökeni önemli olmayacak, önemli sayılamayacaktır. Zira elinde silahla dağda, bayırda, ovada gezen, topraklarımızdan, pay kapmak isteyen, masum vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerine kasteden hiç bir bedbaht mazlum görülemeyecektir. Hele bunların özür dilenerek, hürmet ve hayranlıkla yad ettiğimiz evladı Kerbela'dan addedilmesi zillet olduğu kadar da hakarettir." 
 
"PİR SULTAN ABDAL HEPİMİZİN KUTUP YILDIZI"
 
Ak Parti iktidarı ile PKK'nın ittifakla yürüttüklerini söylediği çözüm müzakerelerinin ihanet olduğunu, bunu 'vicdan körlüğü' ile görmezden gelemeyeceklerini anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Eğer yanlışa suskun kalırsak, 16'ıncı yüzyılda Türkçe yazan, Türkçe söyleyen, rahmetle andığımız şükranla andığımız Pir Sultan Abdal'a yarın mahşerde ne diyeceğiz? İnsan sevgisiyle yanıp kavrulmuş, dünyayı reddetmiş, kötü davranışı kötü zannı yanından ve yöresinden kovmuş Pir Sultan Abdal'ın torunlarına, insan canına kıymak en ufak bir temas yakışır mı? Unutmayınız ki yavrusunu kaybetmiş bir koyunun feryadını dahi ciğerinde duymuş bir Sultan Abdal hepimizin kutup yıldızıdır. 'Deniz çaldım asa ile, Göğe ağdım İsa ile, Tur Dağı'nda Musa ile münacadde geldim' mesajındaki muhteşem feraset, enginlik, geniş görüşlülük ve kucaklayıcı tavır, bir Pir Sultan'dan bizlere öğüt kalmıştır. Kucağında aslan ile ceylanı buluşturmuş Hacı Bektaş-ı Veli, hepimizin özlemle andığımız bir büyüğümüzdür. Kerbela'da şehit olmuş Hazreti Hüseyin ve Ehlibeyitin eli öpülesi büyükleri, hepimizin içindeki yas ve acıdır. Her seher maneviyatımızın hisarlarında esen Allah'ın aslanı Hazreti Ali bizimdir, insanlığa istikamet veren 12 imam her şeyimizdir. Alahımız bir, Peygamberimiz bir, kıblemiz bir, dinimiz bir, geleceğimiz bir ve aynıdır. 'Söyleşelim halden hale, dilleşelim dilden dile, biz gezeriz elden ele, taze açılmış gülüz biz' diyen Pir Sultan Abdal'ın uzlaşmaya birliğe ve dirliğe davetine icabet ettik buraya sizlere geldik." 
 
"KORKU KAMPANYASINI YARDIK"
 
Bahçeli, Başbakan'ın korku ve istismar kampanyasını yarıp, muhabbet deryasından kana kana içmek için Tuncelilerin konuğu olduklarını söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bir çiçekten bir kovana bal işleten rabbime şükürler olsun. Kardeşliğimiz dünya durdukça yaşasın. Kolumuza perde takarak bin derde uğramak için fırsat kollayanlara hepimiz göğsümüzü gerelim, Türkiye'yi yaşatalım, Türk milletini payidar kılalım. Sözümüz Horasan erenlerinin gerçek sözüdür. Sözümüz, Piri Türkistan Hazreti Yesevi'nin manevi sözleşmesidir. Bu düşüncelerle konuşmamı bitirirken, Tunceli'de yaşayan her kardeşimi bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Cenabı Allah yar ve yardımcınız olsun, sağ olun var olun. Ne mutlu Türküm diyene." 
 
İKİ PROTESTO GiRİŞİMİ
 
Bahçeli'nin konuşması sırasında slogan atıp bağırarak protestoda bulunan iki gruba MHP'liler müdahale edince, polis araya girip olay çıkmasını önledi.
 
Önce valilik girişinde 4-5 kişilik bir grubun 'Dersim faşizme mezar olacak' sloganı attığı duyuldu. Kalabalık MHP'li grubu da 'Tunceli Ovası, Bozkurt yuvası' sloganı atıp grubun üzerine yürüdü. MHP'lileri güçlükle engelleyen polis, slogan atan 4- 5 kişilik grubu, valilik binasına sokup güvenliklerini sağladı.
 
