Kuşkuluyum

İzzettin ÖNCÜL

Afrin operasyonu belki bu yazı okunduğu günlere denk gelecek. Afrin operasyonunun yapılmasını desteklememe rağmen kuşkularım var. Önceden yapılan hataların faturasını ne yazık ki Türk milleti toptan ödeyecek. Bu operasyonun adı her ne kadar Afrin operasyonu olsa da Suriye ve Irak sınırları boyunca yayılma ihtimali çok büyük. Hatta bir provakosyanla Amerika ile kendimizi bir çatışmanın içerisinde bulabiliriz. Operasyon başladıktan sonra dıştaki ve içerideki Türk düşmanları Türkler Kürtlere soykırım yapıyor yaygarası koparacaklar. Bunun yanında içeride pusuda bekleyen bilcümle terör yandaşları bu hareketi derhal durdurun naraları ve bir kaç yerde terörün uyuyan hücrelerinin aktif hale getirilmesi Türk milletini zor duruma sokar. Bu olumsuzluklara şunu da ekleyebiliriz. AKP bu operasyonun başarısız olması ile gidecekse operasyon başarısız olsun diyenlerde olabilir. AKP’nin bir çok politikasına karşı birisi olarak şunu söyleyebilirim “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır."

Fetö veya diğer terör örgütleri üst düzey bir devlet adamına suikast düzenleyerek ülkemizde kaos çıkarabilirler. Bunlarla ilgili tüm önlemler tekrar tekrar gözden geçirilmeli. Kurt dumanlı günü sever. Operasyon başladıktan sonra asla zafiyet gösterilmemeli. Hedeften en küçük bir sapma milletin öz güvenini sarsar. Öz güvenin sarsılması barış masası adı altında Türkiye’nin bölünmesine götürür. Devletimizi yönetenler en kötü senaryoya göre hazırlıklı olmalı. En önemlisi içte tek vücut olmalıyız. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bu operasyonun başarılı olabilmesi için Türk devletinin yanında olduğunu dünya kamuoyuna haykırmalı. Hükümet ise tüm partileri bu karara ortak etmek için ana muhalefet partisini bilgilendirerek alınan kararın Türk milletinin ortak kararı olduğunu dosta düşmana göstermeli. Gün bu gündür. Gurura kibire gerek yok. Hele başarıdan Allah vermesin başarısızlıktan nasıl yararlanırım hesapları yapılmamalı. Türk milletinin istikbali 2019 seçimlerine heba edilmemeli. Zayıf, bölünmüş bir devletin başkanı kim olursa olsun adı Cumhurbaşkanı da olsa dış güçlerin oyuncağı olur. Türk milletinin istikbali her türlü hesabın üstünde tutulmalı. Zaten aksi davrananı tarihte affetmez, Türk milleti de affetmez.

Dışta ise özellikle başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ile işbirliğine önem verilmeli Türkiye dünya kamuoyunda işgalci bir devlet durumuna düşmemeli. Her şartta Suriye’nin toprak ve devlet bütünlüğüne saygılı olduğunu muhataplarına anlatmalı. Yaptığı askeri hareketle hem Türkiye’nin hem de Suriye’nin geleceğini kurtarmak için bu harekete mecbur kaldığını ifade ederek meydana gelebilecek eleştirileri ve engellemeleri en alt düzeye çekmeli.

Özellikle dil ve üsluba dikkat edilmeli aşağılayıcı dil kullanılmamalı. İmkânlar ölçüsünde süper güçleri ve bölgesel güçleri karşımıza almamalıyız. Şam’da Emevi Caminde namaz kılma gibi yanlışlardan kaçınılmalı. Süper güçlerin özellikle Amerika’nın ipi ile kuyuya inilmeyeceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Amerikan ipine sarılanların hâlâ dumanı tütüyor. Amerika, Saddam’ın Kuveyt’e saldırmasına göz yumdu sonra bin bir yalan uydurarak Irak’ı işgal etti.

Amerikan in bölgede ki bir kaç hedefi için her oyunu herkese oynayabileceğini unutmamalıyız. Kısacası İsrail’in güvenliği enerji kaynaklarının kontrolü ve silah sanayinin çarklarının rahat dönmesi vazgeçilmez bir durumdur.

Saydıklarımın gerçekleşmesi için Asya’da etnik ve inanç çatışmalarının hiç bitmemesi gerekir. Akan her damla kan Amerika için dolara dönüşür. Gerisi hikaye.