Marsilyalılar ve magandalar

Mehmet YILMAZ

Önsöz: "Zorbalık, düzenbazların yardımıyla kurulur; onlarla savaşanlar nereye gidiyorlar ki? Ya mezara ya da ölümsüzlüğe."

Marsilyalılar 
(Marseyyez)

"durmayın, durmayın, vatan evlatları,
zafer kazanmanın zamanı geldi
zorbalar yine dikilmiş karşımıza,
çekmiş göğümüze kanlı bayrağını,
duyuyor musunuz, kırlarımızda, nasıl
böğürüyor vahşi yabancı askerler,
çoluk çocuğumuzu katletmek için 
yuvalarınıza kadar sokulmuşlar."

Fransa'da yüzyılların zulüm ve zorbalık düzeni Robespierre, "Dostum Mara", Danton ve arkadaşları tarafından yıkılırken, Paris Sarayı ve uzantıları, "lüküs hayatları"nın devamı için sadece içerideki entrikaları yetmeyince, kendileri gibi Fransa'nın ve Fransız halkının düşmanı zorba taht sahiplerini de Fransa'yı işgale çağırmışlar, onlar da seve seve bu davete uymuşlardı.

Ancak hesap edemedikleri şey, Fransız devrimcilerin bu eşkıyaya pabuç bırakmayacaklarını görememeleriydi. Robespierre ve arkadaşları, tıpkı bizdeki işgal yıllarında olduğu gibi, ki bazıları bu döneme özenle "mütareke" diye algı sapması yaratıyorlar, hem içerideki hainlere hem de işgalci güçlere karşı silah çekip, direnmeleri ve vatanlarını savunmalarıydı. Sonuçta işgalciler döktükleri kanların, yaktıkları canların ardından Fransa'dan defolup gittiler, "yerel saltanat" ahalisi de yüzyılların zulüm ve zorbalığının hesabını boyunlarını giyotine uzatarak verdiler.

Fransız devrimcilerini ve vatanseverlerinin kalplerindeki sesi ise istihkam yüzbaşı Roget d. Lisle ile getirmişti, o gün bugün sadece Fransa'nın ulusal marşı olmakla kalmayıp, dünyanın neresinde bir özgürlük kavgası olduysa, bu yolda ayağa kalkanların da şarkısı, türküsü, marşı sesi oluştur marseyyez.

Dün duyduk ki, maalesef püsküllü beyinli, yılan hoca dili bir kısım maganda, "keşke Yunan kazansaydı" demekten daha aşağılık olmayan bir akıl ve ağızla "insanlığın sesi" bir marşı okunurken yuhalamışlar!

Normal bir akıl, ahlak, vicdan sahibi bir insanı, romantik bir anda bir eşek anırması (ş burada şeddeli) bu kadar rahatsız etmez.

N'aparsın, Mustafa Sabri akıl ve ahlakı ile bu kadar oluyor...

Önce bir insan olarak, sonra da ve özellikle bir Türk olarak, "arkadaşım" Max Robespierre'den, "dostum mara"dan, yüzbaşı Lisle'den, Paris barikatlarında düşen en son insana kadar yapılan bu saygısızlıktan dolayı özür diliyorum.

Sonsöz, Robespierre der ki: "Yurttaşlar, halklar ve tek tek insanlar bilgeliğin sesini dinlemek için içlerine kulak vermelidirler."