Adliye binası önünde toplanan bir grup avukat da Bahçeli'nin konuşması sırasında "Burada böyle konuşamazsın" diye bağırdı. MHP'liler bu grubun üzerine yürüyünce yine araya girip partililere engel olan polis, avukatları da adliye binasına soktu. 
 
NAMAZDAN SONRA KENTTEN AYRILDI
 
Devlet Bahçeli, konuşmasının ardından cuma namazını Yunus Emre Camii'nde kıldı. Bahçeli, namaz kıldığı camide, birlikte geldiği partililerle Elazığ'a dönüş yaptığı sırada, "Buraya geliyorsunuz iyi hoş da, bize hakaret ve küfür edemezsiniz" diye laf atılınca gerginlik çıktı. MHP'liler bu kişilere müdahale etmeye kalkışınca polis araya girdi. Burada polis 2 kişiyi gözaltına aldı.
 
Bahçeli'nin, programında yer alan esnaf ziyareti ile ve Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi'ni ziyareti iptal edildi. 
 
Cemevi yolu üzerinde Atatürk Mahallesi'nde toplanan yaklaşık 1500 kişi protesto gösterisi yaptı. Polisin dağıtmak istediği grup, dağılmayınca gaz bombası ve TOMA'dan basınçlı suyla müdahale edildi. Protestocular da yollara barikat kurup, polise taşlı saldırıda bulundu.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geceyi geçirdiği Elazığ'dan sabah saatlerinde uzun araç konvoyu ile karayoluyla Tunceli'ye hareket etti. Elazığ'dan yaklaşık 300 araçlık konvoyla yola çıkan Bahçeli'nin konvoyundaki araç sayısı 135 kilometrelik yol boyunca katılan araçlarla 500'ü aştı. Bahçeli'ye Elazığ'ın yanı sıra Malatya, Bingöl, Kahramanmaraş'ın da aralarında bulunduğu il ve ilçelerden partililer de eşlik etti. Yaklaşık 1.5 saatlik yolculuğun ardından Tunceli'ye gelen Bahçeli, önce Vali Osman Kaymak'ı makamında ziyaret etti. Bahçeli'nin valiliğe girişi sırasında partililer, 'Devletin başına devlet gelecek' sloganları attı.
 
KEPENKLER KAPALI
 
Bahçeli'nin ziyareti nedeniyle dün akşam DBP İl Başkanı Ergin Doğru'nun yaptığı çağrı üzerine bugün Tunceli'de esnaf kepenklerini açmadı. Kent merkezinde eczane ve fırınların dışında tüm işyerlerinin kapalı olduğu görüldü. Kentteki taksi ve şehir içi taşımacılık yapan minibüsler de çalışmadı.
 
SIKI GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
 
MHP lideri Bahçeli'nin Tunceli ziyareti nedeniyle kentte üst düzey güvenlik önlemleri alındı. Tunceli girişinde tüm araçlar durdurulup aranırken, Bahçeli'nin yol güzergahında asker ve polisler zırhlı araçlarla devriye görevi yürüttü. Kent merkezinde ise önemli noktalara zırhlı araçlarla aralarında özel harekatçıların da bulunduğu polisler konuşlandırıldı.
Bahçeli'nin ilk ziyaret edeceği valilik çevresinde ise çok sayıda çevik kuvvet ekipleri görevlendirildi. Dalgıç polisler ise kentin girişindeki köprü altında Munzur Çayı'nda ve çevresinde dedektörlerle patlayıcıyı araması gerçekleştirildi. Bahçeli'nin ziyareti nedeniyle çevre il ve ilçelerden TOMA ve polis takviyesi yapılırken, kentte 2 bin polisin görev aldığı belirtildi. Kentte iki polis helikopteri havadan sürekli uçuş yaptı.
 
OLAYLAR ÇIKTI
 
Tunceli'de aralarında bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de bulunduğu yaklaşık 800 kişilik grup, valilik binasına 1 kilometre mesafede toplandı. Valilik binasına yürümek isteyen gruba polis izin vermedi. Protestocuların yürümekte ısrar etmesi üzerine polis, gruba biber gazı ve copla müdahale etti.
 
