Maden kazaları kader mi ihmal mi?

Nazım PEKER

Bu konunun uzmanlarının görüşlerine göre:

Türkiye maden ve iş kazalarında Avrupa’da birinci!.

Türkiye ucuz iş kazalarında da lider.

Türkiye ucuz ve basit insan ölümlerinde de maalesef lider konumunda.

Türkiye’yi 20 yıldır yönetenler, bu alanda gereken önlemleri almayanlar, kaza ve ölümleri "fıtrat" ya da "kader" olarak geçiştiremezler.

Tanrı aşkına şu tabloya bakar mısınız:

1983 Zonguldak: 103 ölüm, 1990 Amasya: 65 ölüm, 1992 Zonguldak: 263 ölüm, 1995 Yozgat: 38 ölüm, 2003 Ermenek: 10 ölüm, 2004 Kastamonu: 19 ölüm, 2009 Bursa: 19 ölüm, 2010 Balıkesir: 17 ölüm, 2010 Zonguldak: 30 ölüm, 2010 Edirne: 3 ölüm, 2013 Zonguldak: 8 ölüm, 2014 Soma: 301 ölüm, 2014 Ermenek: 18 ölüm, 2022 Amasra: 41 ölüm; 

Olmak üzere 935 can, bu kadar oğul, eş, baba maden kazasında ölmüşler.

Bizde maalesef, "az işçi ile çok üretim" planlanmıştır.

Ayrıca ucuz iş güvenliği ile daha çok üretim amaç edilmiştir.

Beyler, A gurubu riskli işlerde sık sık uzman denetimleri yapılmalı ve gerekli önlemler de alınmalıdır.

Ne yazık ki, bu denetimi yapacak İş Sağlığı Uzmanlıkları özelleştirilmiş ücretleri de kurumca ödenir hale getirilmiştir. Hangi uzman, parasını aldığı kurumu dört dörtlük denetlerler ve "senin şu şu eksiklerin var" diyebilir?

Bu denetleme işi, neden devletten alındı da özelleştirildi?

Kocaman bir soru işareti.

Bizde bu kazalar ve ucuz ölümler olurken, bizi kıskanan ve rafları bomboş olan Almanya’da en son maden kazası 1971’de olmuş. Tam 51 yıldır böyle bir kaza olmamış, ölüm de…

O günden bu güne neden kaza olmamış?

Çünkü Almanya ve gelişmiş ülkeler gereken önlemleri, fazlası ile almışlar da ondan.

Kaldı ki, 2019’da Sayıştay,  raporunda eksi 300 ve daha aşağı kodlarda metan gazı (Grizu) tehlikesine dikkat de çekmiş.

Bu ölümleri kader, fıtrat diyerek basitleştirmek ve olağanmış gibi göstermek bir acziyettir.

Sn. Erdoğan Soma’da kaza sonucu şehit olan 301 işçi için, “Bu işin FITRATI” derken, Amasra’da şehit olan 41 işçi için de "Biz kadere inanan bir inancın insanıyız: KADER" demiştir.

Oysa kader, her türlü önlemi almak, güvenliği oluşturmak ve buna rağmen kaza olursa işte buna KADER denebilir. Sizler kendiniz için gereken önlemleri zırhlı otomobiller ve sıkı bir güvenlik ordusuyla almaktasınız. Neden 'kader' deyip işi hafife almıyorsunuz?

Kader, insanların ölümü için, plan yapmaz. Plansız, önlemsiz insanların yönettiği ülkelerde ölümler, insanların ne yazık ki KADERİ olur.

Olaya değerli savcılarımız el koymuş ve hukuk işletilmiştir. Bundan sonrası değerli hukukçularımızın ellerindedir. En iyi sonucun, alınacağına inancım tamdır.

İş yerlerine, “Allah korusun!” tabelaları asmakla Tanrı korumaz azizim!.. Önce tedbir ve önlemini al ki, Tanrı seni korusun.

Siz dünya standartlarının ve işin gereği önlemleri almayıp, uzman görüşlerine itibar etmeyip kaza oluşunca da bu işin: FITRATI ya da KADERİ demek inanın Tanrı teâlâya da bir hakarettir.

Bizim orada bir güzel söz vardır: “Atını sağlam kazığa bağla sonra Tanrı’ya güven” diye.

Bu işe fıtrat, kader derseniz:

Kör topala; “Nasıl gidiyor?” diye sorar.

Topal da Köre: “Gördüğün” gibi der.

Bir daha kazanın olmaması, canların ölmemesi dileğimle:  yaralılar şifa bulsun, ölenlerin mekânı cennet, milletimizin ve ailelerinin de başı sağolsun...

Esen kalınız...