Meral Akşener ne yapmak istiyor?

Ruhittin SÖNMEZ

İYİ Parti lideri Sayın Meral Akşener’in 03 Mart Cuma günü yaptığı açıklama şok etkisi yarattı. Açıklamanın muhalefet tarafında, özellikle de CHP kanadında, bir moral çöküntüsü yarattı. 

Bu moralsizlik içinde CHP yönetimi çok temkinli bir üslup kullanırken, CHP’yi destekleyen yazar ve yorumcular ile taraftar vatandaşların bir kısmı adeta çıldırmış durumda. 

Meral Akşener ve İYİ Parti hakkında “ihanetten satılmış olmaya kadar” ağır sıfatlar kullanmaya başladılar. Resmi yetkililer değilse de sosyal medyada bazı İYİ Partililer de bunlara benzer üslupla cevap veriyor.

Bu tavır yanlış. Çünkü birbirlerine ne kadar kızarsa kızsınlar bu partilerin hem mevcut iktidarı yenmek ve hem de seçimi kazanırlarsa 6’li Masa olarak şimdiye kadar anlaştıkları temel politikaları uygulayabilmek için birbirine ihtiyaçları olacak. 

İYİ Parti 3. bir aday çıkarırsa ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. tura kalırsa CHP ve İYİ Parti adına aday olanlardan hangisi öndeyse diğer taraf kitlelerinin aynı adaya oy vermesi istenecek. Bu bakımdan hangi taraftan gelirse gelsin kırıp döken bir üslup hatalı.

Bu yüzden Millet İttifakı'nın (6’lı Masa’nın) bütün bileşenleri soğukkanlı bir şekilde değerlendirme yapmalı.

Süleyman Demirel’in “siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır” sözünü hiç akıldan çıkarmayalım.

Şu anda ittifak bileşenlerinin hedefi açısından ve siyasal denge açısından değişen fazla bir şey yok. Muhalefet kanadı aynı yerinde duruyor, Cumhur İttifakına geçen yok. 

İYİ Parti de diğer 5 parti de AKP ve Erdoğan’ın gitmesi, yerine parlamenter sistemin gelmesinde hemfikir. 

Fakat birlikte olmanın sinerjisi kayboldu. 

Cumhur İttifakının kazanma şansını artıran da işte bu sinerji ve moral kaybı.

*   *   *

MASA NEDEN DAĞILDI?

Millet İttifakı ve 6’lı Masa’nın mimarı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bu masanın çalışma usulü ve ilkelerini belirleyip diğer liderlere kabul ettiren de O. 

Bu ilkelere göre oy oranına bakılmaksızın bütün partiler eşit sayıldı ve bütün kararların oy birliği ile alınması benimsendi. Son toplantıya kadar da bu ilkeye harfiyen uyuldu.

CHP ve İYİ Parti'yi toplam oyu yüzde 5 etmeyen 4 parti ile eşit ağırlıkta sayan mekanizma zaten sorunlu idi. 

Demokratik teamüllere ve siyasetin tabiatına aykırı bu denklemin değişmesi gerekirken, CHP lideri tarafından oy birliği ile karar alma ilkesinin yok sayılması 6’lı Masa’yı yıkan temel sebep oldu.

6’lı Masa’nın çalışma ilkesine göre, diğer 5 liderin İYİ Parti lideri Meral Akşener’in veto yetkisini dikkate almaları gerekiyordu.

İYİ Parti’den yapılan açıklamalara göre; Kılıçdaroğlu ortak mutabakatı sağlayacak başka bir aday teklif etmek yerine “biz 5 parti olarak benim adaylığımı açıklarız” diye bir tavır koydu. Meral Akşener’in “o halde biz masadan kalkalım mı?” sorusuna da “siz bilirsiniz” cevabını verdi.

6’lı Masa’nın son toplantısında olan diğer her türlü tartışma konusu olaylar detaydan ibaret.

Ama sonuç masadaki bütün tarafların aleyhine oldu. Özellikle de bu defa tek adam rejimini sona erdirme; ekonomik, hukuki, demokratik bütün sorunların çözümü konusunda umutların en yüksek noktada olduğu bir anda Milletimizin aleyhine oldu.

Dönülmez bir noktada mıyız? Henüz değil.

Siyasette bazen bütün yolların kapandığını sandığımız, çözümsüzlükten başka sonuç görünmediği bir anda bir üçüncü yol bulunabilir ve bütün tarafların kazanacağı bir çözüm olabilir.

*   *   *

TEMEL ANLAŞMAZLIK NE?

Meral Akşener ve İYİ Parti’nin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsına karşı bir saygı ve güven eksikliği yok.

Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere 11 Büyükşehir Belediyesi'nin kazanılması iki partinin ve liderlerinin iş birliği modelinin yarattığı sinerji sayesinde mümkün oldu. Bence taraflar bu modeli devam ettirmek zorundalar.

Fakat İYİ Parti Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmanın mümkün olmayacağına inanıyor. En azından çok riskli buluyor.

Bir senedir 6 parti tarafından yapılan bütün değerli çalışmaların, belirlenen politikaların uygulanabilmesi Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılmasına bağlı.

Kamuoyu araştırmalarının hepsinde Kemal Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan çok daha az oy alacağını gösteriyor.

Özellikle Mansur Yavaş yüzde 50’nin epey üzerinde oy alarak ilk turda kazanabilecek bir aday. Ama Kemal Kılıçdaroğlu hiçbir ankette ilk turda kazanacak aday olarak gözükmüyor. Muhtemel adaylar arasında en düşük oy Kılıçdaroğlu’na çıkıyor. Aslında toplum içinde nabız yoklayan herkes bu gerçeği tespit edebiliyor.

Seçim 2. tura kalırsa HDP kilit parti olur ve AKP ve CHP’den en fazla kim taviz verirse onu destekleyebilir. 

İYİ Parti bu bakımlardan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığını hep açıkladı. Bu tavrı başından beri hiç değişmedi. Yani son açıklama sürpriz bir tavır değişikliği değil.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP ise aylar önceden Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve 2 belediye başkanının aday olmayacağının açıklanmasıyla zaman içerisinde oy oranının artacağını hesapladı.

Kemal Kılıçdaroğlu kendi ismini öne çıkararak “biz” yerine “ben” diyerek ve “Bay Kemal yapacak”, “Ben Kemal geliyorum”üslubu ile vaatlerde bulundu. Aday olduğunu söylemedi fakat aday gibi davrandı. Fakat bütün bu çabalarına rağmen anketlere göre Kılıçdaroğlu’nun oyu artmadı. 

Çünkü Türkiye’nin toplumsal fay hatları var. Deprem faylarını dikkate almadan inşa edilen şehirler ve binaların durumu ortada. 

Toplumsal fay kırıkları gerçeğini dikkate almadan üzerine siyaset inşa ederseniz akıbet aynı olur.

Ama Kılıçdaroğlu bu gerçeğe rağmen kendini o kadar angaje etti ki “aday değilim” diyemedi.

Kılıçdaroğlu, 6’lı Masa’nın son toplantısına kadar, resmen aday olmadı. Son toplantıya diğer 4 partiyi kendi adaylığına ikna etmiş olarak Masaya geldi. Meral Akşener de Kılıçdaroğlu’nun bu oldu bittiye getirme taktiğine karşı çıktı. Olanların özeti bu.

*   *   *

NOT: Bu konudaki fikirlerimi daha geniş şekilde Nokta TV’de 04 Mayıs Ana Haber bülteninde açıkladım. İnternetten izlenebilir.