 
KONVOYDA KAZA
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Tunceli'den ayrıldıktan sonra konvoyunda maddi hasarlı kaza meydana geldi. Elazığ- Malatya karayolunun Güneydoğu Cevre Yolu'nda konvoydaki otomobillerden biri yola çıkan köpeğe çarpmamak için fren yapınca, arkadan gelen araçlar bu araca çarptı. Hasar gören 5 araçtan 3'ü kullanılmaz hale gelirken kazayı hafif sıyrıklarla atlatan partililer hastaneye gitmeden diğer araçlarla yollarına devam etti.
 
MHP Basın Bürosu'ndan paylaşılan metne göre Bahçeli'nin konuşma metni şöyle:
"Aziz Vatandaşlarım,
Değerli Tuncelili Kardeşlerim,
Sayın Basın Mensupları,
Hepinizi en içten, en samimi duygularımla selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Bugün buraya kardeşlik hissiyatını pekiştirmek için geldim.
Bugün buraya bin yıllık kaderdaşlığı, bin yıllık kucaklaşmayı perçinlemek için geldim.
Bugün buraya Tuncelili kardeşlerimle hasret gidermeye, muhabbet ve dostluk bağlarını güçlendirmeye geldim.
Aramıza örülen nifak duvarlarını yıkmak için Tunceli’deyim.
Kurulan tuzakları bozmak, kapatılmak istenen gönül yollarını açmak için Tunceli’deyim.
Tunç yürekli kardeşlerimle buluşmamamızı çekemeyenler dedikodu yaptılar.
Tunceli’ye gelmemizi sanki yabancı ve hasım bir ülkeyi ziyaret ediyormuşuz gibi sabote etmeye ve engellemeye kalkıştılar.
İcazet ve vesayet altında Başbakanlık yapan Davutoğlu, geçtiğimiz Salı günü şahsıma meydan okumuştu.
Cesaretimi sınamış, yürekli olup olmadığımı sorgulamıştı.
Başbakan öylesine çıldırmıştı ki, “buyurun, gidin bu söylediklerinizi Tunceli’de söyleyin cesaretiniz ve yüreğiniz varsa” diyerek denge ve kontrolünü bütünüyle kaybetmişti.
İşte Tunceli’deyim, işte Türk milletinin güzide evlatlarıyla bir aradayım.
Devlet devletiyle, devlet milletiyle Tunceli’dedir.
Bizim vatan topraklarında gidemeyeceğimiz bir yer yoktur.
Türkiye’nin her karışında anımız, hatıramız, iddiamız vardır.
Çünkü biz Türkiye’yiz, çünkü hepimiz büyük Türk milletinin onurlu evlatlarıyız.
Biz Türkiye’nin her yerinde birlik ve beraberlik mesajı veriyoruz.
Biz Türk vatanının her yöresinde şeref ve namus mücadelesiyle ülkülerimizi anlatıyor, yolumuza devam ediyoruz.
Sayın Davutoğlu bilmiyorsa, öğrenmediyse, öğrenemediyse buradan kendisine hatırlatıyorum:
Milliyetçi Hareket Partisi’nde mangal gibi yürek, demir dağları eritecek devasa bir cesaret vardır.
Biz ne insanımızdan cayarız, ne vatanımızdan vazgeçeriz.
Biz ne devletimize yüz çevirir, ne milletimizden koparız.
Biz ne hıyanetten korkar, ne de haram yiyenlerden çekiniriz.
Bunlar bizim için hayatımızın, varlığımızın ve davamızın anlam ve değer yüklü ana ilkeleridir.
Efendilerinin koltuğuna sığınmış sığ ve sorumsuz zihniyetlerin bizimle aşık atması, bizimle iddialaşması mümkün değildir.
Yufka yüreklilerle çetin yolların aşılmayacağını iyi biliriz.
İstismarcı, bozguncu, bölücü, yıkıcı niyet ve amaçlarla bir gelecek olmayacağını bir an olsun aklımızdan çıkarmayız.
Geçmişte yaşananları bugüne getirip özür lobisi kurmanın huzur, beka ve iç barışımıza katkı sağlayamayacağını da asla unutmayız.
