Kula vefası olmayanın Hakk'a vefası olmaz...

Faruk YÜCER

Bugün duyduğumda beni derecesiz üzen bir konuyu ele alacağım.

Bu nedenle de yazımın başına, Mevlana’nın meşhur sözünü aldım.

‘Tarih bir milletin hafızasıdır!’ hükmünü herkes kabul eder.

Onun için ’Geçmişini hatırlamayanlar, onu yeniden yaşamaya mahkumdur.’

Bizde tarihçiler, genelde kroniklerin izinde gitmeyi yeğlemişler. Hanedanın zaferleri, yönetenlerin hayatı ve olağan üstü kahramanlıkları…

Sebep-sonuç ilişkisiyle beraber, sorgulayan modern tarihçiliğin; tarihin kutbu ünvanını hakkıyla hak eden, Rahmetli Halil İnalcık Hoca, Fuat Köprülü ile başladığını ifade eder. Ö. Lütfi Barkan, İ. Hakkı Uzunçarşılı, Z.Velidi Togan bu geleneğin temsilcilerinden bazılarıdır.

Çağımızda artık, küçük büyük herkes, istediği bilgi ve belgelere anında ulaşabiliyor. Eskiden tek ses radyo, tv, birkaç gazete vardı.

Özellikle sosyal medyayı artık kimse görmezden gelemiyor. Her ne kadar engellenmek istense de!

İşte bize; 'gerçek olamaz, mümkün değil!’ dedirten olay ve haber…

Öncelikle olayın kahramanı MİRALAY REŞAT ÇİĞİLTEPE’yi kısaca hatırlatmak istiyorum.

Tanzimat’ın önemli üçlülerinden (Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa) Terkib-i Bend üstadı, sözleri günümüzde hala darbı mesel olarak kullanılan Ziya Paşa’nın oğludur. Yüzlerce sözü arasından birisini almak yeterli olur sanırım;

‘Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar

Katır mühürdar oldu, eşek defterdar.’

Reşat Bey, Harp Okulunu bitirdikten sonra orduya katılır.

Olağanüstü cesaret sahibi, vatansever bir Türk subayıdır.

* Trablusgarp savunmasında,

* Osmanlı tarihinin en acı ve en kara olayı Balkan Savaşında (1912-1913) bulunur.

* Yanya savunmasında yaralanır…

* Çanakkale Savaşlarının efsane komutanlarından biridir.

* MUŞ, Rus ve Ermeniler tarafından işgal edilir. Halk inanılmaz işkence ve katliama uğrar. Reşat Bey 17. Alay komutanı olarak, işgale son vermek için görevlendirilir ve Muş ve yöresi işgalcilerden temizlenir.

* 53. Tümen komutanı olarak, Suriye cephesindedir.1918-1919’da İngilizlere esir düşer. Esaretten kurtulur kurtulmaz, Anadolu’ya  geçer, Milli Mücadele  için.

* 21. Tümen komutanı olarak, İnönü ve Sakarya savaşlarında görevlendirilir.

*Ve bizzat   Gazi Mustafa Kemal  Paşa  tarafından ; 57. Tümen komutanı olarak  stratejik öneme haiz olan Çiğiltepe’nin ele geçirilmesi için görevlendirilir.

Büyük Taarruzun kaderi adeta bu tepeye bağlıdır. Bunun için Yunan komutan Trikupis olanca gücünü buraya yığmaktadır.

Gazi cephede sabırsızdır. Reşat Bey’e saat 10.30’da telefon eder ve hala tepenin niçin ele geçirilemediğini sorar.

Cevap: "Yarım saate kadar  alacağız".

M.Kemal Paşa saat 11.00’de tekrar arar. Bu sefer karşısında Reşat Bey’in emir subayı vardır.

Hüzünlü bir sesle: "Komutanım size bir not bırakarak intihar etti." der.

Notta: "Sözümü tutamadım. Artık yaşayamam." yazılıdır... Gazi, gözyaşlarını saklayamaz…

Ve 11.45’te ÇİĞİLTEPE alınır..

Bir vefa örneği olarak ATATÜRK Reşat Bey’e ÇİĞİLTEPE soyadını vermiştir.

Zamanla bu kahramanın adı Ankara Mamak’ta bir ortaokula verilir. Ne güzel değil mi?

Evet, güzeldi de hele şimdiye bakalım !

Okul yıpranmıştır. Bir hayırsever okulun bakımını üslenir. Yetkililerimiz  hemen Reşat ÇİĞİLTEPE levhasını indirip yerine "Turhan Polat"  ismini kondururlar.

İşte Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın, bu ülke için, önce defalarca kan; sonra da can veren kahramanı ÇİĞİLTEPE’ye reva gördüğü durum. Evet tamirat 5 milyona yapılmış…

Bu satırları kaleme alırken, inanın ellerim titriyor, kabullenemiyorum, "olamaz" diyorum; ama olmuş.

Bu milletin anasına küfreden  bir müteahhidin, bir kalemde 422 milyonluk vergi borcunu silen aziz kadim devletimiz,  5 milyonu bulamadı mı acaba da (!) bu vatan evladının adını indirdi!

Yanlışlar yapılıyor. Daha önce de Milli mücadele düşmanı, Damat Ferit hükümetinin vazgeçilmez Şeyhülislam'ı, İngiliz muhiplerinin yılmaz savunucusu, Türk’ün ölüm fermanı SEVRİ imzalayan, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyin bizzat; Atatürk ve arkadaşlarının idam fetvalarını da Dürrizade Abdullah ile veren, Mustafa Sabri’nin adı, Tokat’ta bir okula verilmiş, tepkiler neticesinde karar geri alınmıştı.

Sayın Milli Eğitim Bakanı’mız bu yanlışa "dur" der mi bilemiyorum!

Bir de yeri gelmişken öğrenmek isterim. Acaba Muş’un düşman işgalinden kurtarılmasını sağlayan bu aziz kahramanın adı bu ilimizin bir yerinde yaşatılıyor mu?

Sayın Bakan atandığı zaman, hemen herkes olumlu karşılamış, prensip sahibi bir eğitimcinin bu dönemde güzel işler yapacağını sanmıştı.

Ama görüyoruz ki, inisiyatif kullanma gibi bir derdi yok. Danıştay Andımızın kaldırılması kararını iptal etti, Bakanlık hala uygulamadı, üstelik iptal kararına da itiraz etti.

Artık  milli bayramlarımız gereği gibi kutlanıyor mu?

Müfredatlardan ATATÜRK ismi habire budanıyor mu ?

Hata ediliyor:

Eskiden sadece dini bayramlar, mesajlarla kutlanırdı,şimdi  ise bütün milli bayramlar halk nezdinde kutlanıyor, niçin acaba?

Anıtkabir’e gitmemek için bazı yetkililer hasta oluyor, ama milyonlar ATA’sına  koşuyor. Niye ki!

Bunların görülmesi lazım artık…

Arzumuz ahde  vefa… Tarihi, milli değerlerimize gerekli özenin gösterilmesi.

Zira: ‘Tarih kendini unutanları affetmez, kendinden ders alanları da ödüllendirir.’ deniyor. Yanlış mı?

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE…