Korku nereye kadardır?

Neşe DİLEKÇİOĞLU

Korkunun insanı bir duygu olduğunu biliyoruz.

İnsanın güç gösterisinde karşısındaki insanı korkutarak istediğini elde etme çabasını insani bulmadığımı söyleyebilirim..

Ancak korkutanı insani bulmam..

Gücü elinde bulunduranlar yönetimi sevgi üzerine , insana hizmet üzerine neden kurmazlar anlamış değilim...

İnsana hizmet et ki Devlet yaşasın fikrinden gelinen nokta ,insanı korkut ki yaşayım ayakta kalayıma dönüştü..
Hayvanlar alemini incelediğimizde karşımıza çıkan şey hayvanlar rakiplerine saldırmadan önce etrafında dönerek ben senden güçlüyüm aklın varsa kaç girişiminde bulunuyorlar..Bunu daha çok kolonilerine yabancı biri girmek istediğinde güçlünün kendisi olduğunu göstermek için yapıyorlar..

Yenmemek için yiyeceksin mantığı hayvanlar aleminde var yani.. 

Belgesellerde izlediğimde zayıf çelimsiz hayvanların karşındakine güçlü görünmek için şişindiğine çok şahit oldum. 
Hatta öyle ki sürünün içinden en zayıf halkayı koparmak isteyen ormanın kralı Arslan 'ın Bizon ların birlik olarak geri dönüp yavruyu arslanın ağzından boynuz darbeleriyle aldıklarını ,ormanın kralını kaçırdıklarını da gözlerimle gördüm...

Hayvanlar alemi güçlüden yana gözükse de birlik olduklarında güçlüyü  hakladıklarını görmek gerçekten ilginç. 
İnsanlar alemine gelirsek. 

ALLAH sana akıl verdim kullan yaa kulum diyor..

Akılla yönetemiyor daha akıllılar çıkıyorsa insanın karşısına ,o zaman  bileğini bükemediğini elindeki gücü kullanarak korku yöntemiyle pes ettirmeye çalışırsın ..

Bu bir müddet etkili görünse de aklının ve bileğinin güçlü olduğunu düşünen insan bu durumda korkar mı?

Ya da ne kadar siner?

Alt edeceğini biliyorsa hele..

Birlikte hareket edebilmenin anlamı ve önemi burada üste çıkıyor. 

Korkuyu yenerek bir adım öne çıkanın yanında zincir oluşturuyorsan işte o zaman korku refleksini yendiğini görüyorsun. 

Kötülüğe karşı duranın gücü , iyilerin yanında saf tutarak daha da artıyor..

Zulme  ve zalime direnmenin gönül huzuru işte o zaman korkuyu yeniyor. 

İnsanoğlu biliyor ki uzun müddet sürmez korkuyla yaşamanın pısırıklığı ..

Cesareti kadar yaşar insan..

Cesaretin yoksa eseratin başlar..

Esaret insanın başına bir geldi mi gitmez kolay kolay. 

Buna da zaten yaşamak denmez..

ALLAH yalnız mazlumun yüksek sesini seviyorsa. 

Mazlumlarin seslerinin yükselmesinde ALLAH ın payı ve gücü vardır ..

Korku yanlış bişey yaptığında ortaya çıkan sonuçtur..

Yanlış bişey yapmayan insanın, insandan korkusunu neyle izah  edebiliriz peki . 

O halde korkularını yen. 

Ve mazlumların yüksek sesi ol..

O seste RABBİN var..

Bir tek ona karşı günah işlemekten kork..

Korkularını yendiğinde herşeyin daha güzel ve İYİ olduğunu göreceksin..

Yürümeden menzile varılmaz ..

Tünele bak orada aydınlığında olduğunu ,karanlıktan çıkışın kendi elinde olduğunu da görmelisin..

İnsanca yaşamanın şifresini de  o zaman çözeceksin.. 

Önce kendi gücüne inan ..

Sen istemedikçe kimse seni yenemez..

Hele istiklâl marşımız korkma diye başlıyorsa..

O halde korkma..

Şah Hatayim.. 
Der sırrını.
Meydana verdim serimi  
Nesimi gibi derisin. 
Yüzen gelsin.. 

İşte meydan...