Bu vesileyle tarihten husumet çıkarmak için el ovuşturanlara açık açık sesleniyorum:
Türk milleti, hükmü şahsiyetine, devlet olmaktan kaynaklanan hak ve yetkilerine el ve dil uzatan kanlı emellere geçmişin her veçhesinde haddini bildirmiştir.
Bu dün olmuştur, bugün olmalıdır, gelecekte de olacaktır.
Dünyanın neresinde olursa olsun, halkının güvenini ve desteğini almış meşru bir devlet, kendisine yönelmiş tehlikeleri önlemek ve bertaraf etmekle mükelleftir.
Mahşeri vicdan bunu şart koşmaktadır.
Hukuk bunu emretmektedir.
Var olmak ve ebediyete ulaşabilmek iç ve dış mihraklara karşı uyanık durmalıyız. 
Herkes bilmelidir ki, devleti yıkmaya çalışan hiçbir gayri meşru girişime, küsmemizi, darılmamızı, parçalanmamızı projelendiren hiçbir ahlaksız sürece müsaade ve müsamaha gösterilemez.
Milleti bölmeye çalışan hiçbir kötü ve habis çevreye izin verilemez.
Çeteler, terör örgütleri, ayrılıkçı eğilimler, çıkar ve menfaat ağlarıyla örülmüş feodal kalıntılar devletin sürekliliğine ve milletin bütünlüğüne hazımsızlık çekiyorsa, bu karşılıksız ve cevapsız bırakılmayacaktır.
Bu itibarla 1937-1938’de Tunceli’de baş gösteren hadiseler bir isyandır, bu isyana karışanlar da devrin bölücü teröristleridir.
Ve hiçbir teröristin dini, milliyeti, mezhebi, kimliği, etnik kökeni önemli olmayacak, önemli sayılamayacaktır.
Zira elinde silahla dağda, bayırda, ovada gezen; topraklarımızdan pay kapmak isteyen, masum vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerine kast eden hiçbir bedbaht mazlum görülemeyecektir.
Hele ki, bunların özürler dilenerek, hürmet ve hayranlıkla yad ettiğimiz Evlad-ı Kerbela’dan addedilmesi zillet olduğu kadar da hakarettir.
Muhterem Tuncelililer,
Biz buraya, sizlerle gönül diliyle konuşmak için koştuk.
Ve buraya, Tuncelilerle aramıza demir perde çekmek için provokasyon ve tezvirat üretenleri hayal kırıklığına uğratmak için geldik.
Şimdi ben Tunceli’de olduğuma göre, devlet devletinin her yerinde ve milletinin her değerinde sapasağlam durduğuna göre, Başbakan ne yapacaktır?
Mahcup olmuş, mağlup düşmüş, Tunceli’nin hassasiyetleriyle oynayarak siyasal rant devşirme hevesinde olan bu şahsiyet bundan sonra nasıl Başbakanlık yapacaktır?
İsyankârlardan özür dilemenin erdem olduğunu zırvalayan Davutoğlu, gerçekten de erdemli davranıp istifa ederek kalan haysiyet ve itibarını kurtarabilecek midir?
Devletin diz çökeceğini söyleyen Başbakan’a diyorum ki, devlet diz çökmez.
Devletin el-etek öpeceğini ileri süren Başbakan’a diyorum ki, devlet el de, etek de öpmez.
Devlet diz çökerse millet ricat edecektir.
Devlet zaafa düşer ve zayıflarsa milletin bozgun yaşaması kaçınılmaz olacaktır.
Siz bakmayın bugüne, tarihteki hiçbir Türk devleti, hamd olsun, ne zalimin karşısında diz çökmüş, ne de hainin karşısında iki büklüm olmuştur.
Bu, Türk milletinin şan ve şerefinin bir mükâfatıdır.
Diz çökseydik, el öpseydik, taviz verseydik; son yurdumuzda bağımsızlığımızdan bahsedemeyeceğimiz gibi, Tunceli diye bir ilimiz de olamazdı.
Bugün buradaysak, vehimlere teslim olmayan, vesvelere kanmayan, tehditlere kulak asmayan asil bir mücadelenin sonucu ve sayesindedir.
Bunun kıymetini bilelim, bunun fazilet ve mehabetini hep birlikte idrak edelim.
Etnik aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun Türk milletine ruh ve mana katan aziz ecdadımız bizlere gözümüz gibi bakacağımız bir vatan, üzerinde titrememiz gerek bir kardeşlik mirası bırakmıştır.
Bu kutlu vatan hepimizindir.
Türkiye 77 milyon Türk vatandaşının kutsal hazinesidir.
Nitekim herkes eşittir Türkiye’dir.
Büyük Türk milleti hepimizin iftiharı, hepimizin duası ve gururudur.
Acılarımız ortak, sevinçlerimiz ortak, dünümüz bir, geleceğimiz birliktedir.
Tunceli 81 vilayetimizden birisidir.
Elazığ neyse Tunceli odur.
Hakkâri neyse Ankara aynısıdır.
Bu topraklar Türk vatanının ayrılmayacak, kopmayacak birer parçasıdır.
O halde; kardeşçe yaşamak varken, el ele, gönül gönüle Allah’ın nimetlerinden nasiplenmek dururken; içimizi karıştırmaya çalışanlara niçin göz yumalım?
Oyunlara neden aldanalım?
AKP-PKK ittifakıyla sürdürülen ihanet müzakerelerini nasıl ve hangi vicdan körlüğüyle görmezden gelelim?
Eğer yanlışa suskun kalırsak; 16. Yüzyılda Türkçe yazan, Türkçe söyleyen rahmet ve şükranla andığımız Pir Sultan Abdal’a yarın mahşerde ne diyeceğiz?
İnsan sevgisiyle yanıp kavrulmuş, riyayı reddetmiş, kötü davranışı, kötü zannı yanından ve yöresinden kovmuş Pir Sultan Abdal’ın torunlarına insan canına kıyanlarla en ufak bir temas yakışır mı?
Unutmayınız ki, yavrusunu kaybetmiş bir koyunun dahi feryadını ciğerinde duymuş Pir Sultan Abdal hepimizin kutup yıldızıdır.
“Deniz çaldım asa ile, göğe ağdım İsa ile, Tur Dağı’nda Musa ile münacatta dura geldim” mesajındaki muhteşem feraset, enginlik, geniş görüşlülük ve kucaklayıcı tavır Pir Sultan’dan bizlere öğüt kalmıştır.
Kucağında aslanla ceylanı buluşturmuş Hacı Bektaş-ı Veli hepimizin özlemle andığı manevi büyüğümüzdür.
Kerbela’da şehit olmuş Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in elleri öpülesi büyükleri hepimizin içindeki yas ve acıdır.
Her seher yeliyle maneviyatımızın hisarlarında esen Allah’ın aslanı Hz. Ali bizimdir, insanlığa istikamet vermiş 12 İmam her şeyimizdir.
Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, kıblemiz bir, dinimiz bir, dilimiz bir, milletimiz bir, geleceğimiz bir ve aynıdır.
“Söyleşelim halden hale, dilleşelim dilden dile, biz gezeriz elden ele, taze açılmış gülüz biz” diyen Pir Sultan Abdal’ın uzlaşmaya, birliğe ve dirliğe davetine icabet ettik, buraya, sizlere geldik.
Başbakan’ın korku ve istismar kampanyasını yarıp muhabbet deryasından kana kana içmek için sizlerin konuğu olduk.
Bin çiçekten bir kovana bal işleten Rabbim’e şükürler olsun.
Kardeşliğimiz dünya durdukça yaşasın.
Kolumuza perde takarak bin derde uğratmak için fırsat kollayanlara hepimiz göğsümüzü gerelim.
Türkiye’yi yaşatalım, Türk milletini payidar kılalım.
Sözümüz Horasan erenlerinin gerçek sözüdür.
Sözümüz Pir-i Türkistan Hz. Yesevi’nin manevi sözleşmesidir.
Bu düşüncelerle konuşmamı bitirirken Tunceli’de yaşayan her kardeşimi bir kez daha sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Cenab-ı Allah yar ve yardımcımız olsun.
Sağ olun, var olun.
Ne Mutlu Türküm Diyene."