Kurultay ve liderlik sınavı

Ruhittin SÖNMEZ

İYİ Parti’nin 2 Ağustos tarihinde yapılacak 4. Olağanüstü Kurultayında, çarşaf liste uygulamasının yapılacağı açıklandı. Bu karar İYİ Parti lideri Meral Akşener’in tercihi olarak alındı.

Parti tabanında çok yaygın olarak, kurultayda çarşaf liste uygulanması talebi vardı. Akşener tabanda oluşan bu yoğun talebi gördü. Böylece kurultayda delegeler, Genel İdare Kurulu (GİK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyelerini çarşaf liste yöntemi ile seçecek. 

Yani GİK ve MDK üyeleri Genel Başkan tarafından hazırlanan bir blok listenin oylanması ile yapılmayacak.

“Herkes özgür iradesi ve isteği ile aday olma imkânına kavuşacak” ve bu adaylar arasından delegenin en çok tercih ettiği kişiler seçilmiş olacak.

İYİ Parti’nin partileşme sürecinin başından beri işin içinde olan ve tabanı yakından tanıyan bir kurucu üyeyim. Parti tabanını oluşturan gönüllülerde budemokrasi talebini hep gördüm ve bu beni hep ümitlendirmiştir.

Tıpkı, Atatürk’e bile kendi iradesini devretmekten sakınan ilk BMM milletvekilleri gibi, Genel Başkan dâhil kimseye iradesini teslim etmemek azminde olan bir kitle bu.

Kimse demesin ki “Partinin kurucuları ve üst kurul delegeleri çok demokratik seçimlerle mi geldi ki, onların bu talepleri demokratik olsun?”

İlk Meclis üyeleri de, günün zor şartlarında bildiğimiz demokratik usullere pek benzemeyen usullerle seçilmişti. Beşte biri de son Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleriydi.

Ancak Meclis'in mutlak üstünlüğü, tek karar mercii olması ve yetkilerinin devredilemezliği noktasında çok hassastılar. Ankara’da düşmanın top seslerinin duyulduğu savaş döneminde bile Mustafa Kemal Paşa’ya dahi olağanüstü yetkiler verilmesine karşı çıkıyorlardı.

İlk Meclis Kurtuluş Savaşımızı kazanan Meclis’ti. İlk Meclis üyeleri çok değerli hizmetler yaptı ve tarihe altın harflerle geçti.

***

İYİ Parti Türk Milletine adalet ve demokrasiyi vaat ediyor. Genel Başkan Meral Akşener bu kavramları önce parti içerisinde gerçekleştirmek üzere çarşaf liste uygulanması kararını aldı.

“Çarşaf liste yöntemi”nin uygulanması kararı alması tabanı rahatlattı.

Yöneticiler daima imtihanlardan geçerek lider olurlar. Siyasi Parti Genel Başkanlarının partideki gücünü tahkim etmek açısından en büyük sınavları da kurultaylardır.

Kendi tabanından korkan, tabanının ferasetine güvenmeyenler lider olarak kendilerini kabul ettiremez. Akşener’in liderlik kumaşını bilen biri olarak, O’nun başından beri savunduğu parti içi demokrasi kanallarını açması beni hiç şaşırtmadı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu hamlesiyle “doğru işi yaptı.” Çoğu partilinin endişe ile beklediği kurultayın bir şölen havasında geçmesinin yolunu açtı.

İşi doğru yapmak (düzgün bir kurultay yapmak) “yöneticilik” özelliğidir.

Doğru işi yapmak (Kurultayın partinin gelişmesine hizmet edecek şekilde yapılması) bir “liderlik” vasfıdır.

*******************************************

LİDERLİK ÜZERİNE

“Liderlik kavramının tanımlanması gerçekten zordur. Çünkü liderlik içinde kısmen bilimi, kısmen sanatı, kısmen doğuştan gelen yeteneği ve kısmen de şansı içinde barındıran bir kavramdır.

Yönetici ile lideri birbirinden ayıran çok çeşitli tarifler yapılmış. Benim en çok beğendiğim tariflerden ikisi şöyle:

“Yönetici işi doğru yapana, lider ise doğru işi yapana denir.”

“Yönetici duvara dayanmış merdiven vasıtasıyla binanın çatısına çıkacak ekibi, en güvenli ve en hızlı bir biçimde çatıya çıkaran kişidir. Lider ise merdivenin doğru duvara dayanmasını sağlayan kişidir.”

Genel kabul görmüş olan görüşe göre liderlik vasıflarının içinde genetik olanlar vardır. Ancak birçok liderlik özellikleri geliştirilebilir.

Liderde bulunması gerekli ilk üç vasıf olarak Karakter (Güven sağlar), Bilgi (anlamayı sağlar), İkna Gücü (iletişim ve anlaşılmayı sağlar) sayılabilir.

Liderden beklenenlerden en başta geleni değerlerin ve önceliklerin seçimi olsa gerektir. Seçtiği değerlerin ışığında belirlenmiş hedeflereyöneltmesi ve sonuçlara odaklanması liderlik özelliklerinin olmazsa olmazlarıdır.

Hadis-i şerifte “İki kişi bir yola gidecek olsanız birinizi lider seçiniz” diye özetlenebilecek bir tavsiyede bulunulmuş. Bu tavsiye modern yönetim bilimine de oldukça uygun. Zaten genellikle lidersiz topluluklarda veya kurumlarda kaos yaşanır ve çoğunlukla sonunda bir lider çıkar.

Yani ister iki kişilik, isterse milyonlarca kişilik toplulukları yönetsin, ister dernek başkanı, ister şirkette bir ekip başı veya genel müdür olsun veya ülkeyi yöneten başbakan, cumhurbaşkanı olsun her bir yönetici lider olabilmelidir ki o kurumlar daha iyiye ve mükemmele doğru gelişebilsin.

Lider olmak kadar, lider kalmak da önemlidir. Liderin karizması ve kitleleri sürükleme kabiliyetinin devamlılığı, kendisine duyulan güvene bağlıdır.

Güvenin devamı ise inandığı/ inandırdığı değerlere sadakati ve bu değerlere varmak için duyduğu heyecanını kaybetmemesi ile mümkün olabilir.

Belirli makamlara gelen ve lider kabul edilen kişilerin zaman içinde dile getirdikleri değerlere uygun yaşamadıkları, toplumsal/ kurumsal hedeflerinin yerini şahsi ve maddi hedeflere bırakmasıyla kitleleri elektriklendiren heyecanlarını kaybettikleri görülmüyor mu?

Bu değerlerin yerine bazı şahsi ve maddi hedeflere ulaşmak yerleşmişse, insanların kulaklarına ve gözlerine hitap edip, gönüllerine hitap edemez hale gelmişseniz lider olmanız artık mümkün değildir.

Zira insanlar çok iyi bilirler: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” 

Ve pusulasının yönünü, değişmez hakikatler değil, süfli emellerin mıknatısı ile belirleyenler lider olamazlar.

NOT: Bu yazının 2. bölümü 10 Mart 2007’de yazılmış ve yayımlanmıştır.