Kur’an okumak farzdır.
Kur’an hayatı yaşamanın yolu, öncelikle Kur’an’ı okumak, öğrenmek, anlamaktan geçer. Allah ile bağ kurmanın tek yolu Kur’an’dır. Bu konuda Allah’ın elçisi Hz. Muhammed, “Kur’an’dan habersiz olan Allah ile irtibatını koparmıştır.” Buyurmuştur.
Allah ile gerekli bağı kuramayan Müslüman eksik Müslümandır. Birileri İslam’ın beş şartı vardır demişler. Çok eksik demişler. Bunlar temel ibadetler. İslam’ın esasına götüren yollara hazırlıktır. Yol bile değildir. Camilerde vaazların konusu sadece namaz. Tereciye tere satıyorlar. Adam camiye gelmişse namaz kılmak için gelmiştir. Başka konu mu kalmadı. Namazla yatıp namazla kalkıyorlar. Namaz görüntüsü verdin mi Müslümansın. İslam’ın bütün değerlerini namaz hallediyor. Müslümanın bütün yanlışlıklarını da namaz örtüyor. Baş örtüsünün örttüğü gibi.
Müslümanlara sürekli namaz, orucun farzı anlatılınca; Kur’an okumayanlarda, ben bu ikisini yapıyorum haç ve zekât için param zaten yok, kelime-i şehadet de söylüyorum, beş şart tamam. Yeterli deyip rahatlıyor.
Kur’an’ın hangi ayeti veya harfi farz veya şart değil. Müslüman hangisinden muaf. Bilenlerden öğrensek de rahatlasak. Kur’an’ı Büyük okyanus kabul edersek, Müslümanlar deniz kenarında gördüğü kadarıyla yetinmeye çalışıyor. Kur’an okyanusundan haberi yok. Bu habersizlik İslam aleminde Kur’an hayatı yaşanmaması neticesini doğuruyor. Müslüman toplumlarındaki çalkantıların, ezilmişliklerin, tek adam rejimlerinin, fakirliklerin, insan haklarının olmayışlarının, emperyalist güçlerin egemenliğine boyun eğmeleri, işin ehline verilmemesi, ahlaksızlık, kayırma, adaletsizlik gibi olumsuzlukların tamamı, Müslümanların Allah nezdinde hakkını hukukunu bilmemelerindendir.
Müslüman, birey ve toplum olarak insanca nasıl yaşanacağını, haklarının idareciler ve Allah nezdinde ne olduğunu ancak Kur’an’ı okuyup anlayarak öğrenir. Gücü elinde bulunduranların öğretileri kendi menfaatlerini pekiştirme amaçlı olup, bu yolda ayetleri kendi gayeleri doğrultusunda eğip bükerler.
Bu bağlamda tarikat, cemaat liderlerinin söyledikleri, hatta Türkiye’de İktidar borazanlığı yapan Diyanetin söyledikleri Allah’ın kitabı, Kur’an’ın önüne geçmiştir. Bu sebeple Müslüman, gerçek kaynak olan Kur’an’ı öğrenip okuması ve anlaması şarttır, farzdır. Din Allah tarafından konulandır. Hükümlerin kaynağı Allah’tır. Peygamberler dahil kimsenin dini hüküm koyma yetkisi yoktur.
Kur’an’ın anlaşılması da ancak anladığı bildiği dille okumakla olur. Ana dili Arapça dışında olanlar, Arapçaya hakîm değilse; kendi dillerinde yapılan meal ve tefsirlerden Kur’an’ı okuması öğrenmesi gerekir. Kur’an’ın okunması ve anlaşılması farzdır. Bu konuda çok sayıda ayet bulunmaktadır. Aşağıdaki ayetler gayet açıktır.
Kasas suresi 85.ayet: Resulüm! Şüphesiz Kur’an’ı sana indirip onu okumayı, tebliği ve gereğince amel etmeyi farz kılan Allah, seni mutlaka dönülecek yere tekrar döndürecektir…
Neml suresi 92.ayet: …Bir de bana Müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. .
Yunus suresi 3. Ayet: Bu Kur’an Allah’tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir; o, kendisinden önceki kitapları doğrulamakta ve konulmuş olan (farz) hükümleri açıklamaktadır; bunda kuşku yoktur, o alemlerin rabbindendir.
Kamer suresi 17-22-32-440. Ayetler: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alacak kimse yok mu?
Allah ayetlerinde Kur’an okumayı, düşünmeyi, öğüt almayı, Kur’an’la amel etmeyi emrediyor. Allah’ın emirleri farzdır. Okumak sünnet, dinlemek farz denilmesi; okumayı bilmeyenler içindir. Okumayı bilenler bu farzı yerine getirecektir. Okumayı bilmeyenlere öğretmek ve anlatmak sünnettir.
Dikkatimi çeken bir durumu ifade etmeden geçemeyeceğim. Camide namazı beklerken, Cuma namazında hutbe okunurken, telefonuna gelen mesajı anında okuyan, namaz bitimini bekleyemeyen Müslümanlar; Allah’tan gelen 6236 mesajı (ayeti) okumak için hiç acele etmiyorlar.
Allah’ın mesajlarının bir arkadaşın bir tanıdığın mesajları kadar mı değeri yoktur. İnanmayanların değil, inandığını söyleyen Müslümanlar hiç düşünmezler mi? Öğüt almak için beklenen nedir?
Peygamberimiz yaşarken Müslümanlar, sık sık O’nun rehberliğine başvururlardı. Öldükten sonra baş vuracağımız tek rehber Kur’an’dır. Kur’an baş köşe de asılarak rehberlik yapamaz. Onun rehberliği okuyup anlayarak olur. Kur’an’da iman, itikat, amel konularında ne ararsan var. Başkalarından duyumlarla değil, kaynağına inerek İslam’ı öğrenmek en doğrusudur. Zor değil. Allah, sizin için kolaylaştırdım diyorsa kolaydır. Okuyunca göreceksiniz. Okudukça tekrar okuma ihtiyacı hissedeceksiniz.
Öyle ise hemen başlayalım. Ramazan ayında okumak için fırsatımız çok olacaktır. Eksik bıraktığımız bir farz da tamamlanmış olacaktır. Okudukça daha önce başlasaydım diye bana da dua edeceksiniz.
Selam ve dua ile
Nurettin Bölük 22.02